Filtreler
Serum TNF-? ve İL-8 düzeylerinin prostat kanserli hastalardaki tanısal değeri

Erol, Bülent | Dönmez, İbrahim | Mungan, Görkem | Cam, Murat | Tokgöz, Hüsnü | Mungan, Necmettin Aydın

Other | 2008 | Türk Üroloji Dergisi/Turkish Journal of Urology34 ( 3 ) , pp.295 - 299

Bu çalışmamızda prostat kanserinde PSA’ya ek olarak TNF-? ve IL-8’in tanısal değerinin olup olmadığının araştırılmasını amaçladık. Bu çalışmaya Ocak ve Aralık 2005 tarihleri arasında ZKÜ Tıp Fakültesi üroloji polikliniğinde PSA yüksekliği nedeniyle prostat biyopsisi planlanan toplam 37 hasta alındı. Hastaların TNF-? ve IL-8 düzeyleri her hasta için iki adet 100 µL serum örneği alınarak ve Immulite® IL8 ve Immulite® TNF-? kitleri kullanılarak pg/ml biriminde ölçüm yapıldı. BPH ve Prostat kanserli grupta TNF-? ve IL8 değerleri karşılaştırıldı. Ayrıca kanserli grupta Gleason skoru ile bu ölçütler arasındaki korelasyon incelendi. Prosta . . .t kanseri olan grupta (n=20) IL-8 düzeyleri 5.0 pg/ml ile 46.2 pg/ml arasında ve ortalama 12.1 pg/ml, TNF-? düzeyleri ise 4.0 ila 10 pg/ml arasında ve ortalama 5.64 pg/mL olarak saptandı. BPH grubunda (n=17) ise bu düzeyler IL-8 için 5.0 ila 27.4 pg/ml arasında ve ortalama 9.094 pg/ml, TNF-? düzeyleri ise 4.0 ila 9.0 pg/ml arasında ve ortalama 5.46 pg/ml olarak tespit edildi (p>0.05). Gleason skoru ve bu ölçütler arasında istatistiksel olarak korelasyon saptanmadı. Çalışmamızdan BPH’lı ve prostat kanserli hastaların serum TNF-? ve IL-8 düzeyleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı farklılık saptanmamıştır. TNF-? ve IL-8’in prostat kanserli hastalarda tanısal değerinin olmadığı düşünülse de, TNF-? ve IL-8’in prostat kanseri patogenezindeki rolleri ve prostat kanseri seyrindeki belirleyici yerleri farklı evredeki hasta grupları ve daha geniş serilerde araştırılmalıdır. Introduction: In this study, we aimed to evaluate TNF-α and IL-8 levels in patient with prostate cancer as diagnostic tools additional to PSA. Materials and Methods: In this current study, we included a total of 37 patients who were planned to undergo prostate biopsies in Department of Urology of Zonguldak Karaelmas University due to having high PSA levels between January and December 2005. Two samples of serum each containing 100 µL plasma were collected from each patient in order to measure TNF-α and IL-8 levels by using Immulite® IL8 and Immulite® TNF-α immunometric assays and results were given in pg/mL unit. TNF-α and IL-8 levels were compared in groups of BPH and prostate cancer. Additionally, Gleason score and those parameters were compared within prostate cancer group. Results: IL-8 levels were between 5.0 pg/mL to 46.2 pg/ml and mean IL-8 level was 12.1 pg/ml; TNF-α levels were between 4.0 pg/ml to 10 pg/mL and mean TNF-α level was 5.64 pg/ml in prostate cancer group (n=20). IL-8 levels were between 5.0 pg/ml to 27.4 pg/ml and mean IL-8 level was 9.094 pg/ml; TNF-α levels were between 4.0 pg/ml to 9 pg/mL and mean TNF-α level was 5.46 pg/ml in BPH group (n = 17) (p>0.05). There was no statistical corelation detected between Gleason score and those parameters. Conclusion: There were not any significant statistical difference in TNF-α and IL-8 levels between patients with BPH and prostate cancer. IL-8 and TNF-α do not seem to diagnostic value in patients with prostate cancer. However, the role of TNF-α and IL-8 in prostate cancer etiology and their roles in diagnosing prostate cancer and prognosis of prostate cancer should be investigated in larger series Daha fazlası Daha az

