Filtreler
Filtreler
Bulunan: 1.865 Adet 0.005 sn
Koleksiyon [20]
Tam Metin [2]
Yayın Türü [6]
Yazar [20]
Yayın Yılı [20]
Konu Başlıkları [20]
Yayıncı [9]
Yayın Dili [4]
Dergi Adı [20]
Şanlıurfa il merkezindeki eczanelerde kurgusal pnömonili çocuk hastaya yaklaşım

Kurçer, Zehra | Kurçer, Mehmet Ali | Ağadayı, Mustafa | Batı, Nihal Seçil

Article | 2007 | Toraks Dergisi8 ( 3 ) , pp.144 - 148

Bu çalışmanın amacı, Şanlıurfa il merkezinde bulunan serbest eczanelerde çalışan eczacı ve diğer eczane personelinin, çocukluk çağı pnömonili olgularında akılcı ilaç kullanımına etkilerinin kurgusal hasta yöntemiyle değerlendirilmesidir. Şanlıurfa il merkezinde bulunan 158 eczanede eczacı (29) ve diğer eczane personelinin (128), pnömonili hastaya yaklaşımları araştırıcılar tarafından geliştirilen bir forma kaydedilmiştir. Kurgusal hasta yakınını karşılayan personelin %18.5’ i eczacıdır. Eczane çalışanlarının sadece %40.8’ ı kurgusal hastaya hekime gitmesini önermiştir. Eczane personelinin %94.4’ ünün hastaya gereksiz ilaç verdiği gö . . .zlenilmiştir. Bu çalışmada önerilen ilaçlar içerisinde %41.7 ile öksürük ilaçları ilk sırada yer alırken, %32.5 ile antibiyotikler ikinci sırada, %20.4 ile ateş düşürücüler üçüncü sırada yer almaktadır. Toraks Derneği Pnömoni Tanı ve Tedavi Rehberi’ne göre antibiyotiklerin sadece %36.6’sının uygun olduğu belirlenmiştir. Uygunsuz ilaç kullanımının ortalama tedavi maliyetini 1,81 YTL artırdığı görülmüştür. Hastaya yaklaşım açısından eczacı ve diğer eczane personeli karşılaştırıldığında; hastalığın belirlenmesinde eczacıların %89.7’ si kurgusal hastaya anlamlı olarak daha fazla soru sormuştur. Sonuç olarak, Şanlıurfa il merkezindeki eczanelere pnömoni belirtileri ile gelen kurgusal hastaya eczane personelinin yaklaşık dörtte üçününün hekime yönlendirmeden tedavi verdiği, tamamına yakınının gereksiz etken madde önerdiği ve önerilen antibiyotiklerin büyük çoğunluğunun amaca uygunsuz olduğu belirlenmiştir. The aim of this research is to evaluate the effects of pharmacy personnel of the drugstores in the center of Şanlıurfa to rational drug usage in childhood pneumonia patients. The approach of pharmacists and pharmacy personnel to patients with pneumonia was written down on a datasheet in 158 pharmacies located in the center Şanlıurfa. 18% of personnel were pharmacist who met relatives of theoretical-patient. Only 40.8% of pharmacy personnel advised the theoretical-patient to go to hospital. It is observed that 94.4% of pharmacy personnel gave unnecessary drugs to the patients. Among the suggested medicines in this study, cough drugs were in the first line by 41.7%, antibiotics were second (32.5%) and antipiretics were the third by 20.4%. According to Turkish Thoracic Society guidelines for Diagnosis and Treatment of pneumonia, only %36 of the antibiotics were appropriate. It was observed that inappropriate drug usage increased the mean treatment cost 1.81 YTL. When pharmacists were compared with pharmacy personnel, 89.7% of pharmacists have asked much more meaningful questions for the diagnosis of the disease and for the care of patients. In conclusion, in pharmacies in the center of Şanlıurfa, about 75% of pharmacy personnel suggested medical treatment to the patients who come with symptoms of pneumonia instead of refering to doctors and about all of them offer the patients unnecessary but effective substance and majority of the antibiotics suggested were inappropriate Daha fazlası Daha az

Morphometric and electrophoretic variation in different honeybee (Apis mellifera L.) populations

Kandemir, İrfan | Kence, Meral | Kence, Aykut

Article | 2005 | Turkish Journal of Veterinary and Animal Sciences29 ( 3 ) , pp.885 - 890

