Filtreler
Filtreler
Bulunan: 23 Adet 0.001 sn
Koleksiyon [3]
Tam Metin [2]
Yayın Türü [1]
Yazar [20]
Yayın Yılı [2]
Tez Danışmanı [19]
Konu Başlıkları [20]
Yayıncı [7]
Yayın Dili [1]
Türk tarım sektörünün Avrupa Birliği karşısındaki rekabet gücünün açıklanmış karşılaştırmalı üstünlükler yöntemi kullanılarak nalizi

Eruygur, Nuriye

Master Thesis | 2019 | Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü

Avrupa Birliği, Türkiye’nin en büyük ticaret ortağıdır. AB ile yapılan ticarette de tarım önemli bir yer tutmaktadır. Çalışmada Türk tarım sektörünün tarihi gelişimi, AB ile ilişkiler, dış ticaret teorileri ve rekabet teorileri, rekabet gücü, rekabet gücünün belirleyenleri ve ölçüm yöntemleri hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmada, Türk tarım sektörünün, AB karşısındaki rekabet gücünün, Açıklanmış Karşılaştırmalı Üstünlükler yöntemi ile ölçümü amaçlanmıştır. Balassa ve Vollrath’ın hesaplama yöntemleri kullanılarak 2007-2017 yılları için inceleme yapılmıştır. Veriler Birleşmiş Milletler İstatistik Portalı’ndan elde edilmiş ve SITC Rev . . . 4 sınıflandırması verileri kullanılarak hesaplama yapılmıştır. Tarım sektörünün bütünü ve seçilen 22 alt sektör için karşılaştırma yapılmıştır. Türk tarım sektörü, AB karşısında karşılaştırmalı üstünlüğe sahiptir, seçilen alt sektörlerde ise; bazı sektörlerde avantaj, bazı sektörlerde dezavantajlar tespit edilmiştir. The European Union is the biggest trade partner of Turkey. Agriculture has a significant place in this partnership. In this study, the information about the historical development of The Turkish agriculture area, Turkey's relationships with the EU, the theories of the foreign commerce and competition, competitive capacity, determiners of competitiveness and method of measurement of competitiveness were given. The aim of this study is to determine the competitiveness of the Turkish Agriculture Sector against the EU by using the Revealed Comparative Advantages Method. The calculation methods of Balassa and Vollrath were used between 2007 and 2017 to identify this competitiveness. The data were obtained from the United Nations Statistics Portal and required calculations were computed by utilzing the SITC Rev 4 classification data. Comparisons were prepared for the entire agricultural sector and 22 selected sub-sectors. The Turkish Agricultural Sector has a comparative advantage over the EU. However, some of the selected sub-sectors have advantages and others have disadvantages over the EU Daha fazlası Daha az

Türkiye’de ihracata dayalı büyüme hipotezinin sektörler itibariyle analizi

İlbeyli, Merve Mine

Master Thesis | 2020 | Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Uluslararası Ticaret ve İşletmecilik Anabilim Dalı

Bu çalışma, Türkiye ekonomisi için “İhracata Dayalı Büyüme Hipotezi”nin geçerliliğini Toda-Yamamoto nedensellik yaklaşımını kullanılarak sektörler itibariyle, 2002Q1-2018Q4 dönemi için test etmeyi amaçlamaktadır. Toda-Yamamoto nedensellik testi sonuçlarına göre, Türkiye imalat sektörü için büyümeye dayalı ihracat hipotezinin geçerli olduğu, tarım, orman ve hayvancılık sektörü için ihracata dayalı büyüme hipotezinin geçerli olduğu tespit edilirken, hizmet sektörü için ise nedensellik ilişkisi tespit edilememiştir. Toplam ihracat ile GSYH arasındaki nedensellik ilişkinin ise çift yönlü olduğu görülmektedir. In this study, ‘Export-Led . . .Growth Hypothesis’ is tested on the sectoral basis by applying Toda-Yamamoto causality approach in Turkey for the 2002Q1-2018Q4 period. The Toda-Yamamoto causality test results support the hypothesis of growth-led exports in the manufacturing sector and the hypothesis of export-led growth in the Agriculture, forestry and fishing sector. The results also indicate no causal relationship in the services sector. The causal relationship between total exports and GDP seems to be bidirectional Daha fazlası Daha az