Selim prostat büyümeli hastalarda transizyonel zon indeksinin yeri ve önemi

Bayar, Deniz | Erol, Bülent | Altınel, Mert | Dönmez, İbrahim | Özgök, Yaşar

Article | 2008 | Türk Üroloji Dergisi/Turkish Journal of Urology34 ( 3 ) , pp.340 - 344

Transizyonel zon indeksi (TZI), Selim Prostat Büyümesi (BPH) tanısında ve belirtilerin değerlendirilmesinde kullanılan bir ölçüttür. Bu çalışma Alt Üriner Sistem Belirtileri (AÜSS) nedeniyle başvuran olan hastalarda yaş, Uluslarası Prostat Semptom Skoru (IPSS), Pik İdrar Akım Hızı (PİAH) ve Prostat Spesifik Antijen (PSA)’in TZI ile karşılaştırılması ve aralarında istatistiksel olarak anlamlı bir korelasyon olup olmadığının değerlendirilmek üzere planlandı. Çalışmaya hastanemiz üroloji polikliniğine AÜSS nedeniyle başvuran 81 erkek hasta alındı. Hastaların yaş, IPSS, PIAH ve PSA değerleri belirlenerek bu değerlerin TZI ile korelasyon . . .u araştırıldı. Ayrıca yaş, IPSS ve PSA değerleri kendi aralarında gruplandırılarak her biri önce TZI ile daha sonra TZI sabitlenerek kendi aralarındaki istatistiksel analizleri yapıldı. Hastaların ortalama yaşı 62,6±8 yıldı. Hastaların TZI değerleri ile yaş, IPSS skoru ve PSA değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönde korelasyon ve PİAH değerleri ile istatistiksel olarak anlamlı negatif yönde korelasyon saptandı ( Daha fazlası Daha az

Erkek infertilitesinde rekonstrüktif cerrahi: Teknik ve prediktif ölçütler

Tezer, H. Murat | Güven, Selçuk | Ersay, Ahmet | Erol, Bülent | Kadıoğlu, Ateş

Article | 2006 | Türk Üroloji Dergisi/Turkish Journal of Urology32 ( 3 ) , pp.319 - 326