Türkiye, Naheivan (Azerbaycan) ve Avusturya'dan örneklenen balansı kolonilerinin morfometrik ve elektroforetik varyasyonları ve alttürler arası ilişkileri çalışıldı. Altı enzim sisteminden dört tanesi toplam 14 allozim ile polimorfık bulundu. On morfometrik karakterin ayrışım fonksiyonu analizi sonucu dört grup ortaya çıktı. Elektroforetik verilerin kümelendirme analizi benzer şekilde gruplar oluşturdu. Polimorfik lokuslar içinde Mdh-1 en yüksek, Est-3 ise en düşük toplumlararası farklılaşmayı göstermektedir. Honeybee colonies from Turkey, Naxcivan. (Azerbaijan) and Austria were studied for morphometric and electrophoretic variation . . . and for comparison among different subspecies. Out of six enzyme systems, four were found to be polymorphic with 14 allozymes. Discriminant function analysis of 10 morphometric variables resulted in a total of four groups. Cluster analysis of electrophoretic data showed a similar type of groupings. Among the four polymorphic loci, Mdh-1 showed the highest and Est-3 the lowest differentiation among populations Daha fazlası Daha az

Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesinde Değerlendirilen Ensest Olgularının Sosyodemografik Özellikleri

Yılmaz, Rıza | Eryılmaz, Ahmet

Article | 2016 | Adli Tıp Bülteni21 ( 3 ) , pp.167 - 171

Amaç: Ensest, kanunlar tarafından evlenmesi yasaklanmış aile üyeleri ve akrabalık ilişkilerini de içeren yakın kan bağı olan kişiler arasındaki seksüel aktivite olarak tanımlanmaktadır. Çocuğun cinsel istismarının bir çeşidi olan ensest konusunda Türkiye'de az sayıda çalışma bulunması nedeniyle Zonguldak ilinde ensest olayının özelliklerini anlayabilmek amacıyla Mahkeme veya Savcılıklardan Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi'ne gönderilen olgular sosyo demografik olarak değerlendirilmiştir. Gereç ve Yöntem: BEÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Polikliniği'ne Temmuz 2010-Haziran 2014 tarihleri arasında adli rapor . . . düzenlenmesi amacıyla gönderilen ensest olgularında yaş, cinsiyet, eğitim durumu, saldırı-istismar tipi ve sıklığı, zeka düzeyi, psikiyatrik muayene bulguları ve saldırganla akrabalık derecesi retrospektif olarak incelenmiştir. Bulgular: BEÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Polikliniği'ne ensest olgu olarak gönderilen 3-38 yaşları arasındaki olguların 38'i kadın, 1'i erkek olmak üzere toplam 39 olgudan oluşmaktadır. Enseste maruz kalmış olgular eğitim açısından incelendiğinde 10 tanesinin 7 yaşından küçük olması nedeniyle henüz okula başlamadığı, 2 tanesinin yaşının büyüklüğüne rağmen okula hiç gönderilmedikleri, ilköğretim sonrası devam etmeyen olgu sayısının ise 6 kişi olduğu gözlenmiştir.Sonuç: Tüm toplumu sağlık, eğitim, sosyal, ekonomik ve politik yönden ilgilendiren ve çözümü için de tüm bu alanları kapsayacak şekilde multidisipliner yaklaşım gerektiren ensest olaylarını önlemek için kısa, orta ve uzun dönemde, bölgesel ve tüm ülke çapında hazırlanacak planlarla önlemler alarak ensest olguları en aza indirebilir ve hatta ortadan kaldırabilir. Objective: Incest is defined as sexual activity between people with close blood ties including family members and kinship who are prohibited by law. There are few studies in Turkey about incest which is a kind of child sexual abuse. In order to understand the characteristics of incest in Zonguldak, cases who are sent to BEU (Bulent Ecevit University) Hospital of Medical Faculty by courts or prosecution offices were evaluated as socio-demographic. Materials and Methods: The cases were sent to the polyclinic of Forensic Medicine of the Hospital in order to be given reports between July 2010 and June 2014. The cases were investigated retrospectively with regards to age, gender, education level, abuse type, the level of intelligence, the findings of psychiatric examinations and the degree of kinship with attacker. Results: The cases among 3-38 years of ages consist of a total of 39 cases, 38 female and 1 male. When patients are examined in terms of education, 10 of them under 7 years did not start school due to their smallness ages. Despite older ages of 2 person they were not sent to any school at all. After primary school, 6 cases did not continue any school. Conclusion: Incest which is concerned by all the community regarding health, education, social, economic and political aspect and needed a multidisciplinary approach for the solution. Cases of incest can be minimized or can be eliminated by taking precautions within a plan in where regional and all over the country to be prepared for short, medium and long term Daha fazlası Daha az

