Filtreler
Araştırmacılar
Denizden çıkarılan kumun beton mukavemetine etkisi (2001)

Özkan, Ömer

Other | 2001 | Technology4 ( 1-2 ) , pp.31 - 40

1999 yılında meydana gelen depremler sonrasında, kıyı şeridinde bulunan şehirlerde yapı malzemesi olarak kullanılan betonun karışımında deniz kumunun kullanılmasının beton mukavemetine ve dayanımına etkisi tartışılmaya başlanmıştır. Bu çalışmamızda Zonguldak-Alaplı bölgesinde denizden çıkarılan kum ile Zonguldak-Alaplı Çayından çıkarılan kumun mukavemetlerinin zamana göre değişimleri karşılaştırılmıştır. Kullanılan ince agregada. Birim ağırlık, özgül ağırlık, ince madde oranı tayini, organik madde oranı tayini, incelik modülü deneyleri yapılmıştır. Yapılan deneyler neticesinde denizden çıkarılan kumun mukavemeti ortalama 0,34 oranın . . .da düşürdüğü tespit edilmiş olup bunun da kumun içeriğinden kaynaklandığı sonucuna varılmıştır. In the aftermath of massive earthquakes in 1999, the use of sea sand in the construction material as a substance has been widely questioned as it may have negative side effects on endurance strength of buildings in coastal cities. In this study, the change in the endurance of the concrete has been tested by the use of sea and river sand types from Zonguldak-Alapli region. Some experiments concerning unit weights, absolute weights, and ratio of fine material and organic material ratio of sand types were also executed. As a result of experiment made about special features of the sand types, it is well understood that the endurance strength of concrete consisting of sea sand is 34% less than that of the normal sand due to the changes in ingredients of sand types Daha fazlası Daha az

Palatal myoklonus

Sümer, M. Murat

Other | 2001 | Türk Beyin Damar Hastalıkları Dergisi7 ( 1 ) , pp.11 - 13

Öyküsünde geçirilmiş strokları olan 67 yaşındaki erkek hasta dengesizlik, palatal myoklonus ve solunum zorlukları ile kliniğimize başvurdu. Manyetik rezonans (MR) tetkikinde pons orta hat tegmentumda infarkt alanı görüldü. 1000 mg/gün Na valproat ile belirgin düzelme görüldü. Palatal myoklonus nadir görülür ve solunum kaslarını etkileyebilir. Çoğunlukla dentato-rubro-oliver yolu etkileyen serebellar veya beyinsapı lezyonu sonucu ortaya çıkar. Genellikle ilaç tedavisine iyi yanıt vermez. Bu yazıda palatal myoklonus etiyolojisi, patogenezi radyolojik bulguları ve tedavisi tartışılmıştır. A 67 year old man with a history of old strokes . . . admitted to our clinic with truncal imbalance, palatal myoclonus and difficulty in breathing. Magnetic resonance (MR) showed pontin midline tegmental infarct. Na Valproat administered 1000mg/d and a significant improvement occured. Palatal myoclonus is a rare movement disorder and may affect respiratory muscles and usually due to a cerebellar or brainstem lesion disrupting the dentato-rubro-olivary pathway. It is not usually influenced by drug treatment. We discussed aetiology, pathogenesis, radiological findings and treatment options of palatal myoclonus in this report Daha fazlası Daha az