İnfertil erkeğin değerlendirilmesinde amaç, infertilite etiyolojisinin açıklanması ve etiyolojiye spesifik tedavinin planlanmasıdır. Spesifik tedavi yapılamadığında üremeye yardımcı tekniklere başvurulmaktadır. Ancak erkek infertilitesinin etiyolojiye spesifik tedavisi, üremeye yardımcı tekniklere göre hem maliyet/fayda açısından daha avantajlı, hem de oluşan gebelikler üremeye yardımcı tekniklerin riskinden uzak olmaktadır. Sperm taşıyan kanalların obstrüksiyonu, erkek infertilitesinin düzeltilebilir sebepleri arasında yer alır ve tedavi seçenekleri, obstrüksiyonun lokalizasyonuna göre değişmektedir. Distal ejakülatör kanal patoloj . . .ilerinde TUR-ED, proksimal obstrüksiyonlarda ise rekonstrüktif cerrahi (vazovazostomi/epididimovazostomi) birinci seçenek tedavilerdir. Operasyon sonrasında tekrar obstrüksiyon gelişebilme ihtimali bulunduğundan hastalara perop sperm dondurma önerilmektedir. Duktal sistemin rekonstrüktif cerrahisi yıllar içinde teknik olarak gelişme gösterirken, bu gelişmeye paralel olarak ameliyat başarısında da artış sağlanmıştır. Ameliyatın başarısı duktal açıklığın (patens) ve gebeliğin sağlanmasıdır. Cerrahi tekniklerdeki dönüm noktası, ameliyat mikroskobunun kullanılmasıdır. Ameliyat mikroskobu ile obstrüksiyon daha iyi yerleştirilebilirken, anatomiye uygun anastomozlar yapılabilmektedir. Sonuçta ameliyat başarısı da artmaktadır. Ameliyatın başarısı, tekniklerdeki gelişmenin yanında ameliyat için doğru hastanın seçilebilmesine bağlıdır. Yapılan çalışmalarda ameliyat başarısını öngörebilmek için ölçütler belirlenmeye çalışılmış, ameliyat öncesinde ve ameliyat sırasında bazı ölçütlerin prediktif önemi olduğu belirtilmiştir. Introduction: The aim of infertile male evaluation is to unveil the etiology of infertility and plan the specific treatment according to the etiology. In case there is not a specific treatment the aim is to refer to assisted reproductive techniques. However the etiology specific treatment of male infertility, compared to the assisted reproductive techniques is more cost effective and it does not have the risks of assisted reproductive techniques. Materials and Methods: The obstruction of the sperm ducts is one of the correctable causes of male infertility and the treatment varies according to the localization of obstruction. When there is distal ejaculatory duct pathology the treatment choice is TUR-ED while in proximal ejaculatory duct patologies reconstructive treatment is the preferred choice (vasovasostomy/epididymovasostomy). Peroperative semen freezing is offered to the patient as there is a risk of recurrence. Results: The reconstructive surgery of ductal system has been improved through years and so has the operation success. The success of the operation is to provide a ductal patency and pregnancy. The milestone of operative technique is the use of the microscope. With the use of the microscope the obstruction is localized more effectively and the anastomoses are made according to the anatomy. Consequently, the success of the operation is higher. Conclusion: The success rate of the operation, on behalf of the development of the operational technique, depends on the choice of the right patient. In order to predict the success of the operation some parameters were tried to be established in some studies. It was stated that some preoperative and peroperative parameters have predictive importance Daha fazlası Daha az

The relationship between microscopic hematuria and bladder cancer: Are currently available diagnostic methods reliable?

Irkılata, Lokman | Sözen, Sinan | Tokgöz, Hüsnü | Kordan, Yakup | Kıraç, Mustafa | Onaran, Metin | Alkibay, Turgut

Other | 2010 | Türk Üroloji Dergisi/Turkish Journal of Urology36 ( 2 ) , pp.103 - 107

