Filtreler
Filtreler
Bulunan: 1.865 Adet 0.002 sn
Koleksiyon [20]
Tam Metin [2]
Yayın Türü [6]
Yazar [20]
Yayın Yılı [20]
Konu Başlıkları [20]
Yayıncı [9]
Yayın Dili [4]
Dergi Adı [20]
Geçmişi Takip Etmek - Paleolimnoloji

Şekryapan, Ceran

Article | 2018 | Coğrafi Bilimler Dergisi16 ( 2 ) , pp.201 - 211

Göller sedimanlarında çok fazla bilgi barındırırlar. Onların sedimanlarını toplayarak zaman içinde geriye gidebiliriz ve çağdaş örnekleme yoluyla elde edilemeyen geçmiş çevre koşullarını açığa çıkarabiliriz. Paleolimnoloji, göl çökellerinin incelenmesi, yaklaşık 40 yıldan beri popülerdir ve Anadolu'da bulunan bazı göllerde de yapılmış çeşitli çalışmalar vardır. Burada, Anadolu'nun farklı bölgelerindeki paleolimnolojik çalışmaların bir özeti ve onların gölsel arşivlerini kullanarak Geç Buzul'dan bu yana yeniden yapılandırılmış geçmiş çevresel değişiklikler hakkında kısa bilgi bulunmaktadır. Lakes contain huge amount of information in . . . their sediments. Through collecting their sediments we can go back in time and reveal past environmental conditions that are not possible to obtain via contemporary sampling. Paleolimnology, studing of lake sediments, has been popular since about four decades and there have been several studies that have also been conducted in some of the lakes located in Anatolia. Here there is a summary of paleolimnological studies in different parts of Anatolia and brief information about reconstructed past environmental changes since Late Glacial using their lacustrine archives Daha fazlası Daha az

Emmanuel levinas için adalet nedir?1

Çalışkan, Nurhayat Akçetin

Article | 2013 | Yönetim ve Ekonomi Araştırmaları Dergisi ( 21 ) , pp.267 - 280

Levinas adalet kavramını öncelikle ayrımcılığın, ayrıcalıxğın ortadan kaldırılması, eşitlik, adil bir yasanın adaleti, yasallık vb. anlamında kullanır. İkinci olarak ‘adalet’ ilk anlamı aşan etik bir talebi dile getirir. Daha çok üçüncü şahısla ilişkiyi belirlemek için kullanıldığı halde, Levinas'ın başkası ile ilişkiyi de ‘adalet’ olarak adlandırmaktan kaçınmadığı anlar vardır. Üçüncü ile ilişki bizi siyasete, devlete, yasallığa, bir vatandaşlar düzenine götürür. Başkası ise bu düzeni kesintiye uğratandır. Başkasıyla karşılaşma anlamındaki adalet, aynı zamanda devletin sınırıdır. Levinas, başkasıyla ilişkinin üçüncü şahısla ilişkid . . .en ayrılamayacağını burada da vurgular. Ama b aşkasının yüzünden doğan adaleti, daha çok başkasına karşı sınırsız sorumluluğumuza bir sınır koyan üçüncü şahıs ile ilişki anlamında ele alır. Birinin sorumlu olduğu kişi eşsizdir ve sorumlu olan kişi bu sorumluluğunu devredemez. Bu anlamda, sorumlu olan kişi de eşsizdir. Bu noktada Levinas karşılıklılığın söz konusu olmadığı bir ilişkiden, bir toplumun üyeleri arasında eşitlik ve karşılıklılığın varolduğu bir ilişkiye geçer. Onun adalet arayışı, böyle yeni bir ilişkiyi varsayar. Adalet, her ne kadar adal eti kurumsallaştırsa ve sürdürse de devletten değil, başka insanların, ‘dulun yetimin, yabancının’ aşkınlığından türer. Levinas için adaletin gerçek doğası, öznellik kendini sorumluluk olarak anladığı zaman ortaya çıkar, çünkü sadece bu durumda adaletin tümel olanı aştığını, adaletin olduğu şey haline gelmesi için, kanunların tümelliği olabildiğince temsil ettiği kadar, yazılı kanunların ötesine geçmesi gerektiği anlaşılabilir. Levinas employs the term justice primarily as elimination of discrimination and privilege. He uses the term as equality, justice of a fair law system. Secondarily he express es an ethical claim fort he term justice. Although ‘justice’ is used for determining the relationship with the third person, Levinas does not hesitate to name the realtionship with the other as ‘justice’. The relationship with the ‘Third Party’ relates us to politics, state, legality and a civic order. The Other, on the other hand, leads this order to interruption and discontinuity. The meaning of justice in the encounter with the Other is also the limit of the State. Here Levinas emphasizes that the realti onship with the Other cannot be differentiated from the relationship with the third party. Rather, he discusses that the justice which comes from the relationship with the Other puts a limit to our limitless responsibility for the third party. The person whom one is responsible for is unique and the responsible person cannot hand over his responsibity. Thus, the responsible person is also unique. In this context, Levinas passes from a relationship which lacks counterpartness to a relationship where equalit y and counterpartness exist amongst the members of a society. His search for justice assumes such a novel relationship. No matter how much justice is institutionalized and continued by the state, it stems from the other people’s transcendantal thoughts about ‘widowed, orphan and the foreign’. For Levinas, the genuine nature of justice appears when subjectivity conceives itself as the responsibility. Because only in this situation can the justice transcends the whole, and become the thing that is justice itself. Hence as much as the laws representing the whole, justice can extend beyond the written laws Daha fazlası Daha az