Yönetsel bilginin kaynakları üzerine bir araştırma

Karakaya, Abdullah

Article | 2001 | Technology4 ( 3-4 ) , pp.85 - 95

Bu araştırma; yöneticilerin verdiği kararlarda gerekli olan bilgilerin kaynakları ile yöneticilerin bazı demografik özellikleri arasındaki ilişkiyi belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu amaçla, yöneticilerin karar vermede gereksinim duydukları bilgileri hangi kaynaklardan sağladıkları araştırılmıştır. Araştırmada yüz yüze anket yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen veriler, sayılar ve yüzdeler şeklinde tablolarda sunulmuş ve yöneticilere ait değişkenlerle, bilgi kaynakları arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığı, ki-kare testi ile test edilmiştir. Sonuçlar; yöneticinin düzeyi ve mesleği ile istendiğinde düzenlenen iç raporlardan, üstlerden . . . ve çeşitli yayınlardan bilgi elde etme; yöneticinin eğitimi ile periyodik düzenlenen iç raporlardan, istendiğinde düzenlenen iç raporlardan, üstlerden ve çeşitli yayınlardan bilgi elde etme arasındaki ilişkilerin anlamlı olduğunu göstermektedir. Araştırma kapsamındaki işletmelerde yöneticilerin amaca uygun, zamanlı ve doğru karar verebilmelerinde, bilgi kullanımının yaygınlaştırılması için, bilgi kaynakları ile ilgili (özellikle mesleki yayın izleme, internet kullanımı ve informel iletişimler) gerekli önlemler, üst düzey yöneticiler tarafından ivedilikle alınmalıdır. This research has aimed to determine the relations between necessary information sources in the decisions made by the managers and their some demographic features. For this purpose, from which sources the information required in the decision making is gathered has been researched. In this research, face to face questionnaire method has been used. The data obtained and the knowledge gained are presented in the charts as numbers and percentages. Whether there is a meaningful relationship between the demographic features of the managers and the information sources or not has been determined by using chi-square test. The results show that there is a meaningful relation between the level and profession of the managers and information gathering from internal reports when required, juniors and various documents; manager's education and information gathering from periodical internal reports, internal reports when required, juniors and various documents. In the businesses included in this research, in order to make the information use more common in the manager's effectively decision makings, necessary precautions related to information sources (especially subscription to various documents, use of internet and informal communications) should be quickly taken Daha fazlası Daha az

Femoral bölgede arteryal grefte komşu bir hidatik kist (Olgu sunumu)

Özkökeli, Mehmet | Ünal, Mehmet | Sönmez, Bingür

Other | 2001 | Van Tıp Dergisi8 ( 2 ) , pp.73 - 75

: Ülkemiz Echinococcus granulosus'un neden olduğu Kist Hidatik olguları yönünden endemik bir bölgedir. Bu bildiride, Echinococcus alveolaris'in nadir yerleşim yerlerinden biri olan, femoral bölgede arteryal grefte komşu, kas içi yerleşimli bir Kist Hidatik olgusu sunuldu. Daha önce cross femoro-femoral bypass operasyonu yapılan olguda ameliyat sonrası 5. ayda rutin kontrolleri sırasında, sol femoral bölgede pulsatil kitle farkedildi. USG'de kistik yapı görülen olguya sol femoral eksplorasyon ve kist rezeksiyonu uygulandı. Histopatolojik tetkik sonucu Echinococcus granulosus saptandı. Medikal tedavi başlanan olgu poliklinik kontrolü . . .altında takip edilmektedir. Echinococcus alveolaris is an endemic infectious disease in our country. We reported a case of hydatid cyst which was situated within muscle near the femoral artery. Previously, the patient was carried on femora-femoral bypass operation, there was a pulsatile mass in left femoral region in physical examination S months later. In ultrasonographic evaluation, a cystic lesion was seen. After femoral exploration, the patient was taken for surgery. The surgical approach was cystic resection. Echinococcus alveolaris was seen in histopathological examination. The patient was discharged at the 6 t h postoperative day without any complications Daha fazlası Daha az

Dubleks paslanmaz çeliklerin kaynağında yayınabilir hidrojenin deneysel tayini

Kaçar, Ramazan

Other | 2001 | Turkish Journal of Engineering and Environmental Sciences25 ( 5 ) , pp.459 - 469