Amaç: Bu çalışmada, mikroskobik hematürisi olan hastalarda mesane kanseri tanısında radyolojik tanı metodları, idrar tümör belirleyicileri ve idrar sitolojisinin duyarlılık ve özgüllüğünün değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve yöntem: İlk inceleme sonrası mikroskobik hematüri tanısı alan toplam 150 hasta çalışmaya alınmıştır. Hastalar prospektif olarak idrar semptomatolojisi ve sigara alışkanlığı yönünden sorgulanarak fizik muayene, intravenöz pyelografi (IVP), batın ultrasonografisi (USG), Nükleer Matriks protein 22 (NMP22), idrar sitolojisi ve NMP22 BladderChek® testleri ile değerlendirildi. NMP22 testi için eşik değer olarak . . .10 U/mL alındı. Bulgular: Yaş ortalaması 49.8±10.79 yıl olup çalışma grubundaki erkek/kadın oranı 1.08 oranında tespit edilmiştir (78/72). Hastaların %10.7 sinde (n=16) alınan biyopsi sonucunda mesane kanseri tespit edilirken %89.5’inde mikrohematüri için bir sebep bulunmamıştır. IVP, mesane kanseri teşhisinde en duyarlı ve özgül test olarak bulunmuştur. Ancak idrar işeme sitolojisi IVP ile aynı özgüllük değerine sahip olmasına rağmen en az duyarlı test olarak izlenmiştir. İkili test kombinasyonlarında, en yüksek duyarlılık ve özgüllük değerleri NMP22 ve batın USG testleriyle sağlanmıştır. Sonuç: Mikroskobik hematüride radyolojik tanı yöntemlerinin, NMP22 BladderChek® testi gibi tümör belirteçleriyle kombine kullanılması %100 duyarlılık sağlarken hastaların yaklaşık yarısını gereksiz sistoskopiden korumaktadır. Objective: This study aimed to evaluate the sensitivity and specificity of radiological diagnostic methods, urinary biomarkers and urine cytology for patients with microscopic hematuria in the diagnosis of bladder cancer. Materials and methods: A total of 150 patients with the initial diagnosis of microscopic hematuria were included in the study. Patients were prospectively evaluated in terms of urinary symptomatology, physical examination, smoking habits, intravenous pyelography (IVP), abdominal ultrasonography (USG), Nuclear Matrix Protein 22 (NMP22), urine cytology and NMP22 BladderChek® test. The cut-off point for NMP22 test was accepted as 10 U/mL. Results: Mean age of the study population was 49.8±10.79 years with a male to female ratio of 1.08 (78/72). Overall, 10.7% (n=16) of patients had pathological diagnosis of bladder cancer, whereas 89.5% of the study population had no etiology for microhematuria. IVP was considered as the most sensitive and specific test in the diagnosis of bladder cancer. However, voided urine cytology was the least sensitive test, although it has the same specificity with IVP. The best sensitivity and specificity values were demonstrated when NMP22 and abdominal USG were used in double-test combinations. Conclusion: In microscopic hematuria, the combination of radiological methods with tumor markers such as NMP22 BladderChek® test, provides 100% sensitivity, and protects nearly half of cases from unnecessary cystoscopies Daha fazlası Daha az

Tartışmalı olgu

Mungan, Aydın | Baltacı, Sümer | Türkeri, Levent

Article | 2005 | Türk Üroloji Dergisi/Turkish Journal of Urology31 ( 2 ) , pp.182 - 185

Transrectal ultrasound-guided prostate biopsy: Current approach

Akduman, Bülent | Crawford, E. David

Other | 2010 | Türk Üroloji Dergisi/Turkish Journal of Urology36 ( 1 ) , pp.25 - 32

Geçtiğimiz on yılda, prostat biyopsisi tekniğinde önemli sayıda değişiklik yapılmıştır. Bu yazıda, transrektal ultrasonografi eşliğinde prostat biyopsisine (TRUS-BX) ilişkin literatürü; farklı prostat biyopsi teknikleri, kor sayıları, profilaktik antibiyotik seçimi ve kullanımı, hasta hazırlığı ve işlem öncesi ağrı kontrol yöntemleri yönünden gözden geçirdik. Ayrıca transizyonel zon ve seminal vezikül biyopsilerinin önesürülen avantaj ve dezavantajları da özetlenmiştir. Literatüre göre prostat biyopsisi yapılan erkeklerin çoğunda transperineal yaklaşım yerine TRUS-BX tercih edilen teknik olmalıdır. Lateral yönlendirilmiş sekstant bi . . .yopsi ve genişletilmiş biyopsi yaklaşımları, konvansiyonel biyopsi yaklaşımı ile oluşan yanlış-negatif oranı düşürmektedir. Sonuç olarak, ilk biyopsi protokolü dikkate alındığında, mevcut yaklaşım genişletilmiş biyopsi şemasının (transizyonel zon olmaksızın 12 kor biyopsi) kullanılmasıdır. Ön boynuzdan lateral olarak yönlendirilmiş biyopsiler dahil edilmelidir. Doygunluk biyopsileri yanında tekrar biyopsileri de transizyonel zonu içermelidir. Transrektal ultrasonografi eşliğinde lidokain injeksiyonu ile lokal anestezi yeterli periprostatik sinir bloğu sağlar ve prostat biyopsisine eşlik eden ağrıyı azaltmak için önerilir. İnfeksiyon riskini azaltmak için geniş spekturumlu antibiyotik tedavisi verilmelidir. Over the past decade, a significant number of modifications have been made to the technique for prostate biopsy. In this report, we reviewed the literature regarding transrectal ultrasound-guided prostate biopsy (TRUS-BX) in terms of the various techniques of prostate biopsy, number of cores, prophylactic antibiotic selection and use, patient preparation and pain-controlling techniques applied before the procedure. The proposed advantages/disadvantages of transitional zone and seminal vesicle biopsies were also summarized. According to the literature, TRUS-BX rather than transperineal approach should be preferred as the technique of choice in most men undergoing a prostate biopsy. The laterally directed sextant biopsy and extended biopsy approaches decrease the false-negative rate that occurs with the conventional sextant biopsy approach. As a conclusion, considering the baseline biopsy protocol, the current advice is the use of an extended biopsy scheme (12 biopsy cores without transitional zone). Laterally directed biopsies from the anterior horn should be included. Repeat as well as saturation biopsies should include the transitional zone. Local anesthesia using transrectal ultrasound-guided lidocaine injection provides adequate periprostatic nerve blockage and is recommended to reduce the pain associated with prostate biopsy. Broad-spectrum antibiotic therapy should be administered to reduce the risk of infection Daha fazlası Daha az