1992, 2005, 2017 Ortaöğretim eğitim programlarında şekil bilgisinin öğretimi ve ders kitaplarındaki durumu

Orhan, Cansu

Master Thesis | 2019 | Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türkçe Eğitimi Anabilim Dalı

Dil, genel anlamıyla insanlar arasında anlaşmayı sağlayan en yaygın ve en güçlü araçtır. Düşünceler, dil yardımıyla ortaya konur ve başkalarına iletilir. Dil sayesinde bir milletin yüzyıllar boyunca edindiği bilgi nesilden nesile aktarılır ve geçmişle bugün arasında bağ kurar. Türkçenin eğitimi ve öğretimi, toplumumuzda dil bilincinin oluşmasında oldukça önemlidir. Bu nedenle Türkçe eğitiminde okullar ve öğretmenler büyük önem taşımaktadır; ancak dil öğretiminde eğitim kurumlarının vazgeçilmezlerinden biri de öğretim programlarıdır. Türk Dil Kurumunun tanımıyla öğretim programı “ bir okulu bitirmek veya bir alanda uzmanlaşmak için o . . .kunması gereken ders ve konuları kapsayan plan, müfredat, ders programı, müfredat programıdır. Öğretim programı, eğitim programlarında kazandırılmak istenilen becerilerin gerçekleşebilmesi için gerekli olan öğretmen, konular, metod, teknik, ölçme ve değerlendirme gibi faktörleri içeren bir bütündür. Bu araştırmada, 1992, 2005, 2017 Ortaöğretim Türkçe programları çeşitli değişkenler açısından incelenmiştir. Araştırmada bilimsel araştırma yöntemlerinden genel tarama modeli esas alınmıştır. Araştırmanın problemi, alt problemleri, önemi ve sayıltıları belirtildikten sonra Türkçe öğretiminin tarihsel gelişimi hakkında bilgi verilmiştir. Sonraki bölümde şekil bilgisiyle ilgili genel bilgiler verilmiştir. Araştırmaya zenginlik kazandırması için şekil bilgisinin tarihsel gelişimi ele alınmıştır. Bu çerçevede şekil bilgisinin tarih tarihî sürecine bakılırken Tanzimat Dönemi’nden Cumhuriyet Dönemi’ne kadar yazılan dil bilgisi kitaplarında şekil bilgisi öğretimi incelenmiştir. Çalışmanın asıl konusu olan 1992, 2005 ve 2017 yıllarına ait ortaöğretim müfredat programları v incelenirken ortaöğretim program çalışmalarının tarihsel süreci hakkında bilgi verilmiştir ve ortaöğretim program çalışmalarında Türkçe öğretimi tarihi de ayrı bir başlık altında incelenmiştir. Araştırmada, uygulamaya konulan programların hedefleri, içerikleri, öğrenme-öğretme durumları ve ölçme değerlendirme başlıkları altında da ayrıca program incelemeleri yapılmıştır. Araştırmanın devamında, 1992 öğretim programlarında kullanılan davranışçı yaklaşım ve 2005 öğretim programlarında kullanılan yapılandırmacı yaklaşım ve 2017 programı hakkında bilgi verilmiştir, yapılandırmacı yaklaşım ve davranışçı yaklaşımın karşılaştırılması yapılmıştır. 1992 Türk Dili ve Edebiyatı Öğretim Programı ve genel amaçları, aynı inceleme yöntemiyle 2005, 2017 Ortaöğretim Türkçe Programı ve genel amaçları incelenmiştir. 1992, 2005, 2017 yıllarına ait öğretim programlarında kabul edilen ve okullarda okutulan ders kitapları şekil bilgisi öğretimi bakımından incelenip üç programın da kazanımları belirlenmiştir. The language, is the most common and most powerful tool for communication among people. Thought sare presented and delivered by language. Bymeans of language, the information gathered by nations is transferred to the younger generations and language establishes a connection between past and today. Nowadays, teaching and education of Turkish language is essential for creating the language awareness. Inorder to have an efficient learning, teaching and education should be made in a pre-planned programme. Schools and teachers have a significant importance in the education of Turkish however one of their replace able elements is teaching programmes. By the definition of Turkish Language Institution, a teaching programme means “the plan, programme, syllabus covering lectures and subjects for the purpose of completing a school ortoobta in proficiency in a subject”. Teaching programme coversentire elements such as necessary teachers, subjects, methods, techniques, assessment for realising the goals stated in the education programmes. In this research, subjects regardings hape information in these condary education lecture boks have been focus edinto. General surveying method has been used in this research. The problem, sub-problems, importance have been specifiedand historical progress of Turkish education have been explained. In the nextchapter, general information regardings hape knowledge has been explained. Historical progress of shape knowledge has been taken into account for the enrichment of the research. In this context, shape knowledge in lecture boks from the political reform era in the Ottoman Empire to the Republic Era have been explained. Historical progress of the shape information has been explained while analysing 1992 and 2005 Secondary Education Syllabus Programmes which is the main subject and the history of Turkish Education under Secondary Education Programmes has been analysed. Following the research, behaviourist approachused in 1992 Teaching Programme and constructivist approachused in 2005 Teaching Programme have been analysed and both approaches have been compared. General aims of 1992 Turkish Language and Education Teaching Programme and 2005 Language and Expression Teaching Programme have been analysed. Lecture boks used in 1992, 2005 and 2017 Teaching Programmes have been analysed and educational attainments of both programmes have been specified Daha fazlası Daha az