Çeliklerin kaynağında hidrojen kırılganlığı riski, birbirleri ile ilgili bazı faktörlerle bağıntılıdır. Bunlardan en önemlisi kaynak ilave metalinden kaynaklanan hidrojendir. Kırılganlığa izin verilmeyen bir kaynak tasarımında, kaynak yönteminde kullanılan kaynak ilave metalindeki hidrojen miktarını standart bir metotla tayin etmek gerekir. Bu çalışmada, ferritik çeliklerin kaynak metalindeki hidrojen miktarını tayin etmede kullanılan ölçüm metotlarından, Oerlikon/Yanaco hidrojen gaz analiz metodu üzerinde değişiklik yapılarak dubleks paslanmaz çelik kaynak metalindeki hidrojen çıkışının zaman ve sıcaklık ile ilişkisi 200, 400, 600 . . .ve 950°C'de deneysel olarak araştırılmış ve İngiliz standardı (BS 6693) esas alınarak teorik olarak hesaplanmıştır. Kaynak metalinden yayınabilen hidrojen çıkışının 400°C'de 24 saat süren bir ısıl işlemden sonra tamamlandığı teorik ve deneysel olarak bulunmuştur. Sonuç olarak dubleks paslanmaz çeliklerin kaynağında uzun dönem için potansiyel tehlike oluşturabilecek olan yayınabilen hidrojen miktarı Oerlikon/Yanaco metodunda değişiklik yapılarak kolayca belirlenebilir. The risk of hydrogen cracking in steel welds depends on a number of interrelated factors, the most important of which is the hydrogen content that originates from the welding consumable. In designing a welding procedure to avoid cracking, it is necessary to define the hydrogen level associated with a given welding consumable, using standard methods. In this study, the Oerlikon/Yanaco hydrogen gas analysis method, which is widely used to determine the hydrogen content of ordinary ferritic steel welds, was modified, and thus the time-temperature relationship of hydrogen evolution from duplex stainless steel weld metal at 200, 400, 600 and 950oC was investigated experimentally and determined theoretically on the basis of BS 6693 samples. It was found that diffusible hydrogen evolution from weld metal heated at 400oC for 24 hours was completed experimentally and theoretically. In conclusion, the diffusible hydrogen amount which is potentially hazardous in the long term in duplex stainless steel weld metal can be easily determined by modification of the Oerlikon/Yanaco methods Daha fazlası Daha az

Ahşap mobilya endüstrisinde üretim verimliliği için iş etüdü uygulamaları

Dizdar, Ercüment N. | Özen, Ramazan

Other | 2001 | Technology4 ( 1-2 ) , pp.1 - 9

İş hayatında maliyetlerin düşürülmesi, dolayısıyla verimliliğin arttırılması açısından üretim zamanın önceden tespit edilmesi ve kısaltılması büyük ehemmiyet taşımaktadır. İş Etüdü bu soruna, üretimin standart zamanını hesaplayarak ve mevcut metotların etkinliğini artırarak çözümleme yönünden yaklaşmaktadır. Türkiye' de küçük ölçeklilikten büyük ölçekliliğe geçme aşamasındaki mobilya endüstrisinin üretimle ilgili sorunları maliyetleri artırmakta, sonuçta da ekonomikliliğin, karlılığın ve nihayet verimliliğin düşmesine sebep olmaktadır. Bu itibarla çalışmada İş Etüdünün ahşap mobilya endüstrisinde uygulanması konu olarak seçilmiştir. . . . Makalede Türkiye'deki ahşap mobilya endüstrisinin üretimle ilgili sorunlarına değinilmiş, ayrıca bir işyerinde mevcut metot incelenerek, bir ürüne ait üretim zamanı ve üretim miktarı tespit edilmiştir. Yapılan metot ve zaman etüdü düzenlemeleri ile % 66,5 oranında zaman tasarrufu, % 590 oranında da üretim miktarı artışı sağlanmıştır. Bu oranlar, sermaye ve yatırım imkanlarının az olduğu ahşap mobilya endüstrisi için önemli bir sonuçtur. Determination of time and reduction thereof have a great importance in terms of the reduction of the cost in business life accordingly increase of the productivity. The Time and Motion Study (Work Study) approaches to the solution of such problem by calculating the standard time and increasing the effectiveness of the existing production methods. The problems of the furniture industry in the transition stage between the large scale and small scale industry increase the cost and therefore decreases economical reasonability and profitability and hence the productivity. For this reason. Work study and application in furniture industry was chosen as subject in this study. In the paper, the problems of the wooden furniture industry in Turkey was mentioned, and also the current state of the production is investigated in a workplace and after some improvements a decrease of 66.5% in time and an increase of 590% in production amount is obtained. These results are very promising for wooden furniture industry Daha fazlası Daha az