Ultrasonografi kılavuzluğunda yapılan prostat biyopsisinde hasta hazırlığı ve teknik anketi: Üroonkoloji derneği çok merkezli çalışması

Bozlu, Murat | Akduman, Bülent | Mungan, Uğur | Özen, Haluk | Baltacı, Sümer | Türkeri, Levent | Kırkalı, Ziya

Article | 2007 | Türk Üroloji Dergisi/Turkish Journal of Urology33 ( 2 ) , pp.145 - 150

Ultrasonografi kılavuzluğunda yapılan prostat biyopsisi prostat kanseri tanısı için standart yöntemdir. Bu anketin amacı, Türkiye’deki üroloji uzmanları arasında ultrasonografi kılavuzluğunda yapılan prostat biyopsilerindeki hasta hazırlığı ve biyopsi teknikleriyle ilgili farklılıkların araştırılmasıdır. Temmuz 2004’te prostat biyopsi protokollerini sorgulamak amacıyla, Üroonkoloji Derneği Üyeleri’nin e-posta adresine bir anket formu gönderildi. Anket formundaki sorular çoktan seçmeli olup, prostat biyopsilerindeki hasta hazırlığı ve teknikleri sorguluyordu. Cevaplar yine aynı yolla toplandı ve değerlendirildi. Ankete 24 merkezden 3 . . .2 üroloji uzmanı katıldı. Bu merkezlerde prostat biyopsileri sadece üroloji uzmanları (%54.16), üroloji ve radyoloji uzmanı beraber (%37.5) ve sadece radyoloji uzmanları (%8.33) tarafından yapılıyordu. Ultrasonografi kılavuzluğunda yapılan prostat biyopsileri büyük çoğunlukla transrektal yolla yapılıyordu. Merkezlerin %50’si biyopsi yapmak için PSA eşik değeri olarak 4 ng/ml’yi kullanıyordu. Biyopsi öncesi hazırlıkta bütün merkezler antibiyotik başlarken; yaklaşık yarısı bağırsak hazırlığı yapmaktaydı. Merkezlerin %37.5’i işlem sırasında analjezik kullanmazken; %29.1’i ağrıyı azaltmak için periprostatik sinir blokajı uyguluyordu. Üroloji Introduction: Ultrasound-guided prostate biopsy is the standard method for the diagnosis of prostate cancer. The aim of the present survey is to assess the variability in patient preparation and technique of ultrasound-guided prostate biopsy among Turkish Urologists. Materials and Methods: In July 2004, a questionnaire was sent out to e-mail addresses of the members of Urooncological Association, asking about the details of prostate biopsy protocol of the members. The survey consisted of multiple choice questions about the patient preparation and prostate biopsy technique. Responses were acquired via e-mail and analyzed in detail. Results: Thirty two urologists from 24 centers responded. The biopsy procedure was performed by the urologist only in 54.16% of the centers, both urologist and radiologist in 37.5%, and radiologist only in 8.33%. Transrectal route was the most common method for ultrasound-guided prostate biopsy. A half of the responders performed biopsy when PSA was greater than 4 ng/ml. All of the centers administered antibiotic and a half of them used enema before the procedure. Approximately 37% of responders did not administer any type of analgesia, but 29.1% of all responders administered a periprostatic nerve block for reducing pain during the procedure. Most urologists obtained 10 or 12 biopsy cores and only 20.8% of them obtained routine transitional zone biopsy during the initial biopsy session. Conclusion: This survey demonstrated that patient preparation and technique of ultrasound-guided prostate biopsy is not standardized among Turkish Urologists, and a guideline on prostate biopsy is needed Daha fazlası Daha az