Enerji ve ekonomik büyüme ilişkisi: net ithalatçı ve net ihracatçı ülkeler üzerine ampirik bir analiz

Yeşilkuş, Mehmet Salih

Master Thesis | 2019 | Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü

Ekonomik yaşamın temel girdilerinden biri olan enerji, ülkelerin gelişmesinde ve ekonomik büyüme düzeylerinin artırılmasında anahtar bir role sahiptir. Öte yandan ülkelerin ekonomik büyüme, sanayileşme ve kentleşme gibi faktörlere bağlı olarak hızla artan enerji tüketimi, makroekonomik performans üzerinde önemli etkilerin oluşmasına da sebep olmaktadır. Bu çalışmada enerji-büyüme arasındaki ilişkinin net enerji ihraç eden ve net enerji ithal eden ülkeler açısından incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda enerji-büyüme ilişkisi 1990-2014 dönemi için Panel SVAR ve Panel Regresyon yöntemi yardımıyla araştırılmıştır. Çalışmada bağımlı . . . değişken olarak ekonomik büyüme, bağımsız değişkenler olarak enerji (enerji tüketimi, petrol fiyatı, sanayi üretim endeksi), enflasyon ve nüfus ele alınmış olup tüm değişkenlerin logaritmaları alınarak analiz edilmiştir. Yapılan ampirik bulgular neticesinde uzun dönemde tüm değişkenlerin birlikte hareket edildiği tespit edilmiş olup aralarında eşbütünleşik bir bağlantının var olduğu sonucuna varılmıştır. Energy, which is one of the basic inputs of economic life, plays a key role in the increase in economic growth and development of countries. On the other hand, energy is rapidly increasing due to factors such as industrialization and urbanization and it causes important impacts on the macroeconomic performance. The aim of this study is to examine the relationship of energy and economic for net energy exporter and net energy importer countries. In this context, the relationship between energy and economic growth was investigated by using Panel SVAR and Panel Regression method covering the period 1990-2014. the dependent variable of the model that used in the study is economic growth, while the independent variables are energy (energy consumption, oil price population, industrial production index), inflation and population. The results of the study support the long term relationship among all the variables and it is concluded that there is a cointegrated connection between them Daha fazlası Daha az