Presence of toxic heavy metals in human breast milk

Özçetin, Mustafa | Yılmaz, Resul | Mendil, Durali | Koçyiğit, Rasim | Kulak, Deniz Gedik

Article | 2013 | Journal of Clinical and Analytical Medicine4 ( 2 ) , pp.89 - 92

Amaç: Anne sütüyle beslenen bebeklerde, annenin daha önceden maruz kalmış olduğu toksik kimyasal maddeler bebek için de potansiyel bir risktir. Bu çalışmanın amacı, anne sütünde Ni, Cd, Pb ve Sb varlığının araştırılması ve yayınlanan epidemiyolojik çalışmalar ve bilimsel literatür ışığında toksik ağır metallerin olası potansiyel risklerin ortaya konulmasıdır. Gereç ve Yöntem: Bulunduğu ilde beş yıldan daha uzun süre ikamet eden ve burada doğum yapan, ilk aydan sonra herhangi bir dönemde kontrole gelen, 58 emziren anneden süt örnekleri çalışma amacıyla toplandı. Süt örneklerinin Ni, Cd, Pb ve Sb düzeyleri ICP (Inductively Coupled Pla . . .sma) spektroskopi cihazı kullanılarak ölçüldü. Bulgular: İncelenen anne sütlerinin % 53.4’ünde Ni, % 17,2’sinde Cd, %12,1’inde Pb ve % 15,5’inde de Sb saptandı. Çalışmaya dahil olan 58 anneden sadece 13’ünün (%22,4) sütünde bakılan ağır metallerin hiç biri tespit edilmedi, geri kalan annelerin sütlerinde bir veya birden fazla ağır metal bulundu. Sonuç: Kırsal ve kentsel bölgelerde çevre ağır metallerle yaygın olarak kirletilmektedir. Bu toksik maddeler anne sütünde bulunur duruma gelmiştir. Yeryüzünde süt çocuklarının çevresel toksinler ile karşılaşabildikleri başlıca kaynak anne sütüdür. Anne sütüyle maruziyeti azaltabilmek için annelerin toksik ajanlar ile karşılaşma risklerini azaltmak gerekir. Aim: In breast-fed infants, toxic chemicals previously been exposed to the mother are also a potential risk to the baby. The aim of this study is to in- vestigate the presence of Ni, Cd, Pb and Sb in mother’s milk and to highlight the possible potential risks of toxic heavy metals in the light of published epidemiological studies and scientific literature. Material and Method: For the study, milk samples were collected from 58 breast-feeding mothers who were residing in their provinces for more than five years and gave birth here and applied to follow up in any time after the first month period. Ni, Cd, Pb and Sb levels of milk samples were measured by ICP (Inductively Coupled Plasma) spectroscopy device. Results: In examined breast milks, 53.4% Ni, 17.2% Cd, 12.1% Pb and 15.5% Sb were found. Out of 58 mothers enrolled in the study, none of the heavy metals was detected in only 13 (22.4%) mother’s milk, one or more heavy metal was found in the rest of the milks of mothers. Discusssion: In rural and urban areas, the environment is widely contami- nated with heavy metals. This toxic substances come to be found in breast milk. In the earth, the main source of environmental toxins that breast-feed infants faced with is breast milk. To minimize the exposure of toxins with breast milk, the risk of confrontation with mothers and toxic agents should be reduced Daha fazlası Daha az