ŞİŞKİN ANLATILARIN PANZEHİRİ: RİNEKE DİJKSTRA

Uzun, Çağlar

Article | 2015 | Sanat Yazıları0 ( 33 ) , pp.403 - 415

1959 Amsterdam doğumlu Almanya kökenli kadın sanatçı Rineke Dijkstra 1992 yılından bu yana uluslararası üne sahip bir sanatçıdır. Diane Arbus, Thomas Struth vb. fotoğraf sanatçılarının yanında Vermeer ve Verspronck'un çalışmalarından da etkilenmesi onu fotoğraflarının resimsel gücünü açıklamamıza yardımcı olur. Dijkstra ergenlerin, yeni doğum yapmış kadınların, matadorların, sokakta yürüyen insanların, plajdaki gençlerin; yapmacıksız, samimi hikayelerini not eder nitelikte çalışmalarıyla kişisel belgesel fotoğrafçılığın sıradışı temsilcileri arasındadır. Onun niyetini, anlatıların insanlarla arasındaki mesafeyi azaltmak olarak okuya . . .biliriz. Dijkstra'nın fotoğrafları bizi her zaman çerçevenin ötesini sorgulamaya yöneltecek şekilde düzenlenmiştir. Dijkstra müzelerde yer alma arzusu taşımayan, zamanla sararabilen, insani duyguları harekete geçiren, ilişkisel olabilen; insanların yalnızlığını, ruhsal yapılarını, kişisel mitolojilerini açığa çıkartan samimi fotoğraflarıyla kitleleri hayrete düşürmektedir. Onun seri çalışmalarının arkasında yatan niyet ve düşünceleri analiz etmemize yardımcı olacak eldeki inceleme yazısı, bir çok yönüyle güncel sanat ortamında fotoğrafın yeri ve önemi hakkında bizi tekrar düşünmeye itecektir. Born in 1959 in Amsterdam, German origin woman artistRineke Dijkstra has an international fame since 1992. The fact that she was influenced by art photographers like Diane Arbus, Thomas Struth etc. as well as Vermeer and Verspronckhelps to explain the painterly supremacy of her photographs. In a manner of noting down the candid storiesof adolescents, puerperant women, toreadors, people walking on the street, youngsters on the beach, Dijkstra is amongst the extraordinary representatives of personal documentary photography. We can suggest that her intention is to reduce the distance between narratives and people. Dijkstra's photographs are arranged in a way to lead us question what is beyond the frame and astonishes masses with her candid photographs that reveal personal mythologies, the loneliness of people and their psychological moods that triggers humane emotions in the spectator. Without a desire to find a place in museums, her pictures growing yellow in time Dijkstra prioritizes a relational attitude with her viewers. This paper will help to analyze the underlying intentions and thoughts behind her series and lead us to reconsider the place and importance of photography within the context of contemporary art Daha fazlası Daha az