İŞKUR tarafından uygulanan aktif işgücü piyasası politikalarının etkileri üzerine bir değerlendirme: Zonguldak ili örneği

Ayyıldız, Yonca

Master Thesis | 2019 | Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Sosyal Billimler Enstitüsü

Ekonomik kalkınmanın ve sosyal ilerlemenin en temel göstergeleri istihdamın büyüklüğü ve işsizliğin yapısı olarak görülmektedir. İşsizlik ve istihdam dünya ekonomisinde olduğu gibi Türkiye ekonomisinde de büyük bir sorun haline gelmiştir. Bu sorunların yarattığı ekonomik, toplumsal ve sosyal sorunların çözümü için ülkeler işgücü piyasası politikaları uygulamaktadır. Ülkemizde de İŞKUR tarafından pasif ve aktif işgücü piyasası politikaları uygulanmaktadır. Pasif işgücü piyasası politikaları işsiz kalan bireylere kısa sürelide olsa gelir desteği sağlamayı amaçlarken, aktif işgücü piyasası politikaları işsiz kalan bireyleri yeniden işg . . .ücüne dâhil etmeyi ve istihdam edilebilirliği arttırmayı amaçlamaktadır. Bu çalışmada aktif işgücü piyasası politikalarının içerisinde yer alan işgücü yetiştirme kurslarının, işsizliğe ve istihdam edilebilirliğe etkisi değerlendirilmektedir. Bu amaçla İŞKUR tarafından uygulanan İGMEK, MEK ve UMEM ele alınmış, Zonguldak ili özelinde etki değerlendirmesi yapılmış olup etki değerlendirmesi türlerinden yarı deneysel etki analizi yöntem olarak seçilmiştir. Ayrıca çalışmanın sonucuna göre programların ne yönde geliştirilmesi gerektiği ve programların uygulanmasında yol gösterici olması amaçlanmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre ev işleriyle meşgul olma ve öğrencilik istihdama katılmama nedenleri arasında ön plana çıkmaktadır. Program mezunlarının, programlardan genellikle memnun kalmalarına rağmen, kazandıkları mesleki becerilerin uygun alanlarda istihdama aktarılamaması bütün programların ortak sorunudur. Ayrıca Zonguldak ilinde açık işlerin meslekleri ile İŞKUR tarafından uygulanan işgücü yetiştirme kurslarında öğretilen meslekler arasında ilişki olmadığı görülmektedir. The main indicators of economic develoment and social progress are seen as the size of employment and the structure of unemployment. Unemployment and employment in the world economy as it is in Turkey’s economy has also become a big problem. Countries apply labor market policies to solve the economic, social and social problems created by these problems. Passive and active labor market policies aim to provide income support to unemployed individuals in a short period of time, active labor market policies aim to reinvolve unemployed individuals in the labor force and increase employability. In this study, the effect of labor force training courses, which areincluded in the active labor market policies, are evaluated. For this purpose, İGMEK, MEK and UMEM programs implemented by İŞKUR were discussed, in Zonguldak province impact assessment was made and semi-experimental impact analysis was used as the method. Besides, according to the results of the study, it is aimed to Show how the programs should be developed and to guide the implementation of the programs. According to the results of the research, the reasons for being busy with household chors and not joining the employment of students come to the forefront. Although graduates of the program are generally satisfied with the programs, it is a common problem of all programs that their Professional skills cannot be transferred to employment in appropriate fields. In addition there is no relationship between the occupation of open jobs in Zonguldak province and the occupations taught in labor training courses implemented by İŞKUR Daha fazlası Daha az

Türkiye Himâye-i Etfâl Cemiyeti İstanbul merkezi umumi rapor’unun transkripsiyon ve değerlendirilmesi