The determination of total exhaust emission by the motor vehicles in Karabük region

Çelikten, İsmet

Other | 2001 | Gazi Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Dergisi14 ( 4 ) , pp.1353 - 1361

Bu araştırmada, 1994-2000 yılları arası Karabük ilinde kayıtlı motorlu taşıtlardan kaynaklanan emisyon miktarları tahmin edildi. Karabük ili Emniyet Müdürlüğü Trafik Dairesi Başkanlığından alınan verilere göre, ilde 1994 yılında toplam kayıtlı taşıt sayısı 17599 iken 2000 yılı sonu itibarı ile 26926 olarak tespit edildi. 1994-2000 yılları arası toplam taşıt artış oranı %35 olarak bulundu. Taşıtlar dizel ve benzin motorlu olarak gruplandırıldı. 1994 yılında CO, HC, ve NOx'lerden oluşan toplam emisyon miktarı yaklaşık olarak 4898 ton iken 2000 yılında ise 6075 ton olarak tespit edildi. In this research, the total exhaust emission rate . . . by the motor vehicles has been determined in Karabük region. There were 17599 motor vehicles in 1994 and 26926 registered motor vehicles in 2000 according to Security Director of Traffic Department in Karabük. Increase in the number of motor vehicles is 35% between the years of 1994-2000. The vehicles have been grouped to be gasoline engines and diesel engines. It has been determined that the total emissions of CO, HC, and NOx 6075 tons in 2000 while those (exhaust emissions) were 4898 tons 1994 Daha fazlası Daha az

The effect of the cooling rate on the yield behaviour in Ti-V-Al interstitial free steels

Gündüz, Süleyman | Kaçar, Ramazan | Gülenç, Behçet

Other | 2001 | Pamukkale Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Mühendislik Bilimleri Dergisi7 ( 2 ) , pp.199 - 205

Bu çalışmada çelik kimyası ve soğuma hızının arayer atomu içermeyen Ti-V-Al çeliklerindeki akma noktasına etkisi altı çeşit çelik levha için deneysel olarak araştırılmıştır. Çelikler, 950 ± $10^circ C$ de 15 dakika östenitleme işlemi uygulandıktan sonra farklı soğuma hızlarının arayer atomu içermeyen çeliklerdeki akma noktası üzerine etkisini araştırmak için farklı soğuma hızlarında soğutulmuştur. Soğuma hızının düşmesi akma noktası uzamasını düşürerek sürekli akma davranışına sebep olmuştur. Yavaş soğuma süresince taneler büyüyerek, çeliklerin akma dayanımım düşürmüştür. Çeliklere vanadyum'un eklenmesi, titanyum çelikleriyle karşıl . . .aştırıldığında geniş bir soğuma aralığında sürekli olmayan akmaya izin vermiştir. In this work, steel chemistry and ,the effects of the cooling rate on the yield behaviour in Ti-V-Al interstitial free steel were investigated experimentally for six grades of steel plate. The steels were austenitised at 950 ± $10^circ C$ for 15 minutes and then cooled at different cooling rates in order to see the effect of different cooling rates on yield behaviour of interstitial free steels. Reducing the cooling rate reduces the yield point elongation and is conducive to continuous yielding. Grains are coarsening during slow cooling, this decrease yield strength of the steels. Vanadium additions allow discontinuous yielding over a wide range of cooling rates compared to Ti steels Daha fazlası Daha az

Yüksek çözünürlüklü uydu görüntülerinin özellikleri ve aplikasyonları

Büyüksalih, Gürcan

Other | 2001 | Harita ve Kadastro Mühendisliği ( 87 ) , pp.48 - 60

Bu çalışmada, fotogrametrik ve yersel ölçüm metodlarma alternatif olarak ortaya çıkan ve iki klasik yöntemin doğurduğu güçlükleri azaltan uzay görüntüleme sistemlerinin gelişimi incelenmiştir. Bu amaçla uydu görüntüleme sistemlerinin geçirdikleri değişim tarihsel süreç içerisinde değerlendirilmiş ve günümüzde varılan nokta ortaya koyulmuştur. Özellikle bu tür sistemler içerisinde klasik hava fotoğrafçılığı ile her yönden karşılaştırılabilir veri üreten yüksek çözünürlüklü ve özel sektör tabanlı yeni Amerikan uyduları üzerinde durulmuştur. Bütün bunlara ek olarak, bu algılayıcıların harita üretim aplikasyonları için yeterlilik düzeyl . . .eri tartışılmakla birlikte bunların yaratacağı ürünlerin pazarları ve uygulama alanlarına değinilmiştir Daha fazlası Daha az