ÇATALAĞZI YÖRESİ'NDE (ZONGULDAK) TERMİK ENERJİ YATIRIMLARI

Çelikoğlu, Şaban

Article | 2016 | MARMARA COĞRAFYA DERGİSİ0 ( 33 ) , pp.510 - 533

Günümüz dünyasının en önemli itici gücü olan enerji, ülkelerin kalkınmaları açısından hayati öneme sahiptir. Gelişmekte olan ülkeler arasında yer alan Türkiye'de endüstriyel kalkınma, hayat standartlarının yükselmesi ve teknoloji alanındaki gelişmeler enerji talebinde hızlı bir artışa sahne olmuştur. Enerji kaynaklarının sınırlı olduğu ülkemizde hızlı talep artışı, enerjide dışa bağımlılık ve cari açık gibi problemleri beraberinde getirmiştir. Ülkemiz elektrik üretiminin neredeyse yarısı doğal gazdan elde edilmektedir. Ayrıca konutların ısıtılmasında da doğal gaz önemli bir yere sahiptir. EPDK verilerine göre doğal gazın yaklaşık % . . .85'i 3 ülkeden tedarik edilmektedir. Enerji arzında yaşanabilecek bir olumsuzluğun etkilerini azaltabilmek için taşkömürü ve linyit gibi kaynaklarla çalışan termik santrallerin inşasına önem verilmektedir. Bu bağlamda öne çıkan yatırım alanlarından biri de Zonguldak iline bağlı Kilimli ilçe sınırları içerisinde kalan Çatalağzı Yöresi'dir. Çatalağzı Yöresi'nde faaliyet gösteren toplam 1690 mw kurulu güce sahip iki adet termik santralde yıllık 12.5 milyon mw elektrik üretimi yapılmaktadır. 2016 sonbaharında faaliyete geçmesi planlanan yeni santralle birlikte yörenin 3.090 mw kurulu gücü ile yıllık 20 milyon mw'a yakın elektrik üretilmesi planlanmaktadır. Bu çalışmada Çatalağzı Yöresi'ndeki enerji yatırımlarının ülkemiz elektrik üretimindeki yeri ile enerjideki kaynak çeşitlendirmenin önemi üzerinde durulmuş, sürdürülebilir enerji üretimi ve yöre halkının yaşam kalitesinin arttırılması için alınabilecek önlemler dile getirilmiştir. As the most prominent instrument for power in modern world, energy is of a vital importance for the development of countries. Industrial development in Turkey, which is one of the developing countries, undergoes increase in energy demand due to rising levels of life standards and tehcnological developments. This rapid demand growth brings about problems such as external energy dependence and deficit in our country, which disposes of limited energy resources. Approximately half of electricity generation in Turkey is obtained by natural gas. Additionally, natural gas is important as an implement for home heating. According to EMRA (Energy Market Regulatory Authority) data, nearly 85% of the natural gas has been supplied from 3 countries. Building thermal reactors which working with stone coal and lignite, is considered important in order to reduce the impact of a probable difficulty in energy supply. Çatalağzı Region in Zonguldak Province is also one of the areas which glare as investment grade. Two active thermal reactors in Çatalağzı Region with installed power of 1690 mW, are producing electricity of 12,5million mW on annual basis. With the inclusion of a third thermal reactor planned for the autumn of 2016, electricity generation grade is expected to reach almost 20 million mW on annual basis with an installed power of 3090 mW. In this study it is aimed to emphasize on the partake of Çatalağzı Region within electricity generation in Turkey, and to remark the sustainable energy production as well as measures taken for improving the life quality of locals Daha fazlası Daha az

Left Main Coronary Dissection in a Patient with Takayasu's Arteritis

Akpınar, İbrahim | Sayın, Raşit Muhammet | Karabağ, Turgut | Küçük, Emrah | Doğan, Sait Mesut | Büyükateş, Mustafa | Aydın, Mustafa

Article | 2013 | Turkish Journal of Rheumatology(.)Archives of Rheumatology28 ( 1 ) , pp.47 - 50

Takayasu arteriti aort ve ana dalların proksimalini tutan, kronik inflamasyon ile karakterize bir vaskülit tipidir. İntimal kalınlaşma ve fibrozise bağlı olarak, damar duvarındaki inflamatuvar süreç, vasküler darlık ve spontan diseksiyon gibi katastrofik durumlara yol açabilir. Ancak, spontan koroner diseksiyon daha nadir rastlanan bir sonuçtur. Torasik aort tutulumunun değerlendirilmesinde transtorasik ekokardiyografi kullanımının, ucuz ve noninvaziv bir yöntem olması nedeniyle avantajlı olduğu gösterilmiştir. Bu yazıda daha önce Takayasu arteriti tanısı konmuş ve ani başlayan şiddetli göğüs ağrısı nedeniyle yapılan koroner anjiyog . . .rafisinde spontan sol ana koroner arter diseksiyonu saptanan 48 yaşında bir kadın olgu sunuldu Takayasu's arteritis is a type of vasculitis which is characterized by chronic inflammation involving the aorta and its major proximal branches. The inflammatory process in the vessel wall due to intimal thickening and fibrosis may result in catastrophic events such as vascular stenosis and spontaneous dissection. However, spontaneous coronary dissection is a relatively rare outcome. The use of transthoracic echocardiography in the evaluation of thoracic aortic involvement has been shown to be advantageous since this method is relatively cheap and non-invasive. In this article, we report a 48-year-old female case who was previously diagnosed with Takayasu's arteritis with a spontaneous left main coronary artery dissection which was detected by coronary angiography following the sudden onset of severe chest pain Daha fazlası Daha az

Retrospective Evaluation of the Female Patients with Breast Cancer: Western Black Sea Region, Unicentered, Clinical Data of Oncology