Doğan, Güle

Master Thesis | 2019 | Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı

Bu çalışmada, Türkiye Himâye-i Etfâl Cemiyeti İstanbul Merkezi Umumi Rapor’unun Transkripsiyon ve Değerlendirilmesi yer almaktadır. Transkripsiyon kısmında gelir gider raporları tablolaştırılarak açıklanmıştır. Himâye-i Etfâl Cemiyeti’nin faaliyetleri, işleyiş mekanizması, idari birimi, çalışanlar hakkında bilgiler mevcut olup cemiyetin mali bütçesi, yardım toplama etkinlikleri ayrıntılı olarak metinde yer almaktadır. 1927 yılına ait mali bütçenin transkripsiyonu yapılarak Türkiye Himâye-i Etfâl Cemiyeti’ne dair genel bilgilere yer verilmiştir. Günümüz Çocuk Esirgeme Kurumuna gelinceye değin aşamaları, niceliksel ve niteliksel faali . . .yetleri belirtilmiştir. In the study, Turkey Himâye-i Etfâl Community İstanbul center of the general report’sis located transcription and evaluation. In the transcription section Is descri bed income andexpense with table. There is information about the activities of the Himâye-i Etfâl Community. These are the mechanism of operation, adminis trativeunit, financial budget of the community, and have a whip-round activities transcription of the financial budget belonging to 1927. Turkey Himâye-i Etfâl Community has included about information. From the past to the present, the activities in the child protection agency are indicated as qualitative and quantitative Daha fazlası Daha az

Vekilharçlık kuramı ve vekilharcın sahip olması gereken özellikler

Gümüş Akyol, Bağdagül

Master Thesis | 2020 | Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi

İşletme biliminin, gelişen teknoloji ve değişen ihtiyaçlar doğrultusunda hızlı ve sürekli değişimi ve gelişimi göz önünde bulundurulduğunda işletme politikalarının ve örgüt yapılarının da bu gelişim ve değişimden etkilendiği görülmektedir. İşletme bilimi açısından yaşanan bu değişim ve gelişmeler, örgüt yapılarında farklı arayışları beraberinde getirmektedir. Örgütlerdeki bu değişim, örgütlerin sürekliliği ve çevreye uyum sağlamaları açısından gerekli görülmektedir. Bu çalışmada vekilharçlık kuramının ve vekilharcın sahip olması gereken özelliklerin vekalet sorunu çözümüne katkıları incelenmiştir. Bu çalışmada, örgüt kuramı ve kavra . . .mı incelenirken, örgütün toplum için gerekliliği ve sürekliliği, örgütlerin var olması ve devamlılığı için ihtiyacı olan paydaş yönetimi yaklaşımı açısından değerlendirilmiştir. Örgüt yapısının modernleşmesi ve gelişimi açısından yaşadığı değişimler arasında olduğu düşünülen örgütlerdeki işveren ve çalışan arasındaki ilişki önem kazanmıştır. Bu bağlamda, örgütlerin değişime ve çevreye uyum sağlamalarını inceleyen çeşitli yaklaşımlardan biri olan ve vekalet kuramına karşı önerilen ve geliştirilen vekilharçlık kuramı ve vekilharçlık kuramı çerçevesinde vekilharcın özellikleri incelenmiştir. Bu çalışmanın işletmelere, alternatif bir yönetim kuramı olan vekilharçlık kuramı ile ilgili ışık tutacağı düşünülmektedir. Considering the rapid and continuous change and development of business science in line with developing technology and changing needs, it is seen that management policies and organizational structures are affected by this development and change. These changes and developments in business science bring different ways of searching in organizational structures. The changes in organizations are considered as required for continuity of organizations and their environmental compliance. In this study, contributions of stewardship theory and characteristics that the steward must have have been studied. In this study, while examining the organization theory and concept, the necessity and continuity of the organization for the society has been evaluated in terms of the stakeholder management approach that is needed for the existence and continuity of the organizations. The relationship between employer and employee in organizations that is considered to be one of the changes experienced in terms of modernization and development of organizational structure has gained importance. In this context, stewardship theory, which is one of the various approaches examining the adaptation of organizations to change and environment and offered as an alternative to agency theory and within the framework of stewardship theory, features of stewardship are studied. It is thought that this study will shed light on organizations about stewardship theory that is as an alternative management theory Daha fazlası Daha az