ZONGULDAK’TA MADEN İŞÇİLERİNİN KÖMÜR OCAKLARINDA KULLANDIKLARI BAZI MADENCİLİK TERİMLERİ ÜZERİNE

Özer, Hasan | Günaydın, Aykut

Article | 2017 | Uluslararası Türkçe Edebiyat Kültür Eğitim (TEKE) Dergisi6 ( 3 ) , pp.1334 - 1352

http://www.trdizin.gov.tr/publication/paper/detail/TWpZeU9EazBOQT09 https://hdl.handle.net/20.500.12628/653

TÜRKİYE’DEKİ DİN EĞİTİMİ ÇALIŞMALARI BAĞLAMINDA ‘ULUSLARARASI YÜKSEK DİN ÖĞRETİMİ KONGRESİ’ (2017) ÜZERİNE BİBLİYOMETRİK ANALİZLER

Aybey, Salih

Article | 2018 | Amasya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi6 ( 10 ) , pp.415 - 430

http://www.trdizin.gov.tr/publication/paper/detail/TWpreU5EUTNOdz09 https://hdl.handle.net/20.500.12628/1381

Autism and nursing care

Ocakcı, Ayşe

Article | 2005 | Zonguldak Sağlık Yüksekokulu Sağlık Eğitim Araştırma Derg.1 ( 3 ) , pp.56 - 61

Otistik bozukluk tek bir nedene bağlı olmayan heterojen, biyolojik ve psikolojik etkenlerin ortaya çıkardığı bir gelişimsel bozukluktur. Kanner'e göre (1943); erken bebeklik otizmi, yaşamın ilk yıllarında görülen, sosyal ilişki ve iletişim alanlarında ciddi bozukluk ve olağandışı çevresel tepkilerle belirli, şizofreniden belirli çizgilerle ayrılabilen bir bozukluktur. Aynı zamanda şizofreniden de farklıdır. Hemşirelerce yapılacak olan fizik inceleme ile yenidoğan ve bebeklerde erken dönemde tanılanabilir. Aile ile iletişimde şunlar önemlidir: 1-Ailenin suçluluk duygusunu engelleyin; 2-Ailenin geleceğe yönelik umutlarını destekleyin; . . . 3-Otistik çocuğun yavaş da olsa gelişimine dikkat edin; 4-Çocuğu yetenekleri doğrultusunda eğitin; 5-Çocuğa olumlu geribildirim verin. Aileyi çocuğu ile birlikte çalışmaya yönlendirin, ailenin tüm sorularını yanıtlayın. Autism does not have one single reason only; it is a defect related to developing as a result of heterogeneous, biological and psychological causes. Autism was first defined by Kanner in 1943. According to Kanner early babyhood autism can appear in the first years of life and include serious defects regarding social relations and communication and extraordinary environmental reactions. Also, it is a kind of defect that can clearly be distincted from schizophrenia. Physical check-ups of the infants and babies done by the nurses can help to diagnose autism at an early stage. In the interviews with families it is important to consider the following measures: 1-Avoid creating a feeling of guiltiness in the family; 2- Supply them with an appropriate dose of hopes for the future; 3-Pay attention to individual differences and different development speeds of autistic children; 4-Educate the child considering his qualities; 5-Show the child's positive characteristics and his qualities. Increase the family's engagement in terms of working with their child. Try to reply to all the family's questions Daha fazlası Daha az

