Filtreler
Filtreler
Bulunan: 12 Adet 0.001 sn
Koleksiyon [6]
Tam Metin [2]
Yayın Türü [3]
Yazar [20]
Yayın Yılı [8]
Tez Danışmanı [3]
Konu Başlıkları [20]
Yayıncı [11]
Yayın Dili [2]
Dergi Adı [6]
Editör/Editörler [1]
Effectiveness of six-week psychoeducation program on adherence of patients with bipolar affective disorder

Eker F. | Harkin S.

Article | 2012 | Journal of Affective Disorders138 ( 3 ) , pp.409 - 416

Objectives: This study examined the effectiveness of a six week psychoeducation program on the adherence of patients with Bipolar Affective Disorder. Method: An experimental study was conducted at a mood disorder outpatient clinic in Zonguldak, Turkiye. Participants were randomly assigned to either intervention (n = 35) or control groups (n = 36). Both groups were given pre-tests and post-tests to measure their adherence. In the psychoeducation group, the psychoeducation program was provided for 2 h/week for six weeks. In the control group, standard care and information were provided. Results: After six weeks, the psychoeducation pr . . .ogram significantly improved patients' adherence. The treatment adherence rate of the patients in the intervention group increased from 40.0% (14 patients on pre-test), to 86.7% (26 patients on post-test). Meanwhile, the treatment adherence rate of the control group was 38.9% (14 patients) for the pre-test, and 24.2% (8 patients) for the post-test. Conclusion: This controlled trial study demonstrated that a six-week psychoeducation program can be a useful intervention to improve adherence in patients undergoing bipolar affective disorder rehabilitation. More comprehensive mental health outcomes need to be undertaken. Further studies exploring a longer term follow-up are also required. © 2012 Elsevier B.V. All rights reserved Daha fazlası Daha az

Mekanik ventilasyon desteği alan hastaların ağrı değerlendirilmesinde iki farklı ölçeğin karşılaştırılması

Olgun, Koray

Master Thesis | 2016 | Bülent Ecevit Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Hemşirelik Anabilim Dalı Cerrahi Hastalıkları Hemşireliği Programı

Hemşirelik uygulamalarının bireyi rahatlatma üzerine temellenmesi, hemşirelerin hasta ile en fazla birlikte olan ekip üyesi olması ve onları yakından izlemeleri, ağrının belirlenmesinde ve giderilmesinde yoğun bakım hemşirelerine büyük sorumluluk yüklemektedir. Bu araştırma bir üniversite hastanesinin yoğun bakım ünitesinde yatan mekanik ventilasyon desteği alan hastaların ağrılarının değerlendirilmesinde iki farklı ölçek olan “Davranışsal Ağrı Ölçeği” ve “Yoğun Bakım Ağrı Gözlem Formu” den hangisinin daha etkin ağrıyı değerlendirdiğini saplamak amacıyla tanımlayıcı-analitik olarak gerçekleştirildi. Araştırmanın evrenini 15.09.2015- . . .31.12.2015 tarihleri arasında ilgili kurumun yoğun bakım ünitesinde tedavi gören hastalar, örneklemini ise Yoğun Bakım ünitesinde tedavi gören ve araştırmaya kabul edilme koşullarını taşıyan 101 hasta oluşturdu. Veriler, literatür doğrultusunda hazırlanan Veri Toplama Formu, Davranışsal Ağrı Ölçeği (DAÖ) ve Yoğun Bakım Ağrı Gözlem Formu (YAGF) ile toplandı. Araştırmada elde edilen veriler SPSS 19,0istatistiksel paket programı kullanılarak analiz edildi. Elde edilen bulgular % 95 güvenaralığında 0,05 anlamlılık düzeyinde yorumlandı. Araştırma sonucunda; her iki ölçekte de işlem öncesi dinlenme durumunda ve işlem sırasında ağrı puanı ortalamalarının artığı saptandı (p=0,000). İki ölçekte de tanıtıcı değişkenlere göre ağrı puanı ortalaması istatiksel olarak fark bulunmadı. İki ölçek karşılaştırıldı ve YAGF DAÖ’ye göre yoğun bakım ünitesinde mekanik ventilasyon desteği alan hastalarda ağrıyı değerlendirmesindeistatistiksel olarak daha etkili olduğu saptandı (p=0,000). The fact that nursing practices are based on relaxation of the person, and that nurses are together with the patients for long hours and are watching them closely, give great responsibility to intensive care nurses in determining and relieving the pain. This research conducted as a definer in order to define whether “Behavioral Pain Scale” or “Intensive Care Unit Observation Scale” evaluating the pain of the patients who stay in hospital and get mechanical ventilation support, is the best way to evaluate the pain of the patients in the university hospital. Research stages, 15.09.2015 - 31.15.2015, were created with 101 patients who have treatment and have suitable conditions to be in this research. Findings in this study have been gathered with Data Collection Form, Behavioral Pain Scale and Intensive Care Unit Observation Scale which have been designed according to the revelant literature. Data obtained at the research has been analyzed by using SPSS. Findings have been evaluated at the level of % 95 confidence interval and 0,05 meaning level. Research; in the case of both scale and rest before the procedure revealed no longer mean score of pain during the procedure (p = 0,000). The mean pain score in both scale according to introductory variables was statistically no difference. Two scales were compared and CPOT BPS based on mechanical ventilation in the intensive care unit in support of evaluation of pain patients was found to be significantly more effective (p = 0,000) Daha fazlası Daha az

Akran eğitimi modeli ile ortaokul öğrencilerine uygulanan temel yaşam desteği programının etkinliğinin değerlendirilmesi

Cıbır, Seval

Master Thesis | 2020 | Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı

Ani kardiyak arrest ülkemizde ve dünyada görülen başlıca ölüm nedenidir. Hastane dışı kardiyak arrest vakalarında, kazazedelere seyirciler tarafından erken dönemde uygulanan kardiyopulmoner resusitasyon sağkalım şansını arttırmakta, bu durum kardiyopulmoner resüsitasyonun meslekten olmayan kişilere öğretilmesini gerekli kılmaktadır. Çocukluk çağından itibaren ilkyardım eğitiminin desteklenmesi, yetişkinlik döneminde endişeleri azaltır ve istekliliği arttırır. Bu araştırma akran eğitimi modeli ile ortaokul öğrencilerine uygulanan temel yaşam desteği eğitim programının etkinliğinin değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Bu araştırma . . .Zonguldak ilinde bir ortaokulda, Nisan-Haziran 2018 tarihleri arasında, ön test-son test kontrol gruplu, tekrarlayan ölçümlü deneysel tasarım tipinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma bir kontrol ve bir çalışma grubundan oluşmuştur. Kontrol grubundaki öğrencilere eğitim araştırmacı tarafından; çalışma grubuna ise, araştırmacı tarafından eğitilen akranları ile eğitim sağlanmıştır. Araştırmanın araştırma evrenini 6. ve 7. sınıf öğrencileri oluşturmuştur (n=500). Araştırmanın gücü, GPower 3.1 programında hesaplanmıştır (n=200). Araştırmada araştırmacı tarafından hazırlanan soru formu ve temel yaşam desteği uygulama basamakları formu kullanılmıştır. Bu araştırmaya göre, çalışma grubu (14.92±4.07) ile kontrol grubu (15.43±3.62) bilgi düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık olmayıp, puanlar birbirine yakın bulunmuştur. Öğrencilerin ön test, son test ve kalıcılık ilk yardım bilgi düzeyi puanları; çalışma ve kontrol grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermemektedir (sırasıyla p=0.077; p=0.350; p=0.780; p>0.05). Akran eğitmenler tarafından eğitilen öğrenciler, profesyonel eğitimciler tarafından eğitilen öğrencilere göre Temel Yaşam Desteği’nde benzer beceriler göstermiş olup; akran eğitimi yöntemi çocukluk döneminde ilkyardım eğitimi için kullanılabilir bir yöntemdir. Sudden cardiac arrest is the leading cause of death in our country and in the world. Cardiopulmonary resuscitation applied to survivors early in the event of out-ofhospital cardiac arrest increases the chance of survival, which makes it necessary to teach Cardiopulmonary resuscitation to lay people. Supporting first aid education from childhood reduces anxiety and increases willingness during adulthood. This research was conducted to evaluate the effectiveness of the basic life support education program applied to the secondary school students with the peer education model. This study was carried out in a secondary school in Zonguldak, between April and June, in a experimental design type with pre-test and post-test control group and repetitive measurement. The study consisted of a control and an experimental group. The students in the control group were educated by the researcher; and the experimental group was provided with peers trained by the researcher. The study population consisted of 6th and 7th grade students (n=500). The power of the study was calculated in the GPower 3.1 program (n=200). Data collection form and basic life support application steps form prepared by the researcher were used in the study. According to this study, there was no significant difference between the experimental group (14.92±4.07) and control group (15.43±3.62), and the scores were similar. Students' pre-test, post-test and permanence first aid knowledge level scores; There was no statistically significant difference between experimental and control groups (p = 0.077; p = 0.350; p = 0.780; p> 0.05, respectively). Students who were trained by peer instructors showed similar skills in basic life support compared to students who were trained by professional trainers; peer education is a method that can be used for first aid education in childhood Daha fazlası Daha az

Hemşirelerin basınç yarası bilgi ve evrelerini tanılama düzeylerinin incelenmesi

Ören, Nursen

Master Thesis | 2019 | Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Hemşirelik Anabilim Dalı Cerrahi Hemşireliği Programı

Araştırma, hemşirelerin basınç yarası bilgi ve evrelerini tanılama düzeylerini incelemek amacıyla analitik-tanımlayıcı tipte gerçekleştirilmiştir. Araştırma, bir üniversite hastanesinin basınç yarası görülme riski fazla olan klinik ve yoğun bakım ünitelerinde çalışan hemşireler ile yürütüldü. Araştırmanın örneklemini araştırmaya katılmaya gönüllü olan 170 (%71.1) hemşire oluşturdu. Veriler,“Hemşire Bilgi Formu”, “Modifiye Pieper Basınç Yarası Bilgi Testi”, “Basınç Yarası Evrelendirme Kayıt Formu” kullanılarak yüz yüze görüşme tekniği ile toplandı. Basınç yarası evrelendirilmesi için uzman görüşleri doğrultusunda 50 yara fotoğrafı ku . . .llanıldı. Verilerin değerlendirilmesinde, tanımlayıcı istatistiksel yöntemlerin yanı sıra dağılım ölçülerinden standart sapma, korelasyon analizi, Kruskal Wallis testi ve Mann Whitney U testi kullanıldı. Araştırmada, hemşirelerin basınç yarası bilgi ve evlendirme düzeylerinin yetersiz olduğu saptandı. Hemşirelerin basınç yarası bilgi düzeyinin çalıştığı klinik ve basınç yarasına ilişkin eğitim alma durumları ile istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulundu ( Daha fazlası Daha az

Considerations for professionalism of nursing students in clinical practices

Danaci, Esra | Ozturk, Esma Ayse | Masat, Sevil | Erdogan, Tugba Kavalali | Palazoglu, Cansu Atmaca | Koc, Zeliha

Conference Object | 2018 | 2ND INTERNATIONAL CONGRESS OF NURSING (ICON-2018) , pp.38 - 54

This is a descriptive study that aims to determine the factors affecting the professional behaviour of nursing students in clinical applications. The survey was conducted between 20 September and 20 December 2017 with the participation of 274 students studying in the Nursing Department of Health Sciences Faculty of a University. The data were collected using a questionnaire consisting of 18 questions and Nursing Students Professional Behaviours Scale (NSPBS). The mean age of the nursing students participated in the study was 20.67 +/- 1.88 years and 81.8% of the students were female while 18.2% were male. Of them, 78.5% loved their . . .profession, 60.9% chose their profession willingly, 67.5% did not want to change their profession and 9.5% of them were members of professional associations and followed professional publications. The mean score of NSPBS was determined to be 122 (29-135). Hence, the nursing students' ability to perform professional behaviours was found to be high Daha fazlası Daha az

Gebeliğin üçüncü trimesterinde olan annelere verilen web tabanlı bebek bakım eğitiminin doğum sonrası anne-bebek bağlanma düzeylerine etkisi

Genç Rollas, Buket

Master Thesis | 2019 | Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Yüksek Lisans Tezi

Gebeliğin üçüncü trimestrinde olan annelere verilen web tabanlı bebek bakım eğitiminin doğum sonrası anne-bebek bağlanma düzeylerine etkisinin araştırılması amaçlanan bu araştırma girişimsel klinik yarı deneysel tipte tasarlanmıştır. Araştırma Zonguldak ilinde Sağlık Bakanlığına bağlı bir hastanede gerçekleştirilmiştir. Verilerin toplanması Mart-Nisan 2018 tarihleri arasında gerçekleşmiştir. Deney grubunu 31 gebe, kontrol grubunu ise 23 gebe oluşturmuştur. Tüm gebelere “Bilgilendirilmiş Gönüllü Olur Formu”, “Gebelerin Sosyo-demografik Verileri formu, ön-son test soruları ve Maternal Bağlanma Ölçeği uygulanmıştır. Deney grubundaki pr . . .imipar gebelere üç hafta, her hafta farklı bebek bakımı konularını içeren web tabanlı bebek bakımı eğitimi ve gebelere doğumu takiben 30–40 gün arasında maternal bağlanma ölçeği ve eş zamanlı son test soruları uygulanmıştır. Annelerin ön test karşılaştırmalarında deney grubunda yer alan annelerin ön test sorularını cevaplama medyan değeri 18.0, kontrol grubunda yer alan annelerin medyan değeri 21.0’dır. Mann Whitney U testine göre aralarındaki fark istatistiksel olarak anlamlıdır (p=0.048). Annelerin son test karşılaştırılmalarında, deney grubunda yer alan gebelerin medyan değeri 36.0, kontrol grubunda yer alan annelerin medyan değeri 26.0’dır. Mann Whitney U Testine aralarındaki fark istatistiksel olarak anlamlıdır (p=0.000). Deney grubunun maternal bağlanma ölçeği puanı medyan değeri 99.0 iken kontrol grubunun medyan değeri 94.0’dır. Yapılan Mann-Whitney U Testi sonucunda, müdahale ve kontrol grubu arasında bağlanma ölçeği puanları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlıdır (Mann-Whitney U: 46.500, Daha fazlası Daha az

Anne-Bebek bağlanmasının annelik algısı ve bazı değişkenlere göre incelenmesi

Nida Engin

Master Thesis | 2021 | BEÜ / Sağlık Bilimleri Enstitüsü

Bu araştırma, anne-bebek bağlanmasının annelik algısı ve bazı değişkenlere göre incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini Aralık 2019-Haziran 2020 tarihleri arasında Zonguldak il merkezinde bulunan üniversiteye bağlı sağlık uygulama ve araştırma merkezinde (178) ve yine il merkezindeki kadın doğum ve çocuk hastalıkları hastanesinde kadın doğum kliniklerinde doğum yapmış olan (190) ve araştırmaya katılmayı kabul eden 368 anne oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında “Anne-Bebek Tanıtıcı Bilgi Formu”, “Anne-Bebek Bağlanma Ölçeği”, “Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği” ve “Anlamsal Farklılık Ölçeği (Anne Olarak Be . . .n ve Bebeğim)” formları kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22.0 VE AMOS 21.0 paket programları kullanılmıştır. Tüm istatistiksel analizlerde 0.05 anlamlılık düzeyi olarak esas alınmıştır. Araştırmaya katılan annelerin, anne-bebek bağlanma düzeyi ortalamasının 22.25+2.01 (17-24) arasında değiştiği belirlenmiştir. Çalışmada anne-bebek bağlanmasının anne eğitim düzeyi, sosyal güvenceye sahip olma, gelir durumu ve aile tipine göre farklılaştığı tespit edilmiştir. Çalışmada anne-bebek bağlanma düzeyinin isteğe bağlı evlilik ve gebelik, bakım eğitimi alma, doğum yöntemi, bebeğin kucaklanma, ilk emzirilme zamanı ve beslenme türüne göre farklılaştığı saptanmıştır. Çalışmada anne-bebek bağlanma düzeyinin annenin yardımcısı olma, eş desteği alma, eş ile ilişki durumu, yakın arkadaşının olması, evlilik süresi, gebelik ve canlı doğum sayısı değişkenlerine göre farklılaştığı belirlenmiştir ( Daha fazlası Daha az

Eating Attitudes and Related Factors in Turkish Nursing Students

Celik, Sevim | Ugur, Bayram Ali | Aykurt, Fethi Ahmet | Bektas, Muammer

Article | 2015 | NURSING AND MIDWIFERY STUDIES4 ( 2 ) , pp.1 - 95

Background: Changing eating behaviors might trigger obesity, deficiency, anorexia nervosa, bulimia nervosa, and reactive eating disorders. Objectives: This study aimed to determine eating attitudes of nursing students in the western Black-Sea region of Turkey as well as to examine the effects of demographic features, self-esteem, body image, income level, and family structure on their eating attitudes. Materials and Methods: This cross-sectional study was conducted on 310 nursing students between January and February 2014. Data were collected using the personal information form, Eating Attitudes Test (EAT), Rosenberg Self-Esteem Sca . . .le (RSES), Beck Depression Scale (BDS), Body-Cathexis Scale (BCS), and Body Mass Index (BMI). Data were evaluated by descriptive statistics, independent samples t-test, one-way ANOVA, Kruskal-Wallis test, and Pearson correlation analysis. Results: About 30.0% of Turkish nursing students had negative eating attitudes. There was a significant positive correlation between the BDS and EAT scores (P < 0.001). There was a significant negative correlation between RSES scores and EAT scores of nursing students (P < 0.001). A statistically significant difference was found between the father's occupation (P < 0.05) and mother's working condition (P < 0.05), and the students' eating attitudes. Conclusions: Psychological status, self-esteem, economic level, and place of residence of nursing students may be the potential factors for eating disorders Daha fazlası Daha az

Validity and reliability of the Turkish version of the weight self-stigma questionnaire

Erdogan Z. | Kurcer M.A. | Kurtuncu M. | Catalcam S.

Article | 2018 | Journal of the Pakistan Medical Association68 ( 12 ) , pp.1799 - 1804

Objective: To test the validity and reliability of the Turkish version of the Weight Self-Stigma Questionnaire. Methods: The methodological, descriptive study was conducted at the Bulent Ecevit University, Zonguldak, Turkey, from January to June, 2016, and comprised obese patients presenting at the Endocrinology and Diabetes polyclinic tied to the university. Data was collected using patient identification form and Weight Self-Stigma Questionnaire. SPSS 18 was used for statistical analysis. Results: Of the 151 subjects, 97(64.2%) were female and 54(35.8%) were male. Two-factor structure explained 58% of the total variance in the Wei . . .ght Self-Stigma Questionnaire. The Cronbach alpha internal consistency coefficient of the Turkish version was 0.876, indicating high internal consistency. The two factors found in the confirmatory factor analysis had Cronbach alpha values of 0.820 and 0.830. Conclusion: The validity and reliability of Weight Self-Stigma Questionnaire was found to be high in Turkey. © 2018, Pakistan Medical Association. All rights reserved Daha fazlası Daha az

Hastaların meme ameliyatı sonrası ilk 24 saat uyku özelliklerinin aktigrafi yöntemi ile değerlendirilmesi

Zor, Sercan

Master Thesis | 2017 | Bülent Ecevit Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Hemşirelik Ana Bilim Dalı Cerrahi Hastalıkları Hemşireliği Programı

Bu araştırma, hastaların meme ameliyatı sonrası ilk 24 saat uyku özelliklerinin aktigrafi yöntemi ile değerlendirilmesi amacıyla yürütüldü. Araştırma tanımlayıcı olarak, Mayıs 2016- Mayıs 2017 tarihleri arasında Bülent Ecevit Üniversitesi Sağlık Uyulama Araştırma Merkezi genel cerrahi kliniğinde yürütüldü. Araştırmanın örneklemini, araştırmaya katılmayı kabul eden, ilk defa meme ameliyatı geçiren ve olasılıksız rastlantısal örnekleme yöntemi ile seçilen 35 hasta oluşturdu. Bülent Ecevit Üniversitesi Klinik Araştırmalar Etik Kurulu’ndan ve Bülent Ecevit Üniversitesi Sağlık Uyulama Araştırma Merkezi Müdürlüğünden yazılı izin alındı. V . . .eriler Veri Toplama Formu, Pittsburg Uyku Kalitesi İndeksi ve Uyku Düzenini Etkileyen Etmenler Formu kullanılarak yüz yüze görüşme yöntemiyle toplandı. Ameliyat sonrası uykuya ilişkin veriler ise aktigrafi yöntemi ile toplandı. Verilerin değerlendirilmesinde kategorik değişkenlere ait tanımlayıcı istatistikler frekans ve yüzde, sürekli değişkenler ortalama ve standart sapma ile verilmiştir. Normal dağılım göstermeyen sürekli değişkenler arası ilişki Spearman korelasyon ve kısmi korelasyon analizi ile incelenmiştir. Hastaların Pittsburg Uyku Kalitesi İndeksi toplam puan ortalaması 3.82±1.74 olduğu, gece uyku etkinliğinin (%) ortalama 88.59±3.84, yatakta kalma sürelerinin 201.60±80.71 dakika, uyku sürelerinin ise 183.00±70.43 dakika olduğu saptandı. Hastaların Uyku Düzenini Etkileyen Etmenler Formundan en az 77 en fazla 119 puan aldıkları ve ortalama puanın 88.74±7.81 olduğu belirlendi. Sonuç olarak meme ameliyatı sonrası hastaların uyku özelliklerinin etkilendiği ve uyku sürelerinin azaldığı saptandı. This research was conducted with the aim of evaluate patients’ sleep features with actigraphy method in first 24 hours after breast surgery. The research was carried out between May 2016 and May 2017 at Bulent Ecevit University Health Research and Application Centre general surgery clinic. The sample, it comprised randomly selected 30 patients who had been having breast surgey, who could maintain communication and who agreed to participate to the study. Prior to the implementation, written consent of Bulent Ecevit University Clinic Research Ethics Committee and Bulent Ecevit University Health Research and Application Centre’s Management was obtained. The data were collected via face-to-face interviews and by means of Data Collection Form Pittsburgh Sleep Quality Index and Form of Factors Affecting Sleep Pattern. Data related to postoperative sleep colected by actigraphy method. Evaluation of the data is presented frequencies and percentages, continuous variables with mean and standard deviation in descriptive statistics for categorical variables. The relationship between continuous variables with not normal distribution examined, partial correlation analysis and Spearman Correlation analysis. The patients' Pittsburgh Sleep Quality Index mean score was found 3.82±1.74, and postoperative sleep efficiency (%) average was found 88.59±3.84, bed time average was found 201.60±80.71 minutes, sleep time average was found 183.00±70.43 minutes. Patients had 88.74±7.81mean score from the Form of Factors Affecting Sleep Pattern, the lower score was 77 and the highest score was 119. As a result, it was found that patients sleep characteristics was affected and sleep time decrase after breast surgery Daha fazlası Daha az

The effect of perceived organisational justice on job satisfaction and burnout levels of haemodialysis nurses

Topbaş E. | Bay H. | Turan B.B. | Çıtlak U. | Emir A.H. | Erdoğan T.K. | Akkaya L.

Article | 2019 | Journal of Renal Care45 ( 2 ) , pp.120 - 128

Background: Organisational justice influences job satisfaction, the performance of individuals and the functioning of institutions. The lack of evidence-based studies investigating the relationship between hemodialysis nurses' perceptions of organisational justice, job satisfaction and burnout has created a research gap in this area. Objective: To investigate the effect of perceived organisational justice on professional satisfaction and burnout levels of haemodialysis nurses and to identify any relation ship with individual and organisational factors. Material and Methods: The study was designed as a multi-centre descriptive study. . . . The data were collected using the ‘personal information form’, the Organisational Justice Scale’, the ‘Maslach Burnout Inventory’ and the ‘Minnesota Satisfaction Questionnaire’. Results: The distributive justice scores decreased as the depersonalisation scores of the nurses increased. As the personal accomplishment scores of the nurses increased, the interactional justice scores also increased. It was observed that the job satisfaction scores increased as the sub-dimensional scores of the organisational justice scale increased and exhaustion decreased. Conclusion: It was detected that there was a significant relationship between the organisational justice perception of nurses and their job satisfaction and level of burnout. Institutions are encouraged to adopt a fair policy towards nurses and promote personal development. © 2019 European Dialysis and Transplant Nurses Association/European Renal Care Associatio Daha fazlası Daha az

The effect of art therapy with clay on hopelessness levels among neurology patients

Akhan L.U. | Kurtuncu M. | Celik S.

Article | 2017 | Rehabilitation Nursing42 ( 1 ) , pp.39 - 45

Purpose: This study was performed to determine the effect of art therapy with clay on hopelessness levels of patients under treatment in departments of neurology. Design: The study was of one group, pre- and posttest design. Methods: This study was performed on patients who were hospitalized in the neurology departments of a university and a state hospital between February and May 2012 in Turkey. The sample for the study comprised 50 neurology patients with diagnoses of epilepsy (17 patients) and stroke (33 patients). The patients in the study were asked to create objects of clay of any shape they desired. Data for the research were . . . collected with a sociodemographic data form and by using the Beck Hopelessness Scale (BHS). Findings: While BHS scores of neurology patients before clay therapy were found higher compared to the scores after therapy with clay, there was also a statistically significant difference. After clay therapy, BHS scores were lower in women, in married patients, in patients who suffered from a stroke, people who had chronic disease, people without psychological illness, and in the case of children. Conclusion: The study showed that clay therapy had an impact on the hopelessness levels of neurology patients. Clinical Relevance: Art therapy with clay may be used for rehabilitation purposes in neurology patients, both in the hospital and at home after discharge. © 2017 Association of Rehabilitation Nurses Daha fazlası Daha az

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında yükümlülüklerimiz ve çerez politikamız hakkında bilgi sahibi olmak için alttaki bağlantıyı kullanabilirsiniz.

creativecommons
Bu site altında yer alan tüm kaynaklar Creative Commons Alıntı-GayriTicari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Platforms