Detaylı Arama

İptal
Bulunan: 64 Adet 0.000 sn
- Eklemek veya çıkarmak istediğiniz kriterleriniz için 'Dahil' / 'Hariç' seçeneğini kullanabilirsiniz. Sorgu satırları birbirine 'VE' bağlacı ile bağlıdır.
- İptal tuşuna basarak normal aramaya dönebilirsiniz.
Filtreler
Atatürk, Cumhuriyet ve Demokrasi

Güner, Zekai

Article | 2006 | Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi (. Uluslararası Yönetim İktisat ve İşletme Dergisi)2 ( 3 ) , pp.41 - 51

Cumhuriyet, yönetim biçimi olarak halkın üstünde hiçbir otorite veya yetkili makam tanımamakta, devlet gücü doğrudan doğruya halkı oluşturan bireylerin elinde bulunmaktadır. Cumhuriyette en temel kural mutlak surette seçimdir. Cumhuriyet, en büyüğünden en küçüğüne kadar devlet hizmetlerinin hepsinde veraset usulünü mutlak surette reddeder. Bunun yerine seçim ve tayin usulünü koyar. İşte cumhuriyetin özü ve gerçek anlamı bu noktada saklı bulunmaktadır. Cumhuriyet, demokrasinin en gelişmiş şeklidir. Atatürk’e göre, “demokrasi prensiplerinin en asrî ve en mantıkî tatbikini temin eden hükümet şekli cumhuriyettir”. Mustafa Kemal Paşa, Sa . . .msun’dan Sadarete (Başbakanlık) gönderdiği 22 Mayıs 1919 tarihli raporunda, “Millet, millî hakimiyet esasını ve Türk Milliyetçiliğini kabul etmiştir, bunun için çalışacaktır” demekle, Türk yurdunun ve istiklâlinin kurtarılması yolundaki parolayı bildirmiştir. Atatürk başta olmak üzere, cumhuriyeti kuranlar; cumhuriyet ile beraber, her zaman demokrasiyi hedeflemişlerdir. Bu makalede meşruti bir sistemden, demokrasiye uzanan yolda Atatürk’ün konu hakkındaki görüşleri anlatılmaktadır. Republic, as an administrative form, rejects any authority or power upon the people, but keeps the power of the state in the individuals representing them. Election is absolutaly the basic rule of Republic. Republic unconditionally rejects any form of heredity in the governmental services from the biggest to the smallest, but applies to the system of election and appointment instead. That is why, the real meaning of republic is hidden at this point. Republic is the most progressed form of democracy. According to Ataturk, “The best form of government representing the most contemporary and logical democratic principles is republic”. Mustafa Kemal Pasha, in his report of May 22, 1919 which he sent to the office of Prime Minister says : “The nation has accepted the status of national sovereignty and will struggle for that”. By pointing out that he declares the parole on the way ta save the nation’s country and independence. The ones who founded the Turkish Republic with Ataturk together had targeted at democracy with the republic at the very begining. In this article, Ataturk’s ideas about how was gone on the way of democracy from the autocratic system are described Daha fazlası Daha az

Döviz kuru-ticaret dengesi ilişkisi. Türkiye örneği

Vergil, Hasan | Erdoğan, Serdar

Article | 2009 | Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi (. Uluslararası Yönetim İktisat ve İşletme Dergisi)5 ( 9 ) , pp.35 - 57

Geleneksel teori uzun dönemde Marshall-Lerner şartı gerçekleştiğinde devalüasyonun ticaret dengesini olumlu yönde etkileyeceğini fakat kısa dönemde J eğrisi etkisinden dolayı bu etkilerin negatif yönde olabileceğini ileri sürmektedir. Fakat gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler üzerine yapılan pek çok çalışmada bu şartın ve/veya J eğrisi etkilerinin gerçekleştiği yönünde bir tutarlılık bulunmamaktadır. Bu çalışma ile Türkiye’de 1989-2005 dönemi içerisinde çeyrek yıllık veriler kullanılarak Marshall-Lerner koşulunun sağlanıp sağlanmadığı ve kısa dönemde J eğrisi etkisinin geçerliliği birlikte incelenmiştir. ADF ve PP birim kök testleri . . . ve ARDL koentegrasyon testlerinden sonra yapılan tahminlerde, incelenen dönemde, Marshall-Lerner koşulunun sağlandığı ve Almon çok terimli model kullanılarak yapılan tahminde de J eğrisi etkisinin Türkiye için geçerli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. According to the conventional theory, if the Marshall-Lerner condition is met, devaluation affects trade balance positively. However, as a result of the J curve effect, the effects can be negative in the short run. Although there are many studies which question these effects, they do not share a consistent conclusion. In this study, the Marshall-Lerner condition and the J curve effect were questioned by using quarterly data in Turkey for the period 1989-2005. The results received through the ADF and PP unit root tests and the ARDL co-integration tests show that during the period in question, the Marshall-Lerner condition held and the empirical evidence provided by the Almon methodology supports the pattern of movement described by the J curve Daha fazlası Daha az

Kadro and its Analysis of the Great Depression

Özgür, M. Erdem

Article | 2006 | Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi (. Uluslararası Yönetim İktisat ve İşletme Dergisi)2 ( 4 ) , pp.91 - 103

The Kadro movement emerged in 1932, when a number of intellectuals started to publish Kadro journal. Kadro was a monthly periodical, published between January 1932 and January 1935. Kadro authors viewed the Great Depression, which started in 1929, as a structural crisis, which would totally change the world economic structure. They argued that the system that would follow the Depression would be completely different from the pre-1914 liberal economic system. However, although the world economy had shown some serious changes in the 1930’s compared with pre-1914 conditions, it had not changed as dramatically as foreseen by the Kadro a . . .uthors. Kadro hareketi 1932 yılında bir grup aydının Kadro dergisini yayımlamaya başlaması ile ortaya çıktı. Dergi, Ocak 1932 ve Ocak 1935 tarihleri arasında aylık olarak yayımlandı. Dergi yazarları, 1929’da başlayan ve tüm dünyayı etkileyen Büyük Buhran’ı dünyanın ekonomik yapısını değiştirebilecek bir kriz olarak değerlendirdiler. Kriz sonrası ortaya çıkacak sistemin Birinci Dünya Savaşı öncesinde egemen olan liberal sistemden tamamen farklı olacağını iddia ettiler. Ancak Büyük Buhran’dan sonra dünya ekonomisinde ciddi değişiklikler olmakla beraber bunlar Kadro yazarlarının öngördükleri kadar köklü değişiklikler olmadı Daha fazlası Daha az

Yüzme hakemlerinde örgütsel bağlılık ile iş tatmini arasındaki ilişkinin kanonik korelasyon analizi ile incelenmesi

Yıldırım, Halil | Albayrak, Ali Sait | Gümüş, Mustafa | Akalın, Tevfik Cem

Article | 2011 | Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi (. Uluslararası Yönetim İktisat ve İşletme Dergisi)7 ( 13 ) , pp.163 - 186

Örgütsel bağlılık, bir fikir, kişi, sistem ya da örgüte güçlü bir inançtır. Duyulan sorumluluktan veya yapılan anlaşmadan dolayı zamanı düzenli olarak bir şeye harcamaktır. Üyelerin örgütlerine karşı olan duyguları etkin ve verimli performans göstermesinde en önemli faktörlerdendir. İş tatmini ve örgütsel bağlılığı yüksek bireylerin örgütlerinin başarısına katkılarının da aynı derecede yüksek olacağı beklenmektedir. Bu çalışmada, yüzme hakemlerinin iş tatmini ile örgütsel bağlılık düzeyleri arasındaki ilişki uygun olan çok deği?kenli istatistik yöntemlerden kanonik korelâsyon analizi ile araştırılmaktadır. Araştırmanın ampirik bulgu . . .ları iş tatmini ile örgütsel bağlılık arasında istatistik açıdan oldukça anlamlı, pratik anlamda ise orta düzeyde anlamlı bir ilişkinin olduğunu göstermektedir. Organizational commitment can be described as a belief in an idea, person, system or organization. It is intentionally and regularly spending time for something due to sense of responsibility or agreement. Members‟ feelings to the organization are the most important factors in his/her performance‟s efficiency and effectiveness. It is expected that person with high job satisfaction and organizational commitment could make high contribution to the success of the organization. In this study, the relationship between the level of job satisfaction and organizational commitment of the swimming referees is searched with canonical correlation analysis which is the most appropriate multivariate statistical technique. Empirical findings of the study between job satisfaction and organizational commitment are statistically significant, however, the relation is at the moderate in practical sense Daha fazlası Daha az

Türkiye'de 1980 Sonrası Dönemde İç Borçların Sürdürülebilirliği

Ulusoy, Ahmet | Cural, Mehmet

Article | 2006 | Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi (. Uluslararası Yönetim İktisat ve İşletme Dergisi)2 ( 4 ) , pp.1 - 21

Borç stoku yüksek seviyelerde olan ülkelerde, makroekonomik istikrarın borçlanma dinamikleri ile yakın ilişkide olduğu, borçların sürdürülebilirliğine ilişkin bekleyişlerin ekonomik dengeler üzerinde belirleyici hale geldiği genel kabul görmektedir. Sürdürülemez borçlanma, fiyat istikrarını bozmakta, ekonomik büyümeyi engellemekte ve uzun dönemli makroekonomik politikaların uygulanmasını zorlaştırmaktadır. Türkiye ekonomisi de 1990’lı yıllarda giderek ağırlaşan bir iç borç sorunun etkisinde kalmıştır. Bu çalışmada, borçların sürdürülebilirliğine ilişkin rasyolar kullanılarak iç borçların sürdürülebilirliği analiz edilmiştir. It is g . . .enerally accepted that in the countries with high debt stocks, there is a close relationship between macro economic stability and debt dynamics; and the anticipations related to the sustainability of debt become important determinants of the economic balance. Unsustainable debt harms price stability; blocks economic development and causes difficulties in implementing long-term macroeconomic policies. Turkish economy was affected by a serious debt problem in the 1990s. In this study, sustainability of the domestic debt was analyzed by using ratios in respect to the domestic debt sustainability Daha fazlası Daha az

Kar Payı Dağıtımın Şirket Değeri Üzerine Etkisi: İMKB 30 Endes Hisselerine Bir Analiz

Pekkaya, Mehmet

Article | 2006 | Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi (. Uluslararası Yönetim İktisat ve İşletme Dergisi)2 ( 4 ) , pp.183 - 209

Şirketlerin kar payı dağıtımını etkileyen faktörler ve kar payı dağıtımı ile ilgili görüşler üzerinde durulmuştur. İMKB 30 Endeksine dahil olan, 19 şirketin dağıtmadığı kâr miktarı ve dağıttığı kâr miktarının şirket değerini ne ölçüde etkilediği üzerinde regresyon analizi yapılmıştır. Türkiye’de düzenli veriler 1987-2006 tarih aralığında elde edilmiş olup, Türkiye’de kâr payı dağıtımının genellikle yıllık olmasından dolayı, 13-19 arasında az sayıda veriyle çalışma yapılmıştır. Çalışmada, ancak 5 şirketin istatistiksel sonuçları anlamlı çıkmıştır. Buna göre, otofinansmanla şirket değeri anlamlı ve pozitif ilişki sergilemektedir. Anca . . .k, kâr payı dağıtım miktarı için aynı netlik sözkonusu değildir. Kâr dağıtım miktarı, bazı şirketlerin değerini olumlu etkilerken, bazıları negatif yönde etkilemektedir. Bu durum, kâr payı üzerindeki bilmeceyi ve birbirine zıt görüşleri destekler niteliktedir. In this study, we focused on the factors that affect the dividend policy and opinions on dividend policy of firms. The regression analysis is applied to ISE 30 Index firms in Turkey. We measured the influence of dividend payment and internal financing on a firm value. Data are used between 1987-2006. In Turkey, since dividend payments are made annually, a few data between 13 and 19 are used. In this study, only 5 firms’ resulst are statistically significant. Accordingly, internal financing and firm value have a positively meaningful correlation. However, dividend payments have not such a clear meaning. While dividend payments of some firms have positive influence on firm value, some have negative influence. Consequently, this position supports puzzle on dividend payments and contrary theoretical opinions Daha fazlası Daha az

2019-12-23

Abdulhakimoğulları, Erdal

Article | 2006 | Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi (. Uluslararası Yönetim İktisat ve İşletme Dergisi)2 ( 3 ) , pp.129 - 140

Bir siyasal partinin yasak eylemlerin odağı haline gelmesi başta kapatılma olmak üzere bir takım yaptırımları beraberinde getirmektedir. Buna ilişkin hüküm birçok kez değişikliğe uğramış ve aynı zamanda Anayasa Mahkemesi’nin iptaline de konu olmuştur. Bu yasağa ilişkin kavram, Anayasanın, 1995 değişikliği öncesi metninde mevcut değildi. Daha sonra 2001yılında Anayasada, 2002 yılında ise Siyasal Partiler Kanunu’nda yapılan değişikliklere konu olmuştur. Gerek Anayasa'nın 69. maddesinin 6. fıkrasına ve gerekse 2820 sayılı Siyasal Partiler Kanunu’nun 103. maddesine eklenen hükümlerle siyasal partilerin kapatılması nedenleri arasında yer . . . alan yasak eylemlere odak olma haline açıklık getirilmeye çalışılmıştır. Ancak, bu değişiklik, iç hukuk bakımından önemli bir aşama ve bir iyileştirme gibi görünse de Avrupa İnsan Hakları Hukuku ile gerekli bütünleşmeyi sağlamaktan uzak görünmektedir. Becoming a center for illegal activities results in some measures including the dissolution of the political party. The provision regarding this notion has not only been amended several times but also been brought before the Constitutional Court. It did not exist in the text of the Constitution before 1995. it took place in both the Constitution and the the Law of Political Parties in 2001 and 2002 respectively. Furthermore, this notion has been clarified by means of the the provisions added to the 6. Paragraph of the article 69 of the Constitution and the article 103 of the Law of the Political Parties. Although thes amendments are considered as a significant improvement in domestic law, it is still far from the anticipated point which will bring about the integration with the law of European Court of Human Rights Daha fazlası Daha az

Çağdaş maliyet yönetimi sistemlerinden sürece dayalı faaliyet tabanlı maliyetleme

Saban, Metin | Güğerçin, Gülay İrak

Article | 2009 | Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi (. Uluslararası Yönetim İktisat ve İşletme Dergisi)5 ( 10 ) , pp.97 - 108

Sürece Dayalı Faaliyet Tabanlı Maliyetleme yaklaşımı, geleneksel Faaliyet Tabanlı Maliyetleme (FTM) yaklaşımına bir alternatif olarak geliştirilen ve FTM sisteminde meydana gelen problemleri çözme konusunda başarılı olan yeni bir yaklaşımdır. Sürece Dayalı FTM uygulanması ve güncellenmesi kolay, zamana dayalı, işletme yöneticilerinin ihtiyacı olan maliyet bilgilerini daha hızlı ve daha ucuza sunan bir yaklaşımdır. Ayrıca bu yaklaşımın en önemli özelliği kapasitenin dinamik şekilde hesaplanıp, faaliyet maliyetlerine yansıtılabilmesi ve atıl kapasite maliyetinin açıkça rapor edilmesidir. Bu çalışmada, günümüz rekabet koşullarında doğr . . .u maliyet bilgilerini sağlamada etkin bir yaklaşım olduğu kabul edilen Faaliyet Tabanlı Maliyetleme yaklaşımının daha geliştirilmiş bir şekli olan Sürece Dayalı Faaliyet Tabanlı Maliyetleme yaklaşımı analiz edilmiş ve kavramsal bir örnek yardımıyla uygulaması açıklanmıştır. Time Driven Activity Based Costing is a new approach that is successful for solving problems occurring in Activity Based Costing (ABC) system and developed for being an alternative for ABC. Time Driven Activity Based Costing is an approach that is easy to apply and update, based on time, provides cost information that managers need more quickly and cheaply. Also, the most important feature of this application is the capacity can be figured out, reflected to activity costs and inactive capacity cost can be reported clearly. In this study, Time Driven Activity Based Costing that is an improved form of ABC which is accepted as an effective approach providing true cost information in nowadays competitive conditions is analyzed and its application is explained with a conceptual example Daha fazlası Daha az

Kamu iktisadi teşebbüslerinin kuruluş gerekçeleri çerçevesinde değerlendirilmesi: Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) çalışanları üzerinde bir araştırma

Vural, Tarık | Teyyare, Erdoğan

Article | 2011 | Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi (. Uluslararası Yönetim İktisat ve İşletme Dergisi)7 ( 13 ) , pp.69 - 86

Kamu iktisadi teşebbüsleri gelir dağılımını düzenlemek, özel sektör kuruluşlarını teşvik etmek, ekonomik kalkınmayı sağlamak gibi pek çok gerekçeyle kurulabilmektedir. Ekonomik anlayışta zaman içerisinde yaşanan değişim kamu iktisadi teşebbüslerinin kuruluş gerekçelerinin tartışılmasına neden olmu?tur. Bu çalışmada kamu iktisadi teşebbüsleri ile ilgili teorik bilgiler verildikten sonra TTK çalışanlarının devletin ekonomik hayata ve kamu iktisadi teşebbüslerine bakış açısını tespit etmeye dönük anket çalışmasının bulguları değerlendirilmiştir. Stated Owned Enterprises can be established for many reasons such as organizing the distrib . . .ution of income, encouraging private sector organizations and providing economic development. As a result of changes in economic understanding over time, state-owned enterprises have led to a discussion about their raison d‟être. In this study after giving the theoretical information, about the reasons for establishment of public owned enterprises, the result of survey, conducted with TTK employees, which assesses the employees opinions about the state in economy and state-owned enterprises Daha fazlası Daha az

Karlılığı Etkileyen Faktörler: İMKB Sanayi ve Hizmet Sektöründe İşlem Gören İşletmeler Üzerine Bir İnceleme

Albayrak, Ali Sait | Akbulut, Ramazan

Article | 2008 | Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi (. Uluslararası Yönetim İktisat ve İşletme Dergisi)4 ( 7 ) , pp.55 - 83

Bu çalışmanın amacı İMKB sanayi ve hizmet sektöründe faaliyet gösteren firmaların karlılık düzeyi değişkenlerini etkileyen en önemli finansal faktörleri araştırmaktır. Bu amaçla işletmelerin likidite, varlık kullanım etkinliği, sermaye yapısı, pazar değeri ve işletme büyüklüğü gibi farklı finansal alanlardaki 18 gösterge arasından seçilen en önemli değişkenlerle karlılık göstergeleri açıklanmaktadır. Araştırmanın ampirik bulguları işletmelerin karlılık düzeylerini açıklamada farklı finansal göstergelerin anlamlı olduklarını göstermektedir. The purpose of this study is to search the most important factors that determine the profitabi . . .lity indicators of the firms in the industrial and service sectors of Istanbul Stock Exchange. In order to determine the profitability structure of the firms eighteen profitability indicators are chosen from different financial fields such as liquidity, activity efficiency, capital structure, market value and firm size. Empirical results of the study show that different financial indicators are significant in explaining profitability levels Daha fazlası Daha az

Predicting the Trend and Seasonal Factors of Total Suspended Particles (TSP) Levels in Trabzon: Seasonal and Weighted Least Squares Regression

Albayrak, Ali Sait

Article | 2008 | Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi (. Uluslararası Yönetim İktisat ve İşletme Dergisi)4 ( 8 ) , pp.73 - 88

Türkiye’nin Doğu Karadeniz Bölgesinde yer alan Trabzon’da kış mevsiminde hava kirliliği en önemli çevre sorunlarından birisidir. Uzun zamandan beri rutubetli iklimin yanında yoğun kentleşme çok önemli çevre sorunlarına neden olmaktadır. Hava kalite yönetiminin temel hedeflerinden birisi de herhangi bir bölgedeki hava kalitesi üzerinde etkili olan trend veya mevsimsellik gibi faktörleri tahmin etmektir. Bu çalışmada Trabzon’da toplam asılı partiküller maddede düzeylerindeki trend ve mevsimlik faktörler en uygun ve güvenilir tekniklerle araştırılmaktadır. Araştırmada Ocak 1996 ile Haziran 2007 tarihleri arasındaki aylık asılı partikül . . .ler serisi kullanılmaktadır. Ağırlıklı regresyon analizi ile elde edilen en uygun sonuçlarda düzeltilmiş-R2 değerinin %83,8 ve toplam asılı partiküller düzeylerinin Ocak 1996-Haziran 2007 döneminde yıllık trendinin pozitif ve yaklaşık olara 0,08 um/m3 olduğu ve bunun 0,681 anlamlılık düzeyine sahip olduğu anlaşılmaktadır. In winter season the air pollution is the one of the most important environmental problems in Trabzon, located in Eastern Black Sea Region of Turkey. The humid climate as well as the densely populated urbanization cause serious problems for a long time period. One of the main targets of air quality management is to estimate the influence of different factors such as trend and seasonality upon air quality levels in a given area. In this paper, an attempt has been made to identify and estimate the trend and seasonal factors in TSP in Trabzon using accurate and reliable techniques. The data used in this study is concerned with monthly measurement levels of TSP taken from January 1996 through May 2007. The most accurate WLS regression results show that the adjusted–R2 is about 83,8% and the monthly averages of TSP do not have a clear trend over the period 1996–2007, the trend estimate is only about 0,08 points per year, which has a statistical significant of 0,681 Daha fazlası Daha az

Türk Emeklilik Fonlarının Performans Ölçümünde Regresyon Analizinin Kullanılması

Korkmaz, Turhan | Uygurtürk, Hasan

Article | 2007 | Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi (. Uluslararası Yönetim İktisat ve İşletme Dergisi)3 ( 5 ) , pp.37 - 52

Bu çalışmada Ocak 2004 – Haziran 2006 tarihleri arasında kalan dönemde 46 emeklilik fonunun performansı ölçülmeye çalışılmıştır. Bu amaçla tekli ve çoklu regresyon analizi emeklilik fonlarına uygulanmış ve çıkan sonuçlar yorumlanmıştır. Sonuç olarak fonların tekli ve iki değişkenli analizlerde başarı gösterdiği, üç değişkenli analizde ise başarısız olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca fonların başarı düzeyinin değişken sayısı arttıkça azaldığı tespit edilmiştir. In this study, performances of 46 Turkish pension funds are measured for the period January 2004 through June 2006. For the purpose of performance measurements, single and m . . .ulti regression analysis are applied to pension funds and results are interpreted. The results illustrate that pension funds are found to be successful in single and two variable analyses, but not to be successful in three variable analyses. Furthermore pension funds’ performance level decrease when variable numbers increase Daha fazlası Daha az

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında yükümlülüklerimiz ve çerez politikamız hakkında bilgi sahibi olmak için alttaki bağlantıyı kullanabilirsiniz.

creativecommons
Bu site altında yer alan tüm kaynaklar Creative Commons Alıntı-GayriTicari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Platforms