Renk açıcı kimyasal maddelerin sapsız meşe (Quercus sessiliflora salisb.) odununun yanma özelliklerine etkileri

Özçifçi, Ayhan

Article | 2001 | Technology4 ( 3-4 ) , pp.63 - 72

Bu çalışma, çeşitli kimyasal maddelerle rengi açılan sapsız meşe (Quercus sessiliflora Salisb.) odununun alev kaynaklı ve alev kaynaksız yanma özelliklerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Renk açıcı kimyasal madde olarak oksalik asit (C2O4H2), sodyum hidroksit (NaOH), hidrojen peroksit (H2O2), amonyak (NH3) ve hidroklorik asit (HCl) çözeltilerinin belirli oranlardaki karışımları kullanılmıştır. Rengi açılan deney örneklerinin yüzeylerinin nötürleştirilmesinde asetik asit (CH3 COOH) uygulanmıştır. Deney örneklerinin yakılması ASTM-E 69 esaslarına uygun olarak gerçekleştirilmiştir. Yanma deneyleri sonucunda; en fazla ağırlık kaybı I . . .I. çözeltide (NaOH), en fazla O2 değişim miktarı III. çözeltide (H2O2), en fazla CO değişim miktarı IV. çözeltide (NH3+H2O2), en fazla sıcaklık artışı ve CO2 miktarı I. çözeltide (C2O4H2), en fazla kül miktarını II. çözeltide (NaOH elde edilmiştir. Hidroklorik asitin tek başına renk açmada kullanılamayacağı, ancak uygun çözeltilerle düşük oranlardaki konsantrasyonlarda kullanılabileceği belirlenmiştir. In this study, the combustion properties of white oak which was bleached by the various chemicals were investigated. In the bleaching process, some mixed solutions such as oxalic acid (C2 O4 H2), sodium hydroxide (NaOH), hydrogen peroxide (H2O2). ammoniac (NH3) and hydrochloric acid (HC1) were used. Acetic acid (CH3 COOH) were used for neutralization. Combustion tests were applied according to the ASTM-E 69 standard test methods. At the end of the combustion tests, the highest weight loss in II. solution (NaOH), the highest O2 rate in III. solution (H2O2), the highest CO rate in IV solution (NH3+H2O2), the highest heat increasing and CO2 rate in I. solution (C2O4H2), the highest ash rate in II. solution (NaOH) have been obtained. It was determined that hydrochloric acid can not be used alone on the bleaching process, however it can be used with lower concentration in suitable solutions Daha fazlası Daha az

Two new varieties for the moss flora of Turkey

Uyar, Güray | Çetin, Barbaros

Other | 2001 | Ot Sistematik Botanik Derg.8 ( 2 ) , pp.127 - 132

Brachythecium velutinum (Hedw.) B.S.&G. var validum C. Jens., B. albicans (Hedw.) B.,S.& var dumetorum Limpr. Türkiye'den ilk defa rapor edilmiştir. Bu varyeteler Kızılcahamam Soğuksu Milli Parkı'ndan toplandı. Bu bölge Ankara'nın yaklaşık 80 km kuzeybatısındadır. Brachythecium velutinum (Hedw.) B.S.&G. var. validum C. Jens., B. Albicans (Hedw.) B.,S.&G. var.dumetorum Limpr. are reported for the first time from Turkey. These varieties were collected in Kızılcahamam Soğuksu National Park. This region is situated almost 80 km north-west of Ankara.


6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında yükümlülüklerimiz ve çerez politikamız hakkında bilgi sahibi olmak için alttaki bağlantıyı kullanabilirsiniz.


Bu site altında yer alan tüm kaynaklar Creative Commons Alıntı-GayriTicari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.