Kırım savaşı sırasında Eflak-Boğdan (1853-1856)

Karaoğlan, Fazilet

Master Thesis | 2019 | Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı

Osmanlı Devleti ile Rusya arasında tarih boyunca birçok savaş meydana gelmiştir. Bu savaşlardan birisi de XIX. yüzyılın ortalarında başlayan İngiltere, Fransa ve sonradan Sardunya’nın da katılmasıyla bir Avrupa savaşına dönüşen Kırım Savaşı’dır. Kırım Savaşı birçok farklı cephede gerçekleşmiştir. Bu savaş sırasında Eflak-Boğdan’da Rusya’nın işgaline uğramış ve savaş boyunca Eflak ve Boğdan toprakları Osmanlı Devleti ve Rusya’nın mücadelelerine sahne olmuştur. Bu işgal sırasında Rusya Eflak-Boğdan beylerine Osmanlı Devleti ile ilişkilerini kesmelerini ve vergiyi de göndermemelerini emretmiştir. Rusya’nın bu işgal sırasında Eflak-Boğd . . .an halkına yayınladığı beyannamede işgali kendilerini himaye için yaptığını ve niyetlerinin buradaki düzeni bozmak olmadığını söylemesine rağmen bunun tersi yönünde davranışlarda bulunması Eflak-Boğdan halkını rahatsız etmiştir. Bu çalışmada Kırım Savaşı sırasında Eflak ve Boğdan’da meydana gelen olaylar ele alındı. Savaş sırasında ve savaş öncesinde Osmanlı Devleti ve Rusya’nın bu topraklar üzerindeki mücadeleleri arşiv belgelerin de yardımıyla desteklenerek anlatılmaya çalışıldı. There have been a lot of wars between Ottoman Empire and Russia throughout history. One of these wars is the Crimean War which started in the mids of XIX. century and becoming a Europan war by the involvement of England, France and later Premonte. Crimean War happened in many different fronts. Wallachia-Moldavia was also invaded by Russia during this war and Wallachia-Moldavia lands witnessed some struggles between Ottoman Empire and Russia. Russia ordered the Wallachia-Moldavia rulers (beys) to interrupt the relations with Ottoman Empire and not to send the taxes during this invasion Russia puplished a declaration to Wallachia-Moldavia citizens during the invasion and stated that their intention for his invasion was to protect them, but not to disrupt the order there. However they behaved the opposite way and this disturbed the Wallachia-Moldavia people. In this study events happened in Wallachia-Moldavia during Crimean War were held. Struggles on these lands between Ottoman Empire and Russia before and during the war were tried to be explained with the support of archive documents Daha fazlası Daha az

Sınıf öğretmenlerinin sığınmacılara yönelik kapsayıcı eğitimi gerçekleştirme durumunun incelenmesi