Engın, Huseyin | Saylık2, Faruk | Bılır, Cemil

Article | 2013 | Uluslararası Hematoloji-Onkoloji Dergisi23 ( 2 ) , pp.117 - 123

Meme kanseri tüm dünyada kadınlardaki en sık kanser türü olup kadın kanserlerinin %30’nu oluşturur ve kadınlarda kansere bağ- lı en sık ölüm nedenidir. Bulen Ecevit Üniversitesi Onkoloji Bölümü Batı Karadenizdeki tek kanser merkezidir. 2000 ila 2010 yılları arasında kadınlarda meme kanserini retrospektif olarak araştırdık. Çalışmamızdaki populasyonun ortalam yaşı 49.90 ± 12 ’di ve ortalama takip süresi 4 ± 2 yıldı.Hastaların yaşa göre dağılımında %25’ini 40 yaş ve altı, %32’sini 40-50 yaş arası oluşturmaktayken kalan %43’de 50 yaş ve üzeri hastalar oluşturmaktaydı.En sık görülen kanser tipi 312 hastada saptanan invazif duktal karsin . . .omdu (%80). Hastaların prognozuna baktığımızda; 309 hasta(%80) hastalıksız sağkalımda, 66 hastada (%17) progresyon, 7 hastada (%1,8) local nüks ve 15 hastada (%3,8) ölüm görüldü. Meme kanseri Batı Karadeniz bölgesindeki kadınlarda en sık görülen solid organ tümörlerden olup prognostik faktörler ve ileri evre hastalığı olanlardada uzun yaşam beklentisi açısından anlamlı bir fark saptanmadı. Hormonal pozitişik ve tedavi uyumu bu duruma en önemli katkıyı sağlamaktaydı. Breast cancer is the most common female cancer in the world wide with 30% of all women cancer and second most common cause of cancer death in women. Oncology department of Bulent Ecevit University Faculty of Medicine is the only cancer center in western part of Black Sea region. We investigated retrospectively our data of women breast cancer between the period of 2000 and 2010 in this region. The mean age of the study population was 49.90 ± 12 years and mean follow-up time was 4 ± 2 years. The distribution of patients by the age, 25% or patients under 40 years old, 32% between the 40-50 years old and 43% of them over the 50 years old. 92.6% of the patients were presented with a palpable mass. The most common type of breast cancer was invasive ductal carcinoma (IDC) in 312 patients (80%). Prognosis of the study population; 309 patients (80%) are surviving without any disease. Sixty-six patients (17%) had progression, 7 of 390 patients (1,8%) had local recurrence and 15 patients (3.8%) died. While the breast cancer is one of the most commonly seen solid organ tumors in Black Sea region and, based on the literature, no significant differences were observed for prognostic factors, longer life expectancy of the patients with advanced stage disease may be attributed to higher number of patients with hormonal positivity and therapy adherence Daha fazlası Daha az

GÖRSEL VE YAZILI BİLGİLENDİRMENİN PERİODONTAL CERRAHİ ÖNCESİ VE SONRASI ANKSİYETE SEVİYELERİNE ETKİSİ

Türer, Çiğdem Coşkun | Durmuş, Duygu

Article | 2017 | Atatürk Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dergisi27 ( 3 ) , pp.167 - 172

Amaç: Hastaların çoğu dental cerrahi operasyonlar öncesi farklı derecelerde anksiyete ve korku hissederler. Preoperatif dönemde hastaya verilen bilgiler anksiyete seviyesini düşürmek amacıyla kullanılabilir. Çalışmamızın amacı, periodontal cerrahi planlanan hastalarda, görsel ve yazılı bilgilendirmenin preoperatif ve postoperatif anksiyete üzerine etkilerinin değerlendirilmesidir. Gereç ve Yöntem: Kliniğimize başvuran periodontal cerrahi yapılması uygun görülen 200 hasta çalışmaya dahil edildi. Hastalar, rastgele görsel ve yazılı bilgilendirilen grup olmak üzere ikiye ayrıldı. Görsel gruptaki hastalar; resimlerden oluşan bir broşür . . .ile yazılı gruptaki bireyler ise standart yazılı aydınlatma formu ile bilgilendirildi. Operasyondan önce, tüm hastaların anksiyete düzeyleri State Trait Anxiety Inventory (STAI) kullanılarak belirlendi. Postoperatif anksiyete seviyelerini belirlemek için STAI anketi tekrarlandı. Ayrıca, hastaların postoperatif ağrı skorları VAS (Visual Analog Scale) ile değerlendirildi. Bulgular: Her iki grupta da postoperatif anksiyete değerlerinin preoperatif anksiyete değerlerine göre anlamlı derecede azaldığı gözlendi. Yazılı ve görsel gruplar kendi aralarında karşılaştırıldığında ise görsel bilgilendirme yapılan hastaların preoperatif anksiyete değerleri anlamlı derecede düşük bulundu. Ek olarak; anksiyete seviyeleri ile yaş, cinsiyet, operasyon süresi, eğitim durumu ve VAS arasında anlamlı bir ilişki saptanmadı. Sonuç: Hastaların operasyon öncesi anksiyete seviyelerini azaltmak için hastaların yapılacak operasyonla ilgili görsel olarak bilgilendirilmesinin olumlu etkiler yarattığı sonucuna varıldı. Standart bilgilendirme formlarına basit resim kataloglarının eklenmesinin hastaların anksiyetelerini azaltabileceğini düşünmekteyiz. Aim: Patients feel different degrees of anxiety and fear, before any dental surgery operation. To give information about the operation may reduce anxiety levels. The aim of the study was to evaluate the effects of visual and written information on preoperative and postoperative anxiety in patients decided to undergo periodontal surgery. Material and Methods: Two hundred patients who were referred to our clinic for periodontal surgery were included in the study. Patients were divided into visual and written informed group. The patients in the visual group were informed by a brochure of the pictures while the individuals in the written group were informed by a standard written information form. Prior to the operation, the anxiety levels of all patients were determined using the State Trait Anxiety Inventory (STAI). STAI questionnaire was repeated to determine postoperative anxiety levels. In addition, postoperative pain scores of the patients were assessed by VAS (Visual Analogue Scale). Results: In both groups, postoperative anxiety levels were significantly lower than preoperative anxiety levels. Also, the preoperative anxiety levels were significantly lower in visual information group compared with written. There was no significant difference between anxiety levels and age, sex, duration of surgery, education and VAS. Conclusion: According to our study, visual information about the operation has positive effects on reducing the anxiety levels. We believe that addition of simple image catalogs to standard information forms can reduce the anxiety of patients Daha fazlası Daha az