Bilgi teknolojilerinin çalışanlar tarafından benimsenmesi: Karadeniz Ereğli’de KOBİ çalışanları üzerine bir uygulama

Aksoy, Ramazan | Kara, Aslı

Article | 2013 | Uluslararası İktisadi ve İdari İncelemeler Dergisi0 ( 10 ) , pp.1 - 20

Bu çalışmada, bilgi teknolojilerinin çalışanlar tarafından benimsenmesini etkileyen faktörlerin saptanması amaçlanmıştır. Bilgi teknolojileri, bilgi teknoloji sistemleri ve benimsemenin teorik analizinden sonra, uygulama olarak Karadeniz Ereğli ilçesindeki KOBİ çalışanları örneklenmiştir. Hazırlanan anket formuy-la çalışanlara konuyla ilgili belirlenen değişkenler ölçtürülmüştür. Toplam 152 KOBİ çalışanından elde edilen veriler, SPSS istatistik paket programı ile analize tabi tutulmuştur. İstatistik yöntem olarak frekans analizi, çapraz tablolar ve faktör analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, çalışanların bilgi teknoloji-leri . . .ni benimseyip verimli bir şekilde kullanamadıkları ve yöneticilerin de bilgi teknolojileri kullanımının yayılımı konusunda eksikleri olduğu anlaşılmıştır. Çalışanların bilgi teknolojileri kullanımında 4 ana fak-törden etkilendikleri saptanmıştır. Bu dört faktörün toplam açıklama gücü yaklaşık %76’dır. Çalışanların bilgi teknolojileri kullanımında etkilendikleri faktörler; verimlilik, eğlence, kullanım engelleri ve statü-dür. Çalışanların bilgi teknolojilerini kendilerine statü kazandıran, eğlenceli bir araç olarak gördüğü anla-şılmıştır. Bunun yanında bilgi teknolojileri kullanımının verimliliği etkilediği ve kullanımında bir takım sorunlarla karşılaşıldığı saptanmıştır. The aim of this study is to investigate the factors that affect the adoption of information technologies (IT) by employees. After a theoretical analysis of IT, IT systems and adoption, the employees working in SMEs (Small and Medium-Sized Enterprises) in Kdz. Ereğli are modelled. With the help of a questionnaire, various variables are measured by the employees. The data obtained from a total of 152 SMEs’ employees are analyzed with the SPSS statistical package. Frequency analysis, cross tables and factor analysis are the statistical methods used for the research. According to the research, it is confirmed that the employees cannot use IT efficently and the managers lack knowledge about the diffusion of information technologies. It is determined that the employees are affected by four main factors when using IT. The total rate of explanatory power of these 4 factors is 76 %. The factors that affect the usage of IT by employees are productivity, entertainment, usage difficulty and status. It is understood that the employees view IT as an entertainment and it helps gain status. Furthermore, it is determined that the usage of IT affects productivity and there are some difficulties in the usage of IT Daha fazlası Daha az

Can blood parameters be used to assess the recovery time of Bell's palsy patients? A retrospective case-controlled study