Kırılmaz, Mehmet Can

Master Thesis | 2019 | Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü

Bu araştırma, akranlarına oranla çeşitli sebeplerle dezavantajlı olan öğrencilerin çevrelerinde kabul görmeleri (kapsayıcılık), sınıf öğretmenlerinin kapsayıcılık konusundaki olumlu ve olumsuz tecrübeleri, öğrenci-öğretmen etkileşim durumlarını incelemeyi amaçlamaktadır. Amaçlı örneklem yöntemlerinden kolay ulaşılabilir örneklem tekniği tercih edildiği araştırma Zonguldak ili Ereğli ilçesinde bulunan bir ilkokulda yürütülmüştür. Araştırmada sığınmacı öğrencilere yönelik sınıf öğretmenlerinin öğrencileri ile etkileşimi, öğretim uyguları ve yöntemleri incelenmiştir. Bu kapsamda okul yöneticileri ve rehber öğretmenden mevcut durum ve s . . .ığınmacı öğrencilere yönelik kapsayıcı eğitim faaliyetlerine ilişkin görüşlerine, sığınmacı ve Türk öğrencilerin ise okul ve öğretim süreci üzerindeki görüşlerine başvurulmuştur. Veri toplama aracı olarak gözlem ve görüşme metodu kullanılmış, verilerin çözümlenmesinde ise içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarıyla; sığınmacı öğrencilerin bulunduğu sınıflarda karşılıklı saygı ve sevgi ortamının sağlanmasına yönelik sınıf öğretmenlerinin bunu sağlamak üzere sınıf kuralları konusunda katı davrandığı, arkadaşlık ilişkilerinde yapıcı ve yardımseverlik duygusunun sık sık verildiği, derslerin genelinin düz anlatım yöntemi ve soru-cevap tekniği kullanılarak işlendiği, oyuna dayalı, görsel ve derse dikkat çekici öğretmen girişlerin bu öğrencilerin derse katılımını etkilediği, ayrıca kendilerini daha rahat ifade edebildikleri (Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi) derslerde daha katılımcı oldukları ve öğretmenlerin derslerde sığınmacı öğrencilerin sınıf arkadaşlarını aktif bir şekilde kullanarak akran eğitiminden yararlandığı görülmüştür. Sığınmacı öğrencilerin bulunduğu sınıflarda sınıf yönetimine ait stratejilerin geliştirilmesi, eğitim araç gereçlerinin bu öğrenciler için uyarlanması ve ders içerisinde stratejilerin ve yöntemlerin ve etkinliklerin bu öğrencilere de hitap edecek şekilde çeşitlendirilmesi ve bu yöndeki araştırmaların artırılması sağlanabilir. Ayrıca sığınmacıları da kapsayan çok kültürlü ve kültürlerarası bir eğitim anlayışını destekleyici, kapsayıcılık konusunda farkındalıkları artıracak içeriklerle zenginleştirilmiş bir müfredat hazırlanması önerilebilir. This research aims to examine the acceptance of students (inclusiveness), positive and negative experiences of elementary school teachers on inclusion, and student-teacher interaction situations among students who are disadvantaged due to various reasons compared to their peers. The research was conducted in an elementary school in Ereğli, Zonguldak. In this research, the interaction of elementary school teachers with their students, the teaching practices and the methods for asylum seekers were examined. In this context, the opinions of school administrators and the guidance counselor about the current situation and the inclusive education activities for the asylum seeker students and the opinions of asylum seekers and Turkish students on school and teaching process were used. Observation and interview method was used as data collection tool and content analysis method was used in data analysis. According to the results of the research; it was observed that the elementary school teachers were strict about class rules in order to provide mutual respect and love environment in classrooms where the asylum seeker students, constructive and helpful feelings were given frequently in friendship relations, the general lessons were taught by using straight narrative method and question-answer technique. It was seen that visual and remarkable teacher entries affect the participation of these students, they can also express themselves more comfortably (Religion Culture and Moral Knowledge) and they are more participant in the lessons and the teachers actively benefit from peer education by using asylum students’ classmates. Developing classroom management strategies, adapting educational materials for these students, and diversifying strategies and methods and activities to address these students and increasing research in this direction can be provided. In addition, it may be suggested to prepare a curriculum enriched with content that will increase awareness about inclusiveness and support a multicultural and intercultural education approach including the asylum seekers Daha fazlası Daha az

İş hayatındaki örgütsel adalet ve iş performansı arasındaki ilişkinin incelenmesi: Samsun Valiliği örneği

Gemici, Sevgi

Master Thesis | 2019 | Zonguldak Bülenet Ecevit Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü

Örgütsel adalet, örgütün başarıya ulaşması, çalışanlarının etkililiği ve verimliliğinin belirlenmesi açısından önemli rol oynamaktadır. Çalışanlar tarafından algılanan adalet onların tutum ve davranışlarına yansımaktadır. Dolayısıyla çalışanlar örgüt içinde uygulanan prosedürleri adil olarak algıladıkları takdirde, kendisini değerli hissedecek ve performansı daha çok artacaktır. Bu çalışmada, idari personel açısından örgütsel adalet ve boyutlarının çalışan performansına etkileri araştırılmış olup, bulguların karar vericilere, yöneticilere ve literatüre katkı sağlaması amaçlanmıştır. Bu amacı gerçekleştirmek için Samsun Valiliği ve İ . . .l Milli Eğitim Müdürlüğünde görev yapan 224 idari personelden oluşan örneklem üzerinde, örgütsel adalet ve iş performansına ait konuları içeren 49 soruluk anket uygulanmıştır. İlgili konu ve boyutlarına ait ölçümler cevaplayıcıların özellikleri de dikkate alınarak istatistiksel olarak incelenmiştir. İlgili araştırma sonucuna göre çalışanlarda örgütsel adalet ve iş performansı arasında anlamlı ve pozitif yönlü ilişki tespit edilmiştir. Çalışanların örgütsel adalet algısı arttıkça iş performansları da artmaktadır. Örgütsel adaletin alt boyutlarından etkileşimsel adaletin iş performansı üzerinde en güçlü etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Organizational justice plays an important role in success of the organization and determination of the effectiveness and the productivity of employees. Organizational justice perceived by the employees reflect on their behaviour and attitude. Therefore, employees will feel valued and improve their performance if they perceive the procedures implemented within the organization fairly. The aim of the study is the effects of organizational justice and its dimensions on the employees performance and present the results to administrators, decision makers and related literature. In order to achieve this aim, 49-item survey was conducted on a sample of 224 administrative personnel working in Samsun Governorship and Provincial Directorate of National Education, covering issues related to organizational justice and business performance. According to the results of the study, a significant and positive relationship between organizational justice and business performance has been determined in the employees. The more employees perception of organizational justice increases, the more their business performance has increased. Of the organizational justice dimensions, interactive justice has been found to have the strongest effect on business performance Daha fazlası Daha az

Türkiye’de ihracata dayalı büyüme hipotezinin sektörler itibariyle analiz

İlbeyli, Merve Mine

Master Thesis | 2020 | Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü

Bu çalışma, Türkiye ekonomisi için “İhracata Dayalı Büyüme Hipotezi”nin geçerliliğini Toda-Yamamoto nedensellik yaklaşımını kullanılarak sektörler itibariyle, 2002Q1-2018Q4 dönemi için test etmeyi amaçlamaktadır. Toda-Yamamoto nedensellik testi sonuçlarına göre, Türkiye imalat sektörü için büyümeye dayalı ihracat hipotezinin geçerli olduğu, tarım, orman ve hayvancılık sektörü için ihracata dayalı büyüme hipotezinin geçerli olduğu tespit edilirken, hizmet sektörü için ise nedensellik ilişkisi tespit edilememiştir. Toplam ihracat ile GSYH arasındaki nedensellik ilişkinin ise çift yönlü olduğu görülmektedir. In this study, ‘Export-Led . . .Growth Hypothesis’ is tested on the sectoral basis by applying Toda-Yamamoto causality approach in Turkey for the 2002Q1-2018Q4 period. The Toda-Yamamoto causality test results support the hypothesis of growth-led exports in the manufacturing sector and the hypothesis of export-led growth in the Agriculture, forestry and fishing sector. The results also indicate no causal relationship in the services sector. The causal relationship between total exports and GDP seems to be bidirectional Daha fazlası Daha az

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında yükümlülüklerimiz ve çerez politikamız hakkında bilgi sahibi olmak için alttaki bağlantıyı kullanabilirsiniz.

creativecommons
Bu site altında yer alan tüm kaynaklar Creative Commons Alıntı-GayriTicari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Platforms