SANAT YAPITI ELEŞTİRİSİNDE KARŞILAŞILAN SIKINTILAR VE GÖSTERGEBİLİMSEL ÇÖZÜMLEME YÖNTEMİ

Batu, Bengü

Article | 2014 | Art-e Sanat Dergisi7 ( 13 ) , pp.114 - 128

Güzel Sanatlar eğitimi sürecinde bireylere eleştirel, kültürel bilgi ve deneyim kazandırılmaya çalışılır. Bu bilgi ve deneyim tarih, kültürle ilgili kuramsal derslerin yanında sanat eleştirisi, sanat eseri inceleme dersleriyle de verilmeye çalışılmaktadır. Tarihsel süreçte sanatın varlık nedeniyle bağlantılı olarak sanat eleştirisi yöntemleri de değişmektedir. Sanat eleştiri süreci, eleştirilen nesnenin doğasından dolayı birtakım zorlukları içerisinde barındırmaktadır. Bu çalışmada betimsel çözümleme yöntemi ile eleştiri sürecinde incelenen nesnenin (sanat yapıtı) doğasından dolayı karşılaşılan sıkıntıların neler olduğu ortaya koyul . . .maya çalışılacaktır. Bu zorlukları aşmada göstergebilimsel yöntemin yeri ve yapısı üzerinde durularak göstergebilimsel çözümleme yönteminin eleştiriden ayrıldığı noktalar belirlenmeye çalışılacaktır. The fine arts education process attempts to imbue individuals with critical and cultural knowledge and experience. This knowledge and experience is passed on with the aid of courses revolving around art criticism and art analysis, in addition to theoretical lectures on history and culture. Through the course of history, methods of art have evolved in connection with art’s reason for being. The process of art criticism embodies a number of difficulties arising from the nature of the art itself. This work will attempt to examine, through the use of descriptive analysis, the difficulties presented by the nature of art during the art criticism process. The work will additionally attempt to pinpoint the ways in which the semiotic analysis method diverges from criticism while considering the role and structure of the semiotic method in overcoming such difficulties Daha fazlası Daha az

SÖZLÜ VE YAZILI KÜLTÜR BAĞLAMINDA CÖNKLERDE KADIN DİVAN ŞAİRLERİ

Ayaz, Berna

Article | 2016 | Milli Folklor Dergisi14 ( 111 ) , pp.66 - 74

Halk biliminin, özellikle de âşık şiirinin başlıca yazılı kaynağı olan cönklerde sadece halk bilimi ve halk şiiri ürünlerine yer verilmemiş, pek çok cönkte Fuzûlî, Nedim ve Bâkî gibi klasik şairlerin gazelleri de yer almıştır. Türk halkının, aynı kültürel kaynaktan beslenen, fakat sanat/şiir, estetik, dil, vezin ve icra anlayışları bakımından farklılıklar arz eden her iki şiir geleneği (klasik şiir ve halk şiiri) arasında kurduğu bağları gözler önüne seren bu durum, okuma yazma bilen halktan insanların, halk şiirinin yanı sıra, klasik şiirden de zevk aldıklarını, Fuzûlî ve Nedim gibi klasik şairlerin şiirlerini halk şiirlerinden ayr . . .ı tutmaksızın cönklere kaydettiklerini göstermektedir. Böyle olmakla birlikte, bu durum, özellikle cönklerde yer alan kadın şairler üzerinde günümüze kadar yeterince durulmamıştır. Bu çalışmada Klasik Türk Edebiyatının bazı kadın şairlerinin, halk biliminin başlıca yazılı kaynağı olan cönklerdeki yeri üzerinde durulmuştur. Klasik Türk Edebiyatı'nda kadın şairlerin sayısı elli civarındadır fakat bu kadın şairler üzerine yapılan çalışmalar son derece azdır. Kendi dönemlerinde ve sonrasında hak ettikleri ilgiyi göremeyen kadın şairlerden bazıları, halk arasında tanınmış ve sevilmiştir. İnceleyebildiğimiz cönklerde Fıtnat Hanım, Şeref Hanım, Leylâ Hanım, Âdile Hanım ve Mihrî Hatun'un şiirlerine de rastlanmıştır. Cönklerdeki örneklerden de anlaşılacağı üzere, bu kadın şairlerimiz, halk arasında sevilmiş, şiirleri cönklere kaydedilmeye değer bulunmuştur. Elbette, kadın şairlerin şiirlerinin yer aldığı bazı cönklerin, bu şiirlerin sahipleri olan kadın şairler tarafından yazılmış olması da muhtemeldir. Milli Kütüphane'deki el yazmaları kataloğuna kayıtlı olan cönkler incelendiğinde yukarıda adı geçen kadın şairlerimize ait elli sekiz adet şiire rastlanmıştır. Bu cönklerde kadın şairlerimizin pek çok şiiri olduğu gibi yer almakla birlikte bazıları da varyantlaşmıştır In Cönks who are the leading source of folklore, especially minstrel literature, not only products of folklore and minstrel literature are given a place but also gazelles of classical poets such as Fuzuli, Nedim and Baki took place in many cönks. This situation revealing the connections between both two poetry traditions (classical poetry and folk poetry) of Turkish people which are fed by the same cultural source but have differences in terms of art/poem, esthetic, style, rhythm and performance, shows that commoner literate people enjoy from classical poetry as well as folk poetry, without distinguishing poems of classical poets such as Fuzuli and Nedim from the folk poetry. In addition, this situation, especially female poets partaking in cönks have not emphasized enough. In this study, it is laid an emphasize on the place of female poets partaking in cönks who are the leading written source of folklore. The number of female poets is about 50 in Classical Turkish Literature, but a very few studies have been performed on these female poets. Some of these female poets who did not get the attention that they deserved in their periods and later, are known and loved in public. In cönks that we could examine, it is encountered the poems of Fıtnat Hanım, Şeref Hanım, Leyla Hanım, Adile Hanım and Mihri Hatun. As is understood from examples in cönks; these female poets loved by public and deemed valuable to be recorded in cönks. Of course, it is possible that some cönks in which poems of female poets took place were written by female poets who were owners of these poems. When examining cönks recorded to the catalogue of manuscripts in National Library, it is encountered the fifty-eight pieces of poems of aforementioned female poets. In these cönks, many poems of these poets are much the same; some of them were alternate Daha fazlası Daha az

Akut Lenfoblastik Lösemi Hastası Çocukların Acil Dental Tedavi Gereksinimleri

Avşar, Aysun | Bodrumlu, Ebru Hazar

Article | 2016 | Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi37 ( 1 ) , pp.17 - 21

Amaç: Çocuklarda dental acil durumlara sıklıkla rastlanılmaktadır. Bu çalışmanın amacı antineoplastik tedavileri devam eden Akut Lenfoblastik Lösemi (ALL) hastası çocukların diş hekimine acil başvuru nedenlerini incelemektir. Yöntem: Çalışmada Türkiye'nin farklı coğrafik bölgelerinde ALL tanısı almış, Samsun'da farklı merkezlerde ALL tedavisi gören 32 çocuk ve ebeveyni dahil edilmiştir. Çocuklar farklı dişlenme aşamalarının görüldüğü yaşlara göre 3 gruba ayrılmıştır. Başvuru nedenleri şikayetin tipine göre; çürük, dental travma, oral patolojiler ve pedodontik apareylerle ilgili problemler olarak 4 gruba ayrılmıştır. Ebeveynlere çocu . . .klarının diş fırçalama alışkanlığı, günlük şeker tüketimi, eğitim durumu, gelirleri ile ilgili sorular içeren ve bir anket doldurtulmuştur. Bulgular: Yaş ortalaması 5,8 olan çocukların % 55'inin süt dişlenme, %31'inin karışık dişlenme ve %14'ünün daimi dişlenme olduğu belirlenmiştir. Çocukların %74'ünün acil başvurusunun, ilk dental deneyimleri olduğu aileleri tarafından belirtilmiştir. Başvuru nedenlerinin sırasıyla pulpitise bağlı ağrı, gingival şişlik, fistül, yaygın selülit-ekstra oral şişlik ve travma olduğu saptanmıştır. Ebeveynin eğitim düzeyi, gelir seviyesi ile çocukların diş fırçalama alışkanlıkları arasında önemli derecede pozitif korelasyon bulunmuştur. Sonuç: ALL tedavisi gören çocukların tanı aldıkları anda çocuk diş hekimine yönlendirilmeleri, antineoplastik tedavilerinin aksamaması ve çocukların yaşam kalitelerinin düşmemesi açısıdan çok önemlidir Objectives: Dental emergencies for children are frequently encountered. This study aims to understand the reasons behind the dental emergencies for children with Acute Lenfoblastic Leukemia. Methods: The study included 32 children who had been diagnosed with ALL at different geographical regions in Turkey and receiving treatment at different centers in Samsun and their parents. The children were divided into three age groups by stages. The complaints were divided into four groups as tooth decay, dental trauma, oral pathology, and problem of pedodontic appliances. A questionnaire about the children’s teeth brushing habits, daily sugar consumption, education and income level was filled out by the parents. Results: The average age of the children was 5,8 years with 55% having primary, 31% mix and 14% permanent dentition. For 74% of the children, the dental emergency visit was their first dental experience as remarked by their parents. The reasons for dental emergency visits were pain due to pulpitis, gingival enlargement, fistula, selulite extra oral abscess and trauma respectively. Conclusion: It is highly recommended that children are referred to a dentist as soon as they receive an ALL diagnosis in order to continue their antineoplastic treatment without interruptions and prevent lessening the quality of life while undergoing this treatmen Daha fazlası Daha az

Development of an Automatic Grading System Based on Energy Circular Hough Transform and Causal Median Filter

Bayar, Gokhan

Article | 2017 | International Journal of Intelligent Systems and Applications in Engineering5 ( 3 ) , pp.1 - 8

Optical mark recognition machines are used for performing automatic grading of the exam papers that have multiple choice answers. They use some mathematical operations to achieve recognizing the answers marked by the ones who take the exam. In this study, an automatic grading system developed by the use of Hough transform and a filtering system is proposed. The system introduced brings a new perspective for grading the multiple choice exam papers. It focuses on adapting the energy based circular Hough transform for identifying the marked answer bubbles. The procedure is also combined with a data filtering method known as casual medi . . .an filter. The filtering system, which targets for detecting the outliers and removing them, is commonly used by the robotics and mechatronics researchers for cleaning the unwanted data. The whole system is verified by testing more than 2500 exam answer sheets of the Technical English course offered to the second year Mechanical Engineering students of the Bulent Ecevit University located in Zonguldak, Turkey. The system performance is also tested by observing the results obtained in three different case studies designed and conducted for different goals Optical mark recognition machines are used for performing automatic grading of the exam papers that have multiple choice answers. They use some mathematical operations to achieve recognizing the answers marked by the ones who take the exam. In this study, an automatic grading system developed by the use of Hough transform and a filtering system is proposed. The system introduced brings a new perspective for grading the multiple choice exam papers. It focuses on adapting the energy based circular Hough transform for identifying the marked answer bubbles. The procedure is also combined with a data filtering method known as casual median filter. The filtering system, which targets for detecting the outliers and removing them, is commonly used by the robotics and mechatronics researchers for cleaning the unwanted data. The whole system is verified by testing more than 2500 exam answer sheets of the Technical English course offered to the second year Mechanical Engineering students of the Bulent Ecevit University located in Zonguldak, Turkey. The system performance is also tested by observing the results obtained in three different case studies designed and conducted for different goal Daha fazlası Daha az

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında yükümlülüklerimiz ve çerez politikamız hakkında bilgi sahibi olmak için alttaki bağlantıyı kullanabilirsiniz.

creativecommons
Bu site altında yer alan tüm kaynaklar Creative Commons Alıntı-GayriTicari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Platforms