Eliçora, Sultan Şevik | Erdem, Duygu

Article | 2017 | Kulak Burun Boğaz Uygulamaları5 ( 1 ) , pp.1 - 6

Amaç: Bu çalışmada nötrofil-lenfosit oranı (NLR), ortalama trombosit hacmi (OTH), trombosit sayısı (PLT), trombosit platetkriti (PCT) ve trombosit dağılım genişliği (PDW) değerlerinin Bell palsisi için iyileşme süresini değerlendirmede kullanılabilirliği araştırıldı.Hastalar ve Yöntemler: Ocak 2011 - Ocak 2014 tarihleri arasında bir ila üç yıl boyunca Bell palsisi tanısı ile takip edilen 48 hasta (22 erkek, 26 kadın; ort. yaş 43.5±22.1 yıl; dağılım 3-76 yıl) ve 49 sağlıklı birey (20 erkek, 29 kadın; ort. yaş 40.4±18.2 yıl; dağılım 3-72 yıl) kontrol amaçlı çalışmaya dahil edildi. Otomatik kan sayımı cihazı ile NLR, OTH, PLT, PCT ve P . . .DW değerleri ölçüldü. Tüm hastalar prednizolon ile tedavi edildi. Hastaların iyileşme süresi karşılaştırıldı.Bulgular: Ortalama PCT, OTH ve nötrofil değerleri Bell palsili hastalarda kontrol grubuna kıyasla anlamlı derecede yüksekti ( Daha fazlası Daha az

Sınıf Öğretmenliği Öğrencilerinin Eğitimde Teknoloji Kullanımına İlişkin Tutum ve Düşünceleri

Yavuz, Soner | Coşkun, A. Erdal

Article | 2008 | Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi ( 34 ) , pp.276 - 286

Bu çalışmanın amacı, ilköğretim sınıf öğretmenliği öğrencilerinin öğretimde teknolojik araç gereç kullanımına karşı tutum ve sahip oldukları fikirleri belirlemektir. Çalışma 2006-2007 öğretim yılı güz döneminde Zonguldak Karaelmas Üniversitesi, Ereğli Eğitim Fakültesi, Sınıf Öğretmenliği programına devam eden 30 3. sınıf öğrencisi üzerinde yürütülmüştür. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Yavuz (2005) tarafından geliştirilen, 5 faktörden ve 19 maddeden oluşan “Teknoloji Tutum Ölçeği” kullanılmıştır. Ayrıca, öğrencilerin öğretimde teknoloji kullanımı hakkındaki fikirlerinin tespiti için, seçilen 5 öğrenci ile yapılandırılmış görü . . .şme yapılmıştır. Verilerin analizinde bağımlı gruplar için t testi kullanılmıştır. Teknoloji tutum ölçeğinin ön test ve son test ortalamaları karşılaştırıldığında, istatistiksel olarak son test lehine anlamlı bir fark bulunmuştur ( Daha fazlası Daha az

ZONGULDAK TAŞKÖMÜRÜ HAVZASI KÖMÜR ÇEVRE KAYAÇLARININ DEFORMASYON MODÜLÜNÜN ANALİTİK OLARAK BELİRLENMESİ

Köken, Ekin

Article | 2013 | İstanbul Yerbilimleri Dergisi26 ( 2 ) , pp.73 - 81

Uzunayak madenciliğinde kömür çevre kayaçlarının deformasyon modülü, yalancı tavan katılığının kestirilmesi ve yalancı tavanın yükler altındaki davranışı hakkında önemli bilgiler vermesi sebebiyle oldukça önemli bir büyüklük olarak kabul edilmektedir. Yeraltından uygun kaya numunelerin alınmasının zor olması ve statik elastik sabitler deney düzeneğinin genellikle kömür işletmelerinde bulunmaması sebebiyle kömür çevre kayaçlarının deformasyon modülü yapılması kolay, tekrarlanabilirliği yüksek ve ekonomik kaya mekaniği deneyleri ile kestirilebilir. Bu çalışmada Zonguldak Taşkömürü Havzası'ndaki kömür çevre kayaçlarının deformasyon mod . . .ülünün analitik olarak kestirilmesi için kömür çevre kayaçlarının porozitesi ve tek eksenli basınç dayanımı gibi elde edilmesi nispeten kolay deney verilerinden yararlanılmıştır. Böylece deney verilerinin en küçük kareler yöntemi ile irdelenmesi sonucunda birkaç görgül bağıntı önerilmiştir. Önerilen görgül bağıntılardan elde edilen deformasyon modülü değerleri laboratuvar çalışmalarından elde edilen deneysel veriler ile karşılaştırılmış ve ortaya çıkan sonuçlar tartışılmıştır. Önerilen görgül bağıntıların uygunluğu ise ki kare (x2) uygunluk testi ile irdelenmiştir. Ki kare testlerine göre tek değişken içeren görgül bağıntıların geçerli olmadığı buna karşın iki değişkenli görgül bağıntının G = 0,9 mertebesinde geçerli olduğu görülmüştür. Ayrıca ilgili mühendislerin pratik olarak kullanması için kömür çevre kayaçlarının deformasyon modülünü kestirmeyi amaçlayan bir yüzey modeli geliştirilmiştir. Sonuç olarak, kömür çevre kayaçlarının deformasyon modülünün iki değişkenli görgül bağıntı ile yeterli güvenilirlikte kestirilebileceği görülmüştür The deformation modulus of the coal measures rocks in longwall mining is acknowledged as a crucial quantity owing to estimating the stiffness of the immediate roof and the behavior of the immediate roof under loads. Hence difficulties obtaining proper rock samples from underground and generally lacking of the static elastic testing apparatus in the coal corporations, the deformation modulus of the coal measures rocks can be estimated with the help of easily performable, highly repeatable and economic rock mechanics tests. To estimate the deformation modulus of the coal measures rocks in Zonguldak Hardcoal Basin, some experimental data which are free for the taking such as porosity and uniaxial compressive strength are practiced upon. So several empirical formulae are proposed by scrutinizing the experimental data with least squared approximation method:The deformation modulus values obtained from the proposed empirical formulae are compared with the experimantal data obtained from the laboratory studies and the generated results are discussed. The convenience of the proposed empirical formulae is scrutinized via chi-squared (x2) compliance test. According to the chi-squared tests it is seen that the proposed empirical formulae which involve one variable are not valid, whilst the empirical formula with two variables is valid in the order of G = 0,9. Furthermore, a surface model aimed to estimate the deformation modulus of coal measures rocks is developed to practically use by the relevant engineers. It is concluded that the deformation modulus of the coal measures rocks could be estimated with sufficient reliability by the proposed empirical formula with two variable Daha fazlası Daha az

Cerrahi kliniklerde çalışan hemşirelerin mesleki profesyonelliklerinin değerlendirilmesi

Çelik, Sevim | Ünal, Ümit | Saruhan, Sadettin

Article | 2012 | İstanbul Üniversitesi Florence Nightingale Hemşirelik Yüksekokulu Dergisi20 ( 3 ) , pp.193 - 199

Amaç: Bu araştırma cerrahi kliniklerinde çalışan hemşirelerin mesleki profesyonelliklerinin değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Bu kesitsel tipteki araştırma, Zonguldak il merkezindeki üniversite ve devlet hastanelerinin cerrahi kliniklerinde çalışan 179 hemşire ile gerçekleştirildi. Veriler, Erbil ve Bakır tarafından geliştirilen “Meslekte Profesyonel Tutum Envanteri” (MPTE) ve anket formu ile toplandı. Veriler, sayı, yüzde, ortalama, Kruskal Wallis, Student t testi ve tek yönlü Anova testleri kullanılarak değerlendirildi. Bulgular: Hemşirelerin ortalama yaşının 29.48, %93.3’ünün bayan, %48.6’sının lisans mezunu ve %25. . . .7’sinin ameliyathane hemşiresi, yarısının (%51.4) 1-4 yıldır cerrahi kliniklerinde çalıştığı belirlendi. Profesyonel olduğunu düşünen (p=0.003), ücretlerinden memnun olan (p=0.001) ve hastanedeki olanakların yeterli olduğunu kabul eden (p=0.02) hemşirelerin, Meslekte Profesyonel Tutum Envanteri’nden daha yüksek puan aldığı saptandı. Hemşireler servisteki eleman (%24.7) ve malzeme yetersizliğinin (%10.6), görev paylaşımındaki düzensizliklerin (%10.6) profesyonelliklerini etkilediğini ifade etti. Sonuç: Bu çalışma, cerrahi hemşirelerinin meslek hakkındaki düşüncelerinin profesyonelliklerini etkilediğini göstermektedir. Aim: This study was conducted to evaluate the occupational professionalism of nurses working in surgical wards. Method: This cross-sectional study was performed with 179 nurses working in surgical wards of university and ministry of health hospitals of a province in Zonguldak. Data were collected by survey form and Inventory of Professional Attitudes at Occupation developed by Erbil and Bakır. Data were evaluated using number, percentage, mean, Kruskal-Wallis, student t and one way Anova tests. Results: It was determined that the mean age of the nurses was 29.48, 93.3% of them were female, 48.6 %had a bacca- laureate degree in nursing, and 25.7 % had worked as an operating room nurse, half of nurses (51.4%) had worked on the surgical wards for 1-4 years. It was determined that nurses who loved their profession (p=0.003), believed that they could completely work as nurses (p=0.001), who satisfied from their salaries (p=0.001), accepted that they were adequate of opportunities in hospital (p=0.02) obtained higher scores from the Inventory of Professional Attitudes at Occupation. Nurses stated that shortage of staff (24.7%) and materials (10.6%) on wards, and irregularities in the task-sharing (10.6%) are affected the professionalism of nurses. Conclusion: This study shows that opinions of surgical nurses about occupation affect the professionalism of nurses Daha fazlası Daha az

TOOL FORCES AND SPECIFIC ENERGY PREDICTION MODELS IN THE PROCESS OF SANDSTONES CUTTING BY USING CONICAL PICKS

Su, Okan | Wang, Qing-feng | Wang, Xiang

Article | 2018 | Bilimsel Madencilik Dergisi57 ( 1 ) , pp.5 - 14

Bu çalışmada, doğrusal kesme setinde bağımsız kesme deneyleri yapılmış ve buna göre keski kuvvetlerinin karakteristiği tartışılmıştır. Tek faktörlü regresyon analiz yöntemi kullanılarak keski kuvvetleri, spesifik enerji, kesme derinliği ve kayacın dayanımı arasındaki ilişkiler analiz edilmiştir. Ayrıca, kayacın dayanımı ve kesme derinliği göz önüne alınarak doğrusal olmayan çoklu regresyon yöntemiyle keski kuvvetleri ve spesifik enerji modelleri geliştirilmiştir. Sonuçlar, kesme ve normal kuvvetleriyle ilgili tüm modellerin oldukça üstün olduğunu göstermiştir. Spesifik enerji ile basınç dayanımına bağlı olarak model kurulduğunda ili . . .şki katsayılarının çekme dayanımına göre zayıf olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, bu çalışmada sunulan modellerin yumuşak ve ortasert dayanımdaki kumtaşının kalem uçlu keski kullanılarak kazılması durumunda kullanımının önerilebileceği vurgulanmıştır. In this study, unrelieved rock cutting experiments were conducted at the linear rock cutting machine and the characteristics of tool forces were discussed. The correlations among tool forces, specific energy, cutting depth, and rock strength were analyzed using single factor regression analysis method. Based on multiple non-linear regression method, the models of tool forces and specific energy were developed considering the rock strength and cutting depth. The results indicate that models of tool forces have the superior performance. When the model of specific energy is analyzed using the compressive strength of the rock, it was seen that the correlations are weak compared to the model related to tensile strength of rock. In conclusion, it is emphasized that the proposed models presented in this study are particularly recommended for performance prediction of soft and medium-hard strength sandstones in case conical picks are employed Daha fazlası Daha az

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında yükümlülüklerimiz ve çerez politikamız hakkında bilgi sahibi olmak için alttaki bağlantıyı kullanabilirsiniz.

creativecommons
Bu site altında yer alan tüm kaynaklar Creative Commons Alıntı-GayriTicari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Platforms