Filtreler
Filtreler
Bulunan: 24 Adet 0.001 sn
Koleksiyon [4]
Tam Metin [2]
Yayın Türü [2]
Yazar [20]
Yayın Yılı [2]
Tez Danışmanı [20]
Konu Başlıkları [20]
Yayıncı [7]
Yayın Dili [1]
Türkiye Himâye-i Etfâl Cemiyeti İstanbul merkezi umumi rapor’unun transkripsiyon ve değerlendirilmesi

Doğan, Güle

Master Thesis | 2019 | Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı

Bu çalışmada, Türkiye Himâye-i Etfâl Cemiyeti İstanbul Merkezi Umumi Rapor’unun Transkripsiyon ve Değerlendirilmesi yer almaktadır. Transkripsiyon kısmında gelir gider raporları tablolaştırılarak açıklanmıştır. Himâye-i Etfâl Cemiyeti’nin faaliyetleri, işleyiş mekanizması, idari birimi, çalışanlar hakkında bilgiler mevcut olup cemiyetin mali bütçesi, yardım toplama etkinlikleri ayrıntılı olarak metinde yer almaktadır. 1927 yılına ait mali bütçenin transkripsiyonu yapılarak Türkiye Himâye-i Etfâl Cemiyeti’ne dair genel bilgilere yer verilmiştir. Günümüz Çocuk Esirgeme Kurumuna gelinceye değin aşamaları, niceliksel ve niteliksel faali . . .yetleri belirtilmiştir. In the study, Turkey Himâye-i Etfâl Community İstanbul center of the general report’sis located transcription and evaluation. In the transcription section Is descri bed income andexpense with table. There is information about the activities of the Himâye-i Etfâl Community. These are the mechanism of operation, adminis trativeunit, financial budget of the community, and have a whip-round activities transcription of the financial budget belonging to 1927. Turkey Himâye-i Etfâl Community has included about information. From the past to the present, the activities in the child protection agency are indicated as qualitative and quantitative Daha fazlası Daha az

Yunus Emre Enstitüsü Türkçe öğreniyorum setinin değerler eğitimi açısından incelenmesi

Erçelik, Hasan

Master Thesis | 2019 | Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türkçe Eğitimi Anabilim Dalı

Yüzyılların birikimi ile kuşaktan kuşağa oluşturulan değerlerin korunması ve geliştirilmesi toplumda yaşayan tüm bireylere düşmektedir. Türkiye’de ve dünyada yaşanan olumsuz gelişmelerden anlaşıldığı üzere değerlerin hayat içerisinde yaşanırlığı kendini koruyamamaktadır. Değerlerle ve değerlerin yaşanmasıyla bir sorunun, eksikliğin olmadığı bir dönemden değerler eğitimine ihtiyaç duyulan bir zamana gelindi. Tarihî, kültürel birikimiyle düşüncelerin evi, değerlerin taşıyıcısı olan Türkçe, değerlerin yaşatılması ve aktarılması açısından önemlidir. Bilimin ve teknolojinin hızla ilerlemesiyle küçülen dünyada Türkiye ve Türkçe sahip oldu . . .ğu tarihî, siyasî, ekonomik, kültürel güçle ilgi odağı olmuştur, olmaya da devam edecektir. Bu durum yabancı dil olarak Türkçenin öğretilmesinde, dil ile birlikte değerlerin de aktarılmasına olanak sağlamaktadır. Okullarda eğitim-öğretimin en önemli ders materyalleri ders kitaplarıdır. Ders kitapları dersin öğretim programı çerçevesinde hazırlanır. Bu çalışmada 2018 Türkçe Dersi Öğretim Programı’nda yer alan kök değerlerin ve erdemler temasındaki değerlerin yabancı dil olarak Türkçe öğretimini hedefleyen, 10-15 yaş grubu için Yunus Emre Enstitüsü tarafından hazırlanan Türkçe Öğreniyorum setinde ne kadar aktarıldığı incelenmiştir. Yunus Emre Enstitüsü’nün hazırladığı Türkçe Öğreniyorum adlı set dört ders dört çalışma kitabından oluşmaktadır. Her bir seviye için hazırlanan ders ve çalışma kitabında altışar ünite bulunmaktadır. Araştırmada, kitap setinde her bir seviyede aktarılan değerlere, değer aktarımının ünitelere göre dağılımı bulgularına yer verilmiştir. Doküman incelemesi yöntemi ile elde edilen bulgular sayısal veriler halinde tablolara dönüştürülerek yorumlanmış ve çıkarımlarda bulunulmuştur. A2.2 ders kitabında en fazla değer aktarımının yapıldığı araştırma sonucunda bulunmuştur. Öz denetim ve sorumluluk set içerisinde en fazla aktarılan değerlerdir. Our duty as a society is to protect and improve the values which are created from generatin to generation by the centuries accumulation. It can be understood from the negative events which occur both in Turkey and in the world that values’ liveability in the life can’t maintain itself. We came such a time from that there were no problems or lack with our values and living them to needed values education time. With its history, being house of thoughts with its cultural accumulation, home to our thoughts, bearer of values, Turkish is substantial in terms of making the values live and transferring them. In the world that is getting smaller with the fast progress of science and technology, Turkey and Turkish have been and will be the center of attraction with its historical, political, economical, cultural capacity. This status gives opportunity to teach Turkish as a foreign language and also transfer the values via the language. The most essential educational materials in the schools are the textbooks. Textbooks are prepared within the framework of lesson’s curriculum. In this study, it is examined how much the root values and the values which are in the theme of virtues which were taken place in 2018 Turkish Lesson Curriculum are in the set of I’m learning Turkish which aims to teach Turkish as a foreign language that was prepared by Yunus Emre Institute for 10-15 aged learners. The set I’m learning Turkish prepared by Yunus Emre Institute consists of four textbooks and four workbooks. Textbooks and workbooks which were prepared for each level have 6 units. In the study, results are given by means of values that are transferred at each level and distribution of value transfer by each unit. The data obtained by document review method were transformed into the charts interpreted in case of numerical data and inferences were made. As a result of the study, it was found that A2.2 is the most value transfusion textbook. Selfregulation and responsibility are the most transferred values in the set Daha fazlası Daha az

Doğrudan yabancı yatırımlar ve belirleyicileri: Türk finans sektörü üzerine bir uygulama

Keskin, Şebnem

Master Thesis | 2019 | Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü

Gelişmekte olan ülkeler için yabancı finansman kaynakları arasında yer alan doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının hacmi 1980’li yıllardan itibaren tüm dünyada hızla artmıştır. 1980 öncesinde daha çok imalat sanayinde yoğunlaşan doğrudan yabancı sermaye yatırımları finans piyasalarının serbestleştirilmesi ile finans sektörüne ilgi göstermeye başlamıştır. 1980’li yıllardan itibaren dış ticaret rejimi ve finans piyasalarının serbestleştiği Türkiye ekonomisinde, 1990’lar ve 2000’lerin başında finansal krizler yaşanmış ve 2001 yılından sonra Türk finans sektörüne giren doğrudan yabancı sermaye yatırımlarında önemli artışlar ortaya çıkm . . .ıştır. Bu çalışmada 2007-2019 döneminde Türk finans sektörüne giren doğrudan yabancı yatırımları ile finansal gayri safi yurtiçi hasıla, kredi hacmi ve reel döviz kuru arasındaki ilişki ARDL eşbütünleşme tekniği ile uzun ve kısa dönemli olarak analiz edilmiştir. Buna göre finans sektörünün gayrisafi yurtiçi hasıladaki hacmi, ve kredi hacmi finans sektörüne giren doğrudan yatırımları hem kısa hem de uzun dönemde etkilemektedir. Reel döviz kuru ise sadece uzun dönemde etkiye sahiptir. Bu bağlamda elde edilen bulgular; finansal gelirin, finansal gelişmişliğin ve döviz piyasalarındaki hareketin finans sektörüne gelen doğrudan yatırımları etkilediğini işaret etmektedir. The volume of foreign direct investment, which is among the foreign financing sources for developing countries, has increased rapidly all over the world since the 1980s. Prior to 1980, foreign direct investments, which were mostly concentrated in the manufacturing industry, began to show interest in the financial sector with the liberalization of financial markets. The liberalization of foreign trade regime, andfinancial markets, since the 1980s in Turkey's economy, has experienced financial crises the 1990s, and in the early 2000s, and has emerged a significant increase in foreign direct investment entering the Turkish financial sector after 2001. In this study, the relationship between foreign direct investments investments in Turkish finance sector, and financial gross domestic product, credit volüme and real exchange rate in the period of 2007-2019 has been analyzed with ARDL cointegration technique as long and short term. Accordingly, the volume of the financial sector in the gross domestic product, and the credit volume affect the direct investments entering the financial sector in both short and long term. The real exchange rate, has a long-term effect only. Findings in this context indicate that financial income, financial development and movements in foreign exchange markets affect foreign direct investments in the financial sector Daha fazlası Daha az

Politik risk endeksinin borsa İstanbul hisse senedi getirileri üzerine etkisi: Sektörel bir uygulama

Hatır, Yüksel

Master Thesis | 2019 | Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü

Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için sermaye birikimi ekonomik büyüme açısından kritik bir öneme sahiptir. Sermaye birikimini sağlamanın yollarından biri de hisse senedi yatırımcısının yatırımlarını ülkeye çekebilecek bir ortamın sağlanmasıdır. Bu bağlamda, finansal yatırımcılar açısından hisse senedi getirilerini etkileyen faktörlerin analizi önemli bir ilgi alanıdır. Bu faktörlerden biri de risk faktörüdür. Bu kapsamda bu çalışma, sistematik risk grubu içerisinde yer alan politik risk ile hisse senedi getirileri arasındaki ilişkiyi test etmektedir. Çalışmada kullanılan politik risk puanları ICRG (International Country Risk Gu . . .ide)’den temin edilmiştir ve hisse senedi getirisi için kullanılan data BİST (Borsa İstanbul) hisse senedi günlük kapanış rakamlarının aylık ortalama değerlerini kapsamaktadır. Çalışma, Borsa İstanbul’da işlem gören beş ayrı sektördeki (Enerji, Banka ve Özel Finans Kurumları, Gayrimenkul Yatırım Ortaklıkları, Perakende ve Kimya, Petrol Kauçuk ve Plastik) firmaların hisse senedi getirileri ile ülke politik risk puanı arasındaki ilişkiyi 2006:1-2016:12 dönemi aylık verileri ile incelemektedir. Araştırmada panel birim kök, panel eşbütünleşme ve panel nedensellik analiz yöntemleri uygulanmıştır. Tahmin sonuçları, tüm sektörlerde politik riskin hisse senedi getirileri üzerinde negatif bir etkisi olduğunu göstermektedir. Nedensellik test sonuçları ise, politik riskten hisse senedi getirisine doğru tek yönlü bir nedensellik ilişkisi olduğunu ortaya koymaktadır. Çalışmanın sonuç bölümünde bulgular tartışılmış ve çeşitli politika önerileri sunulmuştur. The capital accumulation has a criticial importance in terms of economic growth in developing countries like Turkey. One of the ways of supplying capital accumulation is to provide an environment that can attract the financial investors' investments to the country. In this context, it’s an important field to analyze the factors affecting the stock returns for financial investors. One of these factors is the risk factor. Within this framework, this study tests the relationship between the political risk, which is in the group of systematic risk, and stock return. The political risk scores used in this study are provided with ICRG (International Country Risk Guide) and the data used for the stock returns includes the monthly average values of BIST (Borsa Istanbul) daily closing figures. The study analyzes the relationship between the political risk score of the country and the stock returns of the companies in five different segments, (Energy, Banking and Private Finance Institutions, Real Estate Investment Trusts, Retail and Chemical, Petroleum Rubber and Plastic) traded in Istanbul Stock Market with the monthly datas in periods 2006:1-2016:12. Panel unit root, panel cointegration and panel causality analysis methods are applied in the research. The forecast results show that the political risks have negative effects on stock returns in all fields. The causality test results reveal a one-way causality relationship from political risk to stock returns. The findings are discussed and various political suggestions are offered in the conclusion part of the study Daha fazlası Daha az

Türkiye kule vinç sektörünün Michael e. Porter elmas modeli ile rekabet analizi

Erkahraman, Emrah

Master Thesis | 2019 |

Globalleşen dünyamızda rekabet, sık sık kullanılan, önemini sürekli koruyan ve tüm sektörler için her geçen gün daha da önemli bir hal alan terim olarak karşımıza çıkmaktadır. Ülkemiz için lokomotif sektör olarak tanımlanan inşaat sektörü ile paralel büyüme sergileyen kule vinç sektörünün global piyasada yer alan rakiplerine karşı kuşkusuz güncel rekabet stratejisi belirlemeli ve sürdürülebilir kılmalıdır. Bu doğrultu da kule vinç sektörünün benimsediği stratejiler ve rekabet konusunda attığı adımlar incelenecektir. Çalışmamızın konusu olan kule vinç sektörü için Michael E. Porter’ ın ‘Elmas Modeli Analizi yardımı ile sektörün ulusa . . .l ve uluslararası düzeyde rekabet seviyesinin ölçülmesi amaçlanmaktadır. Türkiye’ de kule vinçler genel olarak bina-inşaat yapımında kaldıraç görevi üstlenmektedir. Ortalama olarak 8-10 ton kaldırma kapasitesine sahip makineler kullanılmaktadır. İnşaat sektörüne paralel olarak gelişme gösteren kule vinç sektörü ülkemizde ağırlıklı olarak ithalat yolu ile temin edilmekte ve kiralama yoluyla kullanılmaktadır. 2012 yılında ülkemizde özel sektör girişimleri ile başlayan imalat çalışmaları, 2018 yılında döviz kurunda yaşanan artış ve konut sektörünün öncülüğünde kule vinç sektörünün bugünü, yarını ve sektör temsilcilerinin beklentileri incelenecektir. Türkiye kule vinç sektörü için elmas modeli analizi yardımı ile sektörün, Faktör Koşulları, Talep Koşulları, İlgili ve Destekleyici Endüstriler ile olan bağlantıları, Firma Yapısı, Stratejisi ve Rekabet, Devlet ve Şans Faktörü açısından değerlendirilmesi yapılarak sektörün yukarıda bahsi geçen faktörler çerçevesinde mevcut durumunun tespit edilmesi amaçlanmaktadır. Competition is a term that is frequently used at present time, which keeps its agenda constantly and becomes important day by day for today's business world. The tower crane sector which is growing in parallel with the construction sector which is defined as the locomotive sector for our country should be determined and sustained undoubtedly current competetion strategy against the competitors in global sector.In this direction, the strategies adopted by the tower crane sector and the steps taken in the competition will be examined. For the tower crane sector which is the subject of our study, it is aimed to measure the competitiveness level of the sector at national and international level with the help of Michael E. Porter's Diamond Model Analysis. Turkey's tower cranes are assumed to leverage the overall building-building construction. Machines with an average lifting capacity of 8-10 tons are used. . Turkey's tower cranes are assumed to leverage the overall building-building construction. Machines with an average lifting capacity of 8-10 tons are used. The tower crane sector, which develops in parallel with the construction sector, mainly supplying by import and using by leasing way in our country. Manufacturing activities started with private sector initiatives in our country in 2012, increase in exchange rate in 2018 and the expectations of today, tomorrow and sector representatives of the tower crane sector under the leadership of the housing sector will be examined. For Turkey tower crane sector ,Demand Conditions, Factor Conditions, Related and Supporting Factors, Company Structure Strategy and Competition, State and Luck Factore assessed from the angle in the framework help of diamond model analysis.It is aimed to determine the current status of the sector within the framework of the factors mentioned above Daha fazlası Daha az

Muhasebe bilgi sisteminin örgütsel performansa etkisi: TR81 bölgesi uygulaması

Şiraslan, Mammadov

Master Thesis | 2020 | Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Uluslararası Ticaret ve İşletmecilik Anabilim Dalı

Muhasebe Bilgi Sistemi, örgütsel düzeyde muhasebe bilgisinin tanımlanması, toplanması, kaydedilmesi ve yorumlanmasını içermektedir. Güvenli veri depolama özelliğine sahip, şirketin hedefleriyle uyumlu, güvenilir, yönetime ihtiyaç duyduğu bilgiyi sağlayan, zamanında rapor üreten, muhasebe standartları, yasa ve kanunlarla uyumlu, hata ve hileleri önlemek için tasarlanmış, işletme bilgilerini doğru ve eksiksiz bir biçimde yansıtan etkin bir muhasebe bilgi sistemi, örgütün performansının geliştirilmesinde örgütsel yönetime yardımcı olan bir araçtır. Etkin muhasebe bilgi sistemi işletmelerde, maliyet tasarrufu sağlamakta, kalite ve verim . . .liliği artırmakta, işletmeye rekabet avantajı sağlamakta, daha doğru ve etkin kararlar alınmasında yönetime yardımcı olmakta, çalışanların işletmeye bağlılığı ve müşteri memnuniyetini artırmaktadır. Dünya’da ve Türkiye’de muhasebe bilgi sisteminin işletmelerde uygulanması ve uygulama ile elde edilen yararlar kapsamlı bir şekilde araştırılmıştır. Bununla birlikte güncel literatürde muhasebe bilgi sistemi ile örgütsel performans arasındaki ilişkiyi inceleyen sınırlı sayıda çalışma bulunmaktadır. Bu çalışma, muhasebe bilgi sisteminin örgütsel performans üzerindeki olası etkisini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Bu kapsamda, Zonguldak, Karabük ve Bartın illerini içine alan TR81 bölgesinde faaliyet gösteren 120 üretim işletmesi yöneticilerine yüz yüze anket yöntemi uygulanmış olup elde edilen veriler istatistiki yöntemler aracılığıyla analiz edilerek yorumlanmıştır. Çalışmada elde edilen sonuçlara göre; muhasebe bilgi sistemi ile örgütsel performans arasında pozitif yönde istatistiki olarak anlamlı bir ilişki olduğu saptanmış olup, muhasebe bilgi sisteminin %33,4 seviyesinde örgütsel performansdaki değişimi açıkladığı tespit edilmiştir. Accounting Information System includes the definition, collection, recording and interpretation of accounting information at the organizational level. An effective accounting information system with secure data storage; consistent with the company’s objectives; reliable; providing the information that management needs; generating timely reports; complying with accounting standarts, laws and regulations; designed to prevent errors and frauds; accurately and completely reflecting bussines information is a tool that helps organizational management in improving the performance of the organizational. An effectife accounting information system provides cost savings, icreases quality and productivity, provides competitive advantage to the enterprises, helps management in making more accurate and effective decisions, and increases employee loyalty and customer satisfaction. In the world and Turkey in accounting information system implementation and success of the business has been investigated in a comprehensive manner. However, there is a limited number of studies in the literature examining the relationship between accounting information system and organizational performance. This study aims to analyze the possible impact of accounting information system on organizational performance. In this context, data obtained by using face to face survey method for 120 production enterprises operating in TR81 region including Zonguldak, Karabük and Bartın provinces were analyzed and evaluated with statistical methods. According to the results obtained in the study; It has been found that there is a statistically significant relationship between accounting information system and organizational performance and it is found that accounting information system explains the change in organizational performance at the level of 33.4% Daha fazlası Daha az

Enerji ve ekonomik büyüme ilişkisi: net ithalatçı ve net ihracatçı ülkeler üzerine ampirik bir analiz

Yeşilkuş, Mehmet Salih

Master Thesis | 2019 | Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü

Ekonomik yaşamın temel girdilerinden biri olan enerji, ülkelerin gelişmesinde ve ekonomik büyüme düzeylerinin artırılmasında anahtar bir role sahiptir. Öte yandan ülkelerin ekonomik büyüme, sanayileşme ve kentleşme gibi faktörlere bağlı olarak hızla artan enerji tüketimi, makroekonomik performans üzerinde önemli etkilerin oluşmasına da sebep olmaktadır. Bu çalışmada enerji-büyüme arasındaki ilişkinin net enerji ihraç eden ve net enerji ithal eden ülkeler açısından incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda enerji-büyüme ilişkisi 1990-2014 dönemi için Panel SVAR ve Panel Regresyon yöntemi yardımıyla araştırılmıştır. Çalışmada bağımlı . . . değişken olarak ekonomik büyüme, bağımsız değişkenler olarak enerji (enerji tüketimi, petrol fiyatı, sanayi üretim endeksi), enflasyon ve nüfus ele alınmış olup tüm değişkenlerin logaritmaları alınarak analiz edilmiştir. Yapılan ampirik bulgular neticesinde uzun dönemde tüm değişkenlerin birlikte hareket edildiği tespit edilmiş olup aralarında eşbütünleşik bir bağlantının var olduğu sonucuna varılmıştır. Energy, which is one of the basic inputs of economic life, plays a key role in the increase in economic growth and development of countries. On the other hand, energy is rapidly increasing due to factors such as industrialization and urbanization and it causes important impacts on the macroeconomic performance. The aim of this study is to examine the relationship of energy and economic for net energy exporter and net energy importer countries. In this context, the relationship between energy and economic growth was investigated by using Panel SVAR and Panel Regression method covering the period 1990-2014. the dependent variable of the model that used in the study is economic growth, while the independent variables are energy (energy consumption, oil price population, industrial production index), inflation and population. The results of the study support the long term relationship among all the variables and it is concluded that there is a cointegrated connection between them Daha fazlası Daha az

Verimlilik ve dış ticaret hadleri: OECD ülkeleri için nedensellik analizi

Demirhan, Azize

Master Thesis | 2019 | Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Uluslararası Ticaret ve İşletmecilik Anabilim Dalı

Uluslararası ticaret performansı büyük oranda üretim performansı ile alakalıdır. Verimli üretim süreçleri ve lojistik ağa sahip olan ülkeler dış ticarette de avantajlı konuma sahip olurlar. Bu bağlamda verimlilik ile dış ticaret performansının önemli göstergelerinden olan dış ticaret hadleri arasında bir ilişkinin varlığının tarafımızca önemli bir araştırma konusu olduğu düşünülmüştür. Ayrıca verimlilik ve dış ticaret haddinin ülkelerin refah artışına etki etmesi beklenmektedir. Buradan sağlanan motivasyon ile çalışmamızda verimlilik, dış ticaret hadleri ve refah arasındaki nedensellik ilişkisi 36 OECD ülkesinin 1995 ile 2017 yıllar . . .ı arasındaki verimlilik, dış ticaret hadleri ve kişi başı gayri safi yurt içi hasıla verileri ile ele alınmıştır. Kurulan nedensellik modeli Dumitrescu ve Hurlin (2012) Panel Nedensellik Testi ile çözümlenmiş ve verimlilik ile dış ticaret hadleri, verimlilik ile refah arasında çift yönlü nedensellik ilişkisi bulunmuştur. Refahtan ticaret hadlerine doğru nedensel bir ilişki bulunmuş, fakat dış ticaret hadlerinden refaha doğru bir nedenselliğe rastlanmamıştır. Elde edilen sonuçlara göre çeşitli politik önermelerde bulunulmuştur. International trade performance is largely related to production performance. Caountries with efficient production processes and logistics networks also have an advantageous position in foreign trade. In this context, we believe that there is a relationship between efficiency and terms of trade which is one of the priority indicators of foreign trade performance. In addition, productivity and foreign trade limits are expected to affect the welfare of countries. In this study, the causality relationship between productivity, terms of trade and welfare was analyzed with the data obtained from 36 OECD countries between 1995 and 2017, with terms of trade and per capita gross domestic product. The established causality model was analyzed by Dumitrescu and Hurlin (2012) Panel Causality Test and a two- way caousality relationship was found between productivity and terms of trade, productivity and welfare. There was a causal relationship from welfare to terms of trade, but no causality from welfare terms of trade. According to the results, various political propositions were mad Daha fazlası Daha az

İşgücü verimliliğinin yatay kesit verileri ile analizi: Ana metal sanayi örneği

Yılmaz, Canan

Master Thesis | 2019 | Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü

Son dönemlerde bilim ve teknolojinin gelişmesi ile birlikte rekabet koşulları güçlenmiştir. Artan rekabet ile birlikte verimlilik kavramına önem verilmeye başlanmıştır. Zorlu rekabet koşullarında yer almak ve ayakta kalabilmek için firmaların başta işgücü verimliliği olmak üzere toplam verimliliklerini geliştirmeleri gerekmektedir. İşgücü verimliliği kalkınmanın itici gücü ve ülkelerin toplumsal gelişmelerinin en önemli göstergelerinden biri sayılmaktadır. Bu çalışmada Ana Metal Sanayinde faaliyet gösteren firmaların işgücü verimliliğini etkileyen faktörler araştırılmıştır. Araştırma bölgeleri olarak firmaların yüksek yığılma göster . . .diği TR42, TR63 ve TR81 Bölgeleri seçilmiştir. Çalışma verileri anket yöntemi ile temin edilmiştir. İşgücü verimliliğini etkilediği düşünülen her bir faktöre göre oluşturulan gruplar arasında işgücü verimliliği farklılıklarının analizinde tanımlayıcı istatistikler, T Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ‘nden yararlanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre; Ana Metal Sanayinde bölge ve yatırım faktörünün işgücü verimliliği üzerinde anlamlı bir etkisi olmadığı tespit edilirken, diğer tüm faktörlerin işgücü verimliliği üzerinde anlamlı etkileri olduğu tespit edilmiştir. Recently, competitiveness has strengthened for the development of science and technology. With the increasing competition, more importance has been given to the concept of productivity. To take part in though rivalry conditions and to survive, companies need to improve to their overall productivity, particularly labor. Labor productivity is considered impulse of development and one of the most indicator social development of countries. In this study, factors affecting labor productivity of operating companies in base metal industry are researched. TR42, TR63 and TR81 regions where the firms exhibited high conglameration are selected as research regions. The study data were provided with survey method. Descriptive statics, T-Test and One-Way ANOVA were used in the analysis of labor productivity differences between the groups formed according to each factor thought to affect labor productivity. According to the analysis results; ıt was detected that while the region and investment factors had no significant effect on labor productivity, all other factors had significant effects on labor productivity Daha fazlası Daha az

Türkiye’de ihracata dayalı büyüme hipotezinin sektörler itibariyle analizi

İlbeyli, Merve Mine

Master Thesis | 2020 | Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Uluslararası Ticaret ve İşletmecilik Anabilim Dalı

Bu çalışma, Türkiye ekonomisi için “İhracata Dayalı Büyüme Hipotezi”nin geçerliliğini Toda-Yamamoto nedensellik yaklaşımını kullanılarak sektörler itibariyle, 2002Q1-2018Q4 dönemi için test etmeyi amaçlamaktadır. Toda-Yamamoto nedensellik testi sonuçlarına göre, Türkiye imalat sektörü için büyümeye dayalı ihracat hipotezinin geçerli olduğu, tarım, orman ve hayvancılık sektörü için ihracata dayalı büyüme hipotezinin geçerli olduğu tespit edilirken, hizmet sektörü için ise nedensellik ilişkisi tespit edilememiştir. Toplam ihracat ile GSYH arasındaki nedensellik ilişkinin ise çift yönlü olduğu görülmektedir. In this study, ‘Export-Led . . .Growth Hypothesis’ is tested on the sectoral basis by applying Toda-Yamamoto causality approach in Turkey for the 2002Q1-2018Q4 period. The Toda-Yamamoto causality test results support the hypothesis of growth-led exports in the manufacturing sector and the hypothesis of export-led growth in the Agriculture, forestry and fishing sector. The results also indicate no causal relationship in the services sector. The causal relationship between total exports and GDP seems to be bidirectional Daha fazlası Daha az

Vekilharçlık kuramı ve vekilharcın sahip olması gereken özellikler

Gümüş Akyol, Bağdagül

Master Thesis | 2020 | Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi

İşletme biliminin, gelişen teknoloji ve değişen ihtiyaçlar doğrultusunda hızlı ve sürekli değişimi ve gelişimi göz önünde bulundurulduğunda işletme politikalarının ve örgüt yapılarının da bu gelişim ve değişimden etkilendiği görülmektedir. İşletme bilimi açısından yaşanan bu değişim ve gelişmeler, örgüt yapılarında farklı arayışları beraberinde getirmektedir. Örgütlerdeki bu değişim, örgütlerin sürekliliği ve çevreye uyum sağlamaları açısından gerekli görülmektedir. Bu çalışmada vekilharçlık kuramının ve vekilharcın sahip olması gereken özelliklerin vekalet sorunu çözümüne katkıları incelenmiştir. Bu çalışmada, örgüt kuramı ve kavra . . .mı incelenirken, örgütün toplum için gerekliliği ve sürekliliği, örgütlerin var olması ve devamlılığı için ihtiyacı olan paydaş yönetimi yaklaşımı açısından değerlendirilmiştir. Örgüt yapısının modernleşmesi ve gelişimi açısından yaşadığı değişimler arasında olduğu düşünülen örgütlerdeki işveren ve çalışan arasındaki ilişki önem kazanmıştır. Bu bağlamda, örgütlerin değişime ve çevreye uyum sağlamalarını inceleyen çeşitli yaklaşımlardan biri olan ve vekalet kuramına karşı önerilen ve geliştirilen vekilharçlık kuramı ve vekilharçlık kuramı çerçevesinde vekilharcın özellikleri incelenmiştir. Bu çalışmanın işletmelere, alternatif bir yönetim kuramı olan vekilharçlık kuramı ile ilgili ışık tutacağı düşünülmektedir. Considering the rapid and continuous change and development of business science in line with developing technology and changing needs, it is seen that management policies and organizational structures are affected by this development and change. These changes and developments in business science bring different ways of searching in organizational structures. The changes in organizations are considered as required for continuity of organizations and their environmental compliance. In this study, contributions of stewardship theory and characteristics that the steward must have have been studied. In this study, while examining the organization theory and concept, the necessity and continuity of the organization for the society has been evaluated in terms of the stakeholder management approach that is needed for the existence and continuity of the organizations. The relationship between employer and employee in organizations that is considered to be one of the changes experienced in terms of modernization and development of organizational structure has gained importance. In this context, stewardship theory, which is one of the various approaches examining the adaptation of organizations to change and environment and offered as an alternative to agency theory and within the framework of stewardship theory, features of stewardship are studied. It is thought that this study will shed light on organizations about stewardship theory that is as an alternative management theory Daha fazlası Daha az

Türk tarım sektörünün Avrupa Birliği karşısındaki rekabet gücünün açıklanmış karşılaştırmalı üstünlükler yöntemi kullanılarak nalizi

Eruygur, Nuriye

Master Thesis | 2019 | Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü

Avrupa Birliği, Türkiye’nin en büyük ticaret ortağıdır. AB ile yapılan ticarette de tarım önemli bir yer tutmaktadır. Çalışmada Türk tarım sektörünün tarihi gelişimi, AB ile ilişkiler, dış ticaret teorileri ve rekabet teorileri, rekabet gücü, rekabet gücünün belirleyenleri ve ölçüm yöntemleri hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmada, Türk tarım sektörünün, AB karşısındaki rekabet gücünün, Açıklanmış Karşılaştırmalı Üstünlükler yöntemi ile ölçümü amaçlanmıştır. Balassa ve Vollrath’ın hesaplama yöntemleri kullanılarak 2007-2017 yılları için inceleme yapılmıştır. Veriler Birleşmiş Milletler İstatistik Portalı’ndan elde edilmiş ve SITC Rev . . . 4 sınıflandırması verileri kullanılarak hesaplama yapılmıştır. Tarım sektörünün bütünü ve seçilen 22 alt sektör için karşılaştırma yapılmıştır. Türk tarım sektörü, AB karşısında karşılaştırmalı üstünlüğe sahiptir, seçilen alt sektörlerde ise; bazı sektörlerde avantaj, bazı sektörlerde dezavantajlar tespit edilmiştir. The European Union is the biggest trade partner of Turkey. Agriculture has a significant place in this partnership. In this study, the information about the historical development of The Turkish agriculture area, Turkey's relationships with the EU, the theories of the foreign commerce and competition, competitive capacity, determiners of competitiveness and method of measurement of competitiveness were given. The aim of this study is to determine the competitiveness of the Turkish Agriculture Sector against the EU by using the Revealed Comparative Advantages Method. The calculation methods of Balassa and Vollrath were used between 2007 and 2017 to identify this competitiveness. The data were obtained from the United Nations Statistics Portal and required calculations were computed by utilzing the SITC Rev 4 classification data. Comparisons were prepared for the entire agricultural sector and 22 selected sub-sectors. The Turkish Agricultural Sector has a comparative advantage over the EU. However, some of the selected sub-sectors have advantages and others have disadvantages over the EU Daha fazlası Daha az

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında yükümlülüklerimiz ve çerez politikamız hakkında bilgi sahibi olmak için alttaki bağlantıyı kullanabilirsiniz.

creativecommons
Bu site altında yer alan tüm kaynaklar Creative Commons Alıntı-GayriTicari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Platforms