Prostat iğne biyopsisinde power Doppler ultrasonografinin yeri

Akduman, Bülent | Erdem, Oktay | Yeşilli, Çetin | Erdem, Zuhal | Seçkiner, İlker | Mungan, N. Aydın

Article | 2004 | Türk Üroloji Dergisi/Turkish Journal of Urology30 ( 2 ) , pp.182 - 186

Prostat kanserlerinin çoğunda hipervaskülarizasyon izlendiği Renkli Doppler Ultrasonografi (RDUS) ve PDUS ile yapılan çalışmalarda gösterilmiştir. Bu çalışmanın amacı, sistemik 10 kadran biyopsiye ek olarak PDUS ile saptanan şüpheli alanlardan alınan biyopsilerin prostat kanseri teşhisine katkısını saptamak idi. Temmuz 2002 - Nisan 2003 tarihleri arasında kliniğimizde görülen serum PSA değeri 2.5 ng/mL’nin üzerinde olan yada parmakla rektal incelemesinde (PRİ) nodul yada sertlik bulunan 52 hasta çalışmaya dahil edildi. Tüm hastalara PDUS’da artmış akım gösteren bölgelere ek olarak sistematik 10 kadran transrektal prostat iğne biyops . . .isi yapıldı. Sistematik olarak 10 kadrandan alınan biyopsilere ek olarak PDUS’da artmış akım gösteren 73 alandan biyopsi yapıldı. Toplam 11 hastadan alınan 65 biyopsi alanında tümör tespit edildi. PDUS kullanımı ile tümör tespit oranı %10,2 den %11,0’a çıktı. Bu artış istatistiksel olarak anlamlı değildi (p=0,75). İki hastada sadece PDUS ile alınan alanlarda tümör tespit edildi. PDUS’un birey bazında katkısı da istatistiksel olarak anlamlı değildi (p=0,80).PDUS ile tümör şüphesi olan alanlardan alınan biyopsilerin sistematik olarak 10 kadrandan alınan biyopsilere katkısının olmadığını, serum PSA düzeyleri yüksek olan yada PRİ’leri tümör lehine değerlendirilen hastalardan alınan biyopsilerde tümör tespit edilememesi durumlarında sistematik biyopsilerin tekrarlanmasının halen en geçerli yöntem olduğunu düşünmekteyiz. Introduction: Transrectal ultrasound guided prostate biopsy is the method of choice for prostate biopsy guidance. It was demonstrated that most prostate cancers in peripheral zone showed hypervascularization, in contrasts to hypovascularization of the normal peripheral zone. Color Doppler ultrasonography or power Doppler sonography may be of help in differentiating prostate cancer from benign prostatic disease by demonstrating local blood flow changes in the lesion compared to signals from surrounding tissue. Power Doppler is more sensitive to slow flow and is less angle-dependent than color Doppler imaging. In this prospective study, the role of power Doppler ultrasonography in addition to systematic 10 cores biopsy for the detection of prostate cancer was assessed. Materials and Methods: Between July 2002 and April 2003, 52 patients who have serum PSA level greater than 2.5 ng/mL or abnormal digital rectal examination included the study. All patients were examined with the 7.5 MHz end-firing probe (Hitachi EUB 525, Tokyo, Japan). Biopsies were directed into hypervascularized area detected by power doppler ultrasonography before systematic 10 cores needle biopsies were performed. No major complication during or after the procedure was seen. The impact of power Doppler, directed biopsies to prostate cancer detection rate, was analyzed using chi-square test. Mean age of patients was 63.1 (42-82). Results: In addition to 520 systematic biopsy sites from 52 patients, 73 suspicious areas detected by power Doppler ultrasonography were also biopsied. A total of 65 biopsy sites in 11 patients turned out to be adenocarcinoma of the prostate. With the use of power Doppler ultrasonography, cancer detection rate was increased to 11.0% (65/593) from 10.2% (53/520). This increase was statistically insignificant (p=0.75). In 2 patients, prostate cancer was diagnosed only in the suspicious areas detected by power Doppler ultrasonography. The contribution of power Doppler ultrasonography in that regard was also statistically insignificant (p=0.80). In a patient with prostate cancer diagnosed with systematic 10 cores needle biopsy, power Doppler ultrasonography could not detect any suspicious areas. In contrasts to suspicious areas detected with power Doppler ultrasonography, prostate cancer was diagnosed in a patient in the areas taken by systematic 10 cores needle biopsy technique. Conclusion: Targeted biopsy performed on the basis of power Doppler ultrasonography findings does not increase the detection rate of prostate cancer compared to systematic 10 cores needle biopsy technique. A second set systematic 10 cores needle biopsy seems the most reliable method in patients with high serum PSA level or suspicious digital rectal examination and negative biopsy result in the first set of biopsy Daha fazlası Daha az

The effect of indomethacin on hyperoxaluria-induced renal tubular epithelial injury

Yencilek, Faruk | Erturhan, Sakıp | Cangüven, Önder | Erol, Bülent | Koyuncu, Hakan | Göktaş, Cemal | Sarıca, Kemal

Article | 2009 | Türk Üroloji Dergisi/Turkish Journal of Urology35 ( 4 ) , pp.298 - 303

Amaç: Bu çalışmanın amacı anti-inflamatuvar bir ajan olan indometazinin, hiperoksalürinin neden olduğu tübüler hücre hasarı sonucu gelişen apopitozis ve kristal birikimi üzerine etkisini hayvan modeli üzerinde belirlemektir. Gereç ve yöntem: Elli Yeni Zelanda tavşanı 3 gruba ayrılmıştır. İlk 2 grup hiperoksalürik diyetle beslenmiş, Grup 3 ise herhangi bir ilave işlem ya da tedavi uygulanmayan kontrol grubunu oluşturmuştur. Grup 1’deki hayvanlara yalnızca hiperoksalürik diyet verilirken, Grup 2’deki hayvanlara hiperoksalürik diyete ek olarak indometazin de uygulanmıştır. Hayvanlar erken (7. gün) ve geç (28. gün) dönemde kurban edilmi . . .ş ve renal doku örnekleri, kristal birikimi ve apopitozis açılarından patolojik inceleme için gönderilmiştir. Bulgular: Kristal birikiminin mevcudiyeti ve derecesi, indometazinle tedavi edilmiş olan gruptan elde edilen örneklerde hem erken, hem de geç dönemde anlamlı olarak daha azdı ( Daha fazlası Daha az

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında yükümlülüklerimiz ve çerez politikamız hakkında bilgi sahibi olmak için alttaki bağlantıyı kullanabilirsiniz.

creativecommons
Bu site altında yer alan tüm kaynaklar Creative Commons Alıntı-GayriTicari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Platforms