Detaylı Arama

İptal
Bulunan: 8.473 Adet 0.006 sn
- Eklemek veya çıkarmak istediğiniz kriterleriniz için 'Dahil' / 'Hariç' seçeneğini kullanabilirsiniz. Sorgu satırları birbirine 'VE' bağlacı ile bağlıdır.
- İptal tuşuna basarak normal aramaya dönebilirsiniz.
Filtreler
Filtreler
Bulunan: 8.473 Adet 0.006 sn
Koleksiyon [20]
Tam Metin [2]
Yayın Türü [15]
Yazar [20]
Yayın Yılı [20]
Tez Danışmanı [20]
Konu Başlıkları [20]
Yayıncı [20]
Yayın Dili [11]
Dergi Adı [20]
Editör/Editörler [20]
Examining with Discrimanant Analysis the Differences of Automobile Consumers at the Stage of Information Searching in Zonguldak Region

Albayrak, Ali Sait | Aksoy, Ramazan

Article | 2007 | Yönetim Dergisi:İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi İşletme İktisadı Enstitüsü18 ( 56 ) , pp.40 - 52

Satın alma sürecinde tüketicilerin bilgi edinmeleri aşaması en sorunlu aşamadır. Bu aşamada, tüketiciler hangi bilgi kaynaklarına başvuracağına karar vermede önemli güçlüklerle karşılaşmaktadır. Bu çalışmada otomobil tüketicilerinin cinsiyet, medeni durum, eğitim düzeyi, gelir düzeyi, yaş grubu ve otomobil sahipliliği yönünden bilgi türleri ve bilgi kaynaklan itibariyle farklılık gösterip göstermediği diskriminant analiziyle araştırılmaktadır. Diskriminant analizi, varsayımları (çoklu normal dağılım, eşit kovaryans, çoklu doğrusal bağlantı ve doğrusallık) sağlanması durumunda en uygun sınıflandırma tekniğidir. Diskriminant analizini . . .n sonuçları otomobil tüketicileri arasında cinsiyet, medeni durum, eğitim ve gelir düzeyi, yaş grubu ve otomobil sahipliliği yönünden bilgi türleri ve bilgi kaynakları itibariyle anlamlı farklılıkların olduğunu göstermektedir. Consumers' information search is the most troubled phase of the purchasing decision process. In this phase, consumers have trouble deciding which information type and information source to approach. In this study, whether consumers differ by their sex, marital status, educational level, income level, age group and ownership of goods in respect to their demand for information type and preferred information source is examined with discriminant analysis. When the assumptions (multivariate normality, equal covariance matrices, multicolinearity and linearity) of discriminant analysis are met, then discriminant analysis is the most appropriate classification technique. The discriminant analysis results point out that the discriminant functions of sex, marital status, educational level, income level, age group and ownership of goods in respect to their demand for information type and preferred information source account for a meaningful proportion of the differences among the groups Daha fazlası Daha az

TÜRKİYE'DE KARBON EMİSYONU VE EKONOMİK BÜYÜME İLİŞKİSİ: DOĞRUSAL OLMAYAN EŞBÜTÜNLEŞME ANALİZİ

Bayramoğlu, Arzu Tay | Yurtkur, Asuman Koç

Article | 2016 | Abant İzzet Baysal Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi16 ( 4 ) , pp.31 - 45

Bu çalışmada Türkiye'de karbon emisyonu ve ekonomik büyüme arasındaki ilişki doğrusal ve doğrusal olmayan eşbütünleşme teknikleriyle analiz edilmektedir. Çalışmada 1960-2010 dönemi için doğrusal Engle-Granger eşbütünleşme ve Kapetanios, Shin ve Shell (KSS 2006) tarafından geliştirilen doğrusal olmayan eşbütünleşme yöntemleri uygulanmıştır. Ekonometrik analiz sonuçlarına göre Türkiye'de karbon emisyonu ile ekonomik büyüme arasında doğrusal bir ilişki bulunamazken doğrusal olmayan bir eşbütünleşme ilişkisi tespit edilmiştir. Buna göre Türkiye'de ekonomik büyüme ile karbon emisyonu arasında doğrusal olmayan anlamlı uzun dönemli pozitif . . . bir ilişki mevcuttur. In this study, the relationship between carbon emissions and economic growth in Turkey is analyzed with linear and nonlinear cointegration techniques. The linear Engle-Granger cointegration and the nonlinear cointegration method developed by Kapetanios, Shin and Shell (KSS 2006), were applied in the period of 1960-2010. According to the results of the econometric analysis, there was no linear relationship between carbon emissions and economic growth in Turkey, but a nonlinear cointegration relationship was determined. Accordingly, we can say that there is a nonlinear significant positive relationship between carbon emissions and economic growth for the long term in Turkey Daha fazlası Daha az

KURUMSAL SOSYAL SORUMLULUK ALGISININ TÜKETİCİ TEMELLİ MARKA DENKLİĞİ BİLEŞENLERİ ÜZERİNDEKİ ETKİSİNİN YAPISAL EŞİTLİK MODELLEMESİ İLE ANALİZİ

Koçoğlu, Cenk Murat | Aksoy, Ramazan

Article | 2017 | Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Dergisi13 ( 1 ) , pp.115 - 140

Bu çalışmanın amacı, kurumsal sosyal sorumluluk algısının tüketici temelli marka denkliği bileşenleri üzerindeki etkilerini belirlemektir. Bu çerçevede, çalışma TR81 Düzey 2 Bölgesi olarak ifade edilen Zonguldak, Karabük ve Bartın illerindeki XYZ marka araçları tercih eden 357 tüketici üzerinde gerçekleştirilmiştir. Yapısal eşitlik modellemesi çerçevesinde elde edilen analiz sonuçlarına göre kurumsal sosyal sorumluluk algısını oluşturan çalışanlara saygı, hayırseverlik faaliyetleri ve tüketicilere saygı faaliyetlerinin, tüketici temelli marka denkliği bileşenlerinden olan marka farkındalığı/ çağrışımını, algılanan kaliteyi ve marka . . .sadakatini önemli bir şekilde etkilediği tespit edilmiştir. Bu sonuçlar çerçevesinde tüketici temelli marka denkliği algısını artırmak isteyen işletmelerin, kurumsal sosyal sorumluluk faaliyetlerine önem vermesi gerekmektedir. The aim of this study is to determine the impact of corporate social responsibility perception on consumerbased brand equity component. In this context, the study was performed on 357 consumers choosing XYZ brand cars in cities of Zonguldak, Karabuk and Bartin which are stated as TR81 Level 2 region. According to analysis results obtained within the scope of structural equation modeling; it was determined that respect activities to workers creating corporate social responsibility perception and to charity activities and consumers affected brand awareness/ connotation, perception quality and brand loyalty of consumerbased brand equity component in an important way. Within the scope of these results, businesses who want to increase perception of consumer-based brand equity have to pay attention to corporate social responsibility activities Daha fazlası Daha az

Hisse Senedi Fiyatları ve Döviz Kuru Arasındaki Nedensellik İlişkisi: YTL/USD, İMKB 100 ve S&P 500 Üzerine Bir Uygulama

Pekkaya, Mehmet | Bayramoğlu, Fatih M.

Article | 2008 | Muhasebe ve Finansman Dergisi (. e-Muhasebe ve Finansman Dergisi)0 ( 38 ) , pp.163 - 176

Türkiye, 1997 Asya krizi ve 1994 ve 2001 yerel para krizlerinden etkilenmiştir. Bu çalışmada, 1990-2007 arasındaki YTL/USD döviz kuru, İMKB 100 endeks ve S&P 500 endeks verileri kullanılarak, aralarındaki nedensellik ilişkileri araştırılmıştır. 1990-2007 döneminde, İMKB 100 ve S&P 500 endekslerinden döviz kuruna Granger nedenselliği bulunmuştur. Hatta döviz kuru ile İMKB 100 endeksi arasında çift yönlü Granger nedensellik ilişkisi vardır. S&P 500 endeksi, tek yönlü olarak döviz kuru ve İMKB 100 endeksini etkilemekte ve bu değişkenlerden etkilenmemektedir. 1994 krizi hariç, kriz dönemleri ve diğer dönemlerde genelde temel etkileyici . . .S&P 500 endeksi olurken kendisi etkilenmemektedir. Granger nedensellik testinin kriz dönemleri sonrası sonuçlarına göre, S&P 500 endeksi genel etkileyici, döviz kuru ise endekslerden etkilenen konuma geldiği gözlenmiştir Türkiye was influenced 1994 and 2001 currency and 1997 Asian crisis. In this study, we focused on granger causality relation between YTL/USD exchange rate, ISE 100 index and S&P 500 index by using 1990-2007 data for each instrument. There is Granger cause from ISE 100 and S&P 500 indexes to exchange rate for the period of 1990-2007. Bidirectional Granger cause has exists between exchange rate and ISE 100 index. S&P 500 index has unidirectional Granger cause of ISE 100 index and exchange rate. However, only S&P 500 index is usually common effective without being effected during all periods and crises except 1994 crises. According to Granger causality tests after the crises period, S&P 500 index common effective and exchange rate is affected by the indexes Daha fazlası Daha az

Evaluation of Critical Operational Faults of Marine Diesel Generator Engines by Using DEMATEL Method

Başhan, Veysi | Demirel, Hakan

Article | 2018 | Journal of Eta Maritime Science6 ( 2 ) , pp.119 - 128

All the electrical demand of ship are provided by diesel generators (DG). Failure of generators due to breakdown can lead to the blackout of the ship which may suddenly cause serious damage to ship’s main and/or auxiliary engines, human health and marine environment or any structure at ship’s route. Thus, the planned maintenance and repairs of the generators must be done properly without any deficiency or delay. And even then, since the generators run continuously failures may often occur. In this context, this paper provides a DEMATEL (Decision Making Trial and Evaluation Laboratory) method to evaluate the critical operational faul . . .ts in marine DGs. The DEMATEL method enables to identify and analyze the important faults of marine DG within the respect to the cause-effect relationship diagram. The obtained results of the research will contribute to ship safety at sea and prevention of hazardous machinery effects. Geminin tüm elektriksel gereksinimleri dizel jeneratörler tarafından sağlanmaktadır. Jeneratörlerde meydana gelen arızalar geminin kararmasına (çökmesine) neden olabilir ve bu durum aniden gemi ana makinesi veya yardımcı makinelerinde, insan sağlığına, deniz çevresine veya geminin rotasındaki herhangi bir yapıya ciddi hasarlar verebilir. Bu yüzden, jeneratörlerin planlı bakım ve onarımları düzgün bir şekilde eksiksiz ve zamanında yapılmalıdır. Tüm bunlara rağmen, sürekli çalışan jeneratörlerde arızalar olabilmektedir. Bu kapsamda, bu makale gemi dizel jeneratörlerinde kritik operasyonel arızaları DEMATEL (Karar Verme Deneme ve Değerlendirme Laboratuvarı) metoduyla sunmaktadır. DEMATEL metodu gemi dizel motorlarında meydana gelen önemli arızaları sebep-etki ilişkisi diyagramıyla tanımlanma ve analiz etmeye yaramaktadır. Elde edilen sonuçlar, denizde gemi emniyeti ve tehlikeli makine etkilerinin önlenmesine katkıda bulunacaktır Daha fazlası Daha az

Tek başına seçim kazanmak: Türk siyasal hayatında bağımsız milletvekili adaylığı

Abdulhakimoğulları, Erdal

Other | 2008 | Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi12 ( 1-2 ) , pp.269 - 304

Parlamento üyesi olmaya hevesli ve seçilebilmek için seçmenin oyuna sunulan kişilere aday denilmektedir. Adaylık, bir siyasal partiden aday olmak suretiyle ya da bağımsız adaylık yoluyla gerçekleşebilmektedir. Bağımsız adaylar kendi isteklerinin yanı sıra belli sayıda seçmen tarafından ya da bir siyasal parti tarafından seçimlerde aday gösterilebilmektedir. Günümüzde bir kimsenin bağımsız aday olarak seçilmesi oldukça güçtür. Ancak demokrasilerde parti seçimi kadar kişilerin seçimi de bir o kadar önemlidir. Bağımsız adaylar seçim yarışına katılmakla vatandaşı oldukları ülkenin yönetimine katılma ve bunda söz sahibi olma iradesini or . . .taya koymaktadırlar. Ayrıca bağımsız adayların seçilme ihtimalleri uygulanan seçim sistem ile de yakından ilgilidir. Çalışmada bağımsız adaylık genel olarak ele alınacak ve adayların belirlenme yöntemlerine ve seçimlerde uygulanan mekanizmalara yer verilecektir. Ayrıca çalışmada sadece genel seçimlerde bağımsız adaylık ele alınmış olup daha çok idare hukuku ile bağlantılı mahalli idare seçimleriyle ilgili adaylık düzenlemelerine değinilmemiştir. Those who are enthusiastic for being a member of Parliament and are introduced to the voters’ agenda for election are called ‘candidates’. One can independently be a candidate or through a political party membership. Independent candidacy can be gained by either the own will of the person concerned or by nomination of a group of voters. It is rather diffi cult to get elected independently. Currently, in democracies, choosing the individuals is of equal importance as it is the case in choosing the political parties. The independent candidates, when getting involved in the election process, participate in the administration of the country and thus fi nd the opportunity to have a say. The possibility as to the eligibility of the independent candidates is closely related to the election system itself. The study deals with the independent candidacy in general and sheds light on the candidate designation process and the other mechanisms applied. The study generally deals with the independent candidacy during the general elections, however does not touch upon the candidacy regulations as to the administrative law and the related local election Daha fazlası Daha az

ÖZBEKİSTAN’DA MEVSİMSEL BAYRAMLAR VE ÖZEL GÜNLER

Ashirov, Adhamcan A. | Hatunoğlu, Nurettin

Article | 2015 | Milli Folklor Dergisi14 ( 105 ) , pp.120 - 130

Özbekistan’ın bağımsızlığına kavuşmasından sonra Sovyetler döneminde yasaklanan ya da hor görülen birçok örf ve adet hem resmi zeminde hem de halk arasında daha coşkulu kutlanmaya başlanmıştır. Özbeklerin yaşadığı Türkistan bölgesinin geçirdiği tarihi süreç günümüzde Özbek folklorundaki birçok uygulamanın ortaya çıkışında etkili olmuştur. Özbeklerin hayatında merasimler, mevsimsel, ailevi (gündelik hayat) ve dini merasimler şeklinle üç ana gruba ayrılır. Bu merasimlerden mevsimlere bağlı olanları Özbek toplumunun kültürel hayatında önemli yer tutmaktadır. Mevsime bağlı merasimler, kışa bağlı merasimler, bahara bağlı merasimler ve gü . . .z mevsimine bağlı merasimler şeklinde görülmektedir. Nevruz, Mehrcan, Sede, Gül Seyilleri, Hasıl Bayramı gibi bayram ve şenliklerde eski Türk inançlarının ve Özbekler öncesinde bölgeye yerleşmiş olan yerleşik unsurların ve komşu bölgelerdeki kültürlerin etkisini görmek mümkündür. Nevruz Orta Asya ve Orta Doğu halklarının eski geleneksel yeni yıl bayramıdır. Yine Lale Seyli Özbek halkının eski ve milli şenliklerinden biri olup, Harezm, Buhara ve Baysun’da Kızıl Gül (Gul-ı Surh), Kokand, İsfara, Taşkent, Çust gibi bazı yörelerde Lale Seyli, bazı yerlerde ise Bayçiçek şenliği gibi isimler ile düzenlenmiştir. Lale şenliği Nevruz bayramından sonra nisanın sonu mayısın başlarında laleler açıldığı dönemde gerçekleştirilmektedir. Bahar şenlikleri dışında güz mevsimlerinde de kutlanan özel gün ve şenlikler vardır. Bunlardan biri hasat bayramı olup günümüzde şehir merkezlerinde de kutlanmaya başlanmıştır. A lot of customs and traditions which were neither forbidden or despised in Soviet era began to be celabrated more enthusiasticly both in formal life and among the public after the Independence of Uzbekistan. The historical process experienced by Turkestan era and also where Uzbeks live affected to arise many practice in Uzbek folklore.Ceremonies in Uzbek life divided into three title as seasonal, daily and religious. Among these ceremonies, seasonal ceremonies take important place in Uzbek’s societies’ cultuel life. This seasonal ceremonies ara attached to winter, spring and autumn periods. It is possible to observe old Turkic beliefs, cultures of neighborhood regions and cultures of people who settled Turkestan before Uzbeks in the Nowruz, Mehircan, Sade, Gul Seyli holidays and festivals. Nowruz is an old traditional new year holiday of societies who live in Middle Asia and Middle East. Besides, Lale Seyli that is one of the old and national festival of the Uzbeks has been orginized in Khorezm, Bukhara and Baysun under the name of Kızıl Gul (Gul-ı Surh), in Kokand, İsfara, Tashkent and Çust under the name of Bayçiçek and Lale Seyli. Tulip ceremony however, have been hold after Nowruz holiday that coincide with end of April and beginning of May when tulips were bloomed.Except for spring ceremonies, there were celabrated special days and ceremonies in automn. One of them is harvest ceremony and it is began to be celabrated in city centers today Daha fazlası Daha az

Buhara - Afganistan - Türkiye Üçgeninde Mangıt Hanedanı'nın Dil ve Aidiyet Durumu

Hatunoğlu, Nurettin

Article | 2015 | Bilig / Türk Dünyası Sosyal Bilimler Dergisi0 ( 75 ) , pp.127 - 156

Mangıt Hanedanlığı, Timur Devleti'nin yıkılışının ardından Türkistan'da ortaya çıkan hanlıklardan biri olan Buhara Hanlığı'nı 1785-1920 yılları arasında idare eden üç hanedandan birisidir. Bolşeviklerin 1920 yılında Buhara'yı işgali sırasında tahtta bulunan Âlim Han, önce Doğu Buhara'ya çekilmiş, oradan da askerî yardım sağlama amacıyla Afganistan'a gitmiştir. Âlim Han, 1944 yılında vefat edince hanedan mensupları Afganistan'ın değişik yerlerine dağılmışlardır. Afganistan'da mülteci durumundaki hanedan mensupları 1979 yılında yaşanan Rus işgali ve sonrasında çıkan iç savaş nedeniyle Pakistan'a sığınmışlardır. Türkiye Cumhuriyeti Bak . . .anlar Kurulu'nun kararıyla, 1983 yılında Pakistan'dan Türkiye'ye getirilerek Gaziantep iline yerleştirilmişlerdir.Yaşanan süreçte hanedan mensuplarının dil ve aidiyet duygularında meydana gelen muhtemel değişimlerin tespiti bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Yapılan saha çalışmasında ikili görüşme, derinlemesine mülakat ve anket tekniğine başvurulmuştur. Hanedan mensuplarının siyasi kimlikleri dolayısıyla tarihî süreçten de bahsedilmiştir Mangit Dynasty is one of the three dynasties governing the Buhara Dynasty that appeared in Turkestan after the fall of the Timurids between 1785-1920. During the occupation of Bukhara by the Bolsheviks, Alim Han initially retreated to East Bukhara and headed from there to Afghanistan to maintain martial support. After Alim Han's death in 1944, the members of his dynasty spread to different parts of Afghanistan. Living as refugees in Afghanistan, they then took refuge in Pakistan because of the Russian invasion in 1979 and the civil war that followed. Through the decision of the Council of Ministers of the Turkish Republic they were placed in the Gaziantep province of Turkey in 1983. Exploring the dynasty members' potential change of language and sense of belonging during this period forms the aim of this study. The field work that was conducted for this purpose involved one-to-one conversations, detailed interviews and questionnaires. Because of the political identity of the dynasty members, the historical context was also dwelt on in this study Daha fazlası Daha az

Capital Structure in an Emerging Stock Market: The Case of Turkey*

Akman, Engin | Gokbulut, Rasim Ilker | Temel, Halime Nalın | Gokbulut, Elif

Article | 2015 | Çankırı Karatekin Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi5 ( 2 ) , pp.639 - 660

Sermaye yapısı bir işletmenin faaliyetlerinin planlanmasında ve gerçekleştirilmesinde önemli olan ve aynı zamanda bu faaliyetlerin sonucu olarak şekillenen bir faktördür. Bu çalışmanın amacı, Türkiye’deki işletmelerin sermaye yapısına etki eden firmaya özgü belirleyicileri değişen ekonomik koşullar altında incelemektir. Bu çalışmada 2003-2011 yılları arasında Borsa İstanbul’da işlem gören üretim işletmelerinden elde edilen verilere panel veri analizi uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, dengeleme, finansman hiyerarşisi ve piyasa zamanlaması gibi geleneksel sermaye yapısı teorileri, gelişmekte olan bir ülkenin işletmelerinden o . . .luşan örneklemin sermaya yapılarını açıklamakta yetersiz kalmıştır. Bunun ana nedeni, bu teorilerin gelişmiş ülkeler için geçerli olan varsayımlara dayandırılmış olmasıdır. Capital structure is an important factor in planning and realising operations of a company. Operations and decisions of a company shape the capital structure. The aim of this paper is to investigate the firm-specific determinants of capital structure under changing economic conditions in Turkey. The paper applies panel data analysis for manufacturing firms listed on the Borsa Istanbul (BIST) over the period of 2003-2011. Results show that, established theories such as trade-off, pecking order, and market timing fail to explain the observed leverages adequately, largely made up of short time debts. This outcome is not surprising as most of the assumptions of these theories are effective for the developed markets, which are not in force in the developing countries Daha fazlası Daha az

Hemoglobin varyantının HbA1c ölçümüne etkisi

Güven, Berrak | Can, Murat | Eskici, Zeynep

Article | 2011 | Fırat Tıp Dergisi16 ( 2 ) , pp.97 - 99

HbA1c testi diabetes mellitusun tanısı ve takibinde kullanılmaktadır. Bu olgu sunumunda, klinik ile uyumsuz HbA1c sonucuna sahip bir hasta sunulmuştur. İleri araştırmalar asemptomatik hemoglobin varyantının bu uyumsuzluğa neden olduğunu göstermiştir. HbA1c test is used in diagnosis and monitoring of diabetes mellitus. In this case report, a patient was presented that had discordance between clinical status and HbA1c result. Further investigations showed asymptomatic hemoglobin variant was caused this discordance.

TÜRKİYE’DE FAALİYET GÖSTEREN MEVDUAT BANKALARININ BİREYSEL VE SEKTÖREL RİSK DERECELENDİRMESİ: BİR CAMELS ANALİZİ UYGULAMASI

Gürsoy, İsmail | Bayramoğlu, Mehmet Fatih

Article | 2017 | Yönetim ve Ekonomi Araştırmaları Dergisi15 ( 1 ) , pp.1 - 19

Türk bankacılık sektörü, gerek Türkiye ekonomisi gerekse Türkiye finansal sistemi için büyük öneme sahiptir. Bu nedenle bu sektörün yerinde denetimi ve uzaktan gözetimi büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada, 2005-2015 yıllarını kapsayan 11 yıllık dönem için Türkiye'de faaliyet gösteren 25 adet mevduat bankasının risk-performans analizi, CAMELS derecelendirme yöntemi ile bireysel ve sektörel ölçekte yapılmıştır. Söz konusu 25 bankanın 3'ü kamu, 10'u özel (yerli) ve 12'si yabancı sermayelidir. Çalışmada, bankaların bireysel olarak değerlendirilmelerinden elde edilen bulgular; kamu sermayeli bankaların oldukça güçlü bir mali yapıya sah . . .ip olduklarını göstermektedir. Bulgular, özel bankaların Sermaye Yeterliliği ve Likidite Durumu bileşenlerine göre güçlü, Yönetim Kalitesi bileşenine göre zayıf olduğunu; yabancı bankaların ise Varlık Kalitesi ve Piyasa Riskine Duyarlılık bileşenleri bakımından güçlü iken Yönetim Kalitesi ve Likidite Durumu açılarından zayıf olduklarını ortaya koymaktadır. Çalışmanın Türk bankacılık sektörünün geneline ilişkin bulguları ise sektörün Varlık Kalitesi, Sermaye Yeterliliği ve Likidite Durumu bileşenleri bakımından güçlü iken, Yönetim Kalitesi ve Piyasa Riskine Duyarlılık bakımından görece zayıf olduğunu ortaya koymaktadır The Turkish banking sector, whether it is for the Turkish economy or the Turkish financial system, has a great importance. For this reason, on-site and off-site inspection of the banking sector is of great importance. In this study, the risk-performance analysis of 25 deposit banks operating in Turkey in the 11-year period covering the years 2005-2015 was carried out at the individual and sectoral basis by the CAMELS rating method. Three of these banks are state-owned, ten are privately-owned (domestic), and twelve are foreign banks. Findings of the individual evaluation of the banks indicate that state-owned banks have a strong financial structure. Findings reveal that privately-owned banks are healthy regarding components of the Capital Adequacy and the Liquidity and are weak regarding the Management Quality; also reveal that while foreign banks are strong regarding the Asset Quality and the Sensitivity to Market Risk components, they are weaker regarding the Management Quality and the Liquidity. Findings of the study on the Turkish banking sector as a whole show that while the sector is strong regarding the Asset Quality, the Capital Adequacy, and the Liquidity components, it is relatively weak regarding the Management Quality and the Sensitivity to Market Ris Daha fazlası Daha az

Şerh-i Mantıku’t-Tayr’da Gelenek, Halk İnanışı ve Âdet

Turan, Muhittin

Article | 2017 | İnsan ve Toplum Bilimleri Araştırmaları Dergisi6 ( 7 ) , pp.90 - 98

Her milletin kendi dünya görüşü vardır. Diğer bir ifade ile her millet dünyaya ve insanlığa kendi penceresinden bakar. Bu durumun oluşmasında kendi iç dinamikleri etkin rol oynar. Bu dinamikler kendisini giyim-kuşam, inanış, gelenek, oturuş-kalkış, konuşma, zevk, korku, ihtiyaç vb. durumlarla belli eder. Bir milleti millet yapan bu tür özellikler süreç içerisinde diğer milletlerin gelenek ve inanışlarıyla etkileşim içerisine girebilir. O kadar ki kültürel alış-veriş diyebileceğimiz bu durum zamanla ilgili inanışın hangi millete ait olduğunun bilinememesi sonucunu da doğurabilir. Dolayısıyla Türklerin Orta Asya topraklarından Anadolu . . . topraklarına gelmesiyle birlikte daha çok Arap ve Fars kültürlerinin etkisinde kalması bazı âdet, halk inanışı ve geleneklerin de bir anlamda ortak olmasına zemin hazırlamıştır. Şerh-i Mantıku't-Tayr'daki inanış ve âdetler de işte bu durumu örnekler niteliktedir Every nation has its own worldview. In other words, every nation looks at the world and humanity from its own window. Their internal dynamics play an active role in the formation of this situation. These dynamics are manifesting themselves as clothing-belief, belief, tradition, sitting-take-off, speech, pleasure, fear, it becomes evident in situations. Such characteristics that make a nation a nation can interfere with the traditions and beliefs of other nations in the process. So much so that we can say that cultural exchange can be the result of not knowing which country belongs to the belief in time. Therefore, with the Turks coming to the Anatolian lands from the Central Asian lands, the influences of the Arab and Persian cultures have laid the groundwork for some customs, folk beliefs and customs to be common in a sense. İn Şerh-i Mantıku’t-Tayr beliefs and customs are examples of this situatio Daha fazlası Daha az

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında yükümlülüklerimiz ve çerez politikamız hakkında bilgi sahibi olmak için alttaki bağlantıyı kullanabilirsiniz.

creativecommons
Bu site altında yer alan tüm kaynaklar Creative Commons Alıntı-GayriTicari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Platforms