Detaylı Arama

İptal
Bulunan: 526 Adet 0.002 sn
- Eklemek veya çıkarmak istediğiniz kriterleriniz için 'Dahil' / 'Hariç' seçeneğini kullanabilirsiniz. Sorgu satırları birbirine 'VE' bağlacı ile bağlıdır.
- İptal tuşuna basarak normal aramaya dönebilirsiniz.
Filtreler
Filtreler
Bulunan: 526 Adet 0.002 sn
Koleksiyon [20]
Tam Metin [2]
Yayın Türü [10]
Yazar [20]
Yayın Yılı [1]
Tez Danışmanı [1]
Konu Başlıkları [20]
Yayıncı [20]
Yayın Dili [3]
Dergi Adı [20]
Editör/Editörler [12]
Tüketicilerin özel markalı ürünleri satın almasına tutundurma stratejilerinin etkisi: Giresun ilinde bir uygulama

Özbucak, Banu Albar

Article | 2014 | Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi24 ( 1 ) , pp.99 - 115

Bu çalışmanın amacı, tüketicilerin özel markalı ürünleri satın alma davranışı sürecini etkileyen faktörlerin tespit edilerek, tüketicilerin özel markalı ürünlere yönelik satın alma davranışlarını öğrenmektir. Bu amaçla tüketicilerin demografik ve sosyo-ekonomik özellikleri, risk algıları, fiyata duyarlılıkları, mağaza imajı algıları, mağazaya duydukları sadakatin ve süpermarketlerin uyguladıkları tutundurma stratejilerinin özel markalı ürünlere yönelik tutumları üzerindeki etkisi belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma yüz yüze anket yöntemi kullanılarak, 385 özel markalı ürün tüketicisi ile yürütülmüştür. Bu amaçla Giresun il merkezi . . .nde anket uygulaması yapılmıştır. Sonuçlar tablolar halinde verilmiş ve çeşitli değişkenlerin birbirlerinden bağımsız olup olmadığı Chaid analizi ile test edilmiştir. Sonuç olarak, tüketicilerin özel markalı ürünlere yönelik tutumlarında demografik ve sosyo-ekonomik özelliklerinin bir kısmı ile bazı algısal boyutların etkili olduğu bulgusu elde edilmiştir. The aim of this study is to learn the buying behaviors the customers with the help of identifying the factors affecting the customers’ buying process of private label products. With this purpose, in addition to the effects of demographic and socio-economic characteristics of consumers; the effects of their perceptional behaviors of risk averseness, price consciousness, store image, store loyalty and promotion strategies on private label attitude is tried to be determined. A self administrated questionnaire was applied to sample of 385 grocery shoppers. For doing the analysis a survey was conducted through in Giresun center. The data results have been provided as tables and been tested to see, whether the various variables are independent from each other or not, by the test of “Chaid”. Finally, it is found that some demographic and socio-economic characteristics of consumers, together with their perceptional behaviors influence their attitude towards private label products Daha fazlası Daha az

Germinal ile Mükellefyet ve Göl Dağı Romanları üzerine karşılaştırmalı bir çözümleme

Baştürk, Mehmet

Article | 2014 | Avrasya Etüdleri2 ( 46 ) , pp.167 - 191

Natüralizmin kurucusu ve en önemli temsilcisi kabul edilen Emile Zola’nın 1885’te yayımladığı Germinal, kömür madencilerinin çalışma şartlarını ve yaşamlarını gerçekçi bir dille aktaran, dünya klasiği olmuş, önemli romanlardan biridir. Germinal ile karşılaştırmalı değerlendirilecek Mükellefyet ve Göl Dağı romanlarının yazarı Metin Köse’dir. Zonguldaklı yazar, romanlarında “mükellefyet” kanunuyla Zonguldak köylülerinin kömür ocaklarında zorla çalıştırılmasını anlatır. Mükellefyetin ilki 1867-1888 yılları arasında Osmanlı döneminde, ikincisi ise İkinci Dünya Savaşı yıllarını içeren 1940-1948 yılları arasında Cumhuriyet döneminde uygul . . .anır. Köse, içinde bin bir trajediyi barındıran kanun zoruyla çalıştırmanın ilkini Mükellefyet’te ikincisini de Göl Dağı’nda işler. Bu çalışmada Emile Zola’nın Germinal adlı romanı ile Metin Köse’nin Mükellefyet ve Göl Dağı romanları eklektik bir yöntemle madencilerin zorlu yaşam koşulları / çaresizlikleri, sınıf farklılığı, isyan / grev konuları bakımından karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Bahsi geçen konulardaki benzerlikler, farklılıklar ve bunların sebepleri üzerinde durulmuştur. Germinal, published in 1885, by Emile Zola who is accepted as founder and the most signifcant representative of Naturalism is one of the signifcant world’s classics novels which relays the working conditions and lives of coal miners by using a realist language. Metin Köse is the author who is evaluated by comparing his Mükellefyet and Göl Dağı with Germinal. The author, is from Zonguldak, tells running the villagers in Zonguldak in coal mines forcibly by law of “liabil- ity” (mükellefyet). The frst liability law is applied during The Ottoman period between 1867 -1888; second one is applied during Republic period, which in- volves Second World War years, between 1940 -1948. Köse discusses the frst forcibly running by law involving many tragedies in Mükellefyet, second one in Göl Dağı. In this study, Germinal by Emile Zola and Mükellefyet and Göl Dağı by Metin Kose are comparatively analysed by an eclectic method in regard to the subjects such as “hard life conditions / despairs, class differences, rebellion / strike of miners”. The aforementioned similarities, differences and the reasons of all are emphasized Daha fazlası Daha az

Evaluation of social and demographic characteristics of incest cases in a university hospital in Turkey

Yildirim A. | Ozer E. | Bozkurt H. | Ozsoy S. | Enginyurt O. | Evcuman D. | Yilmaz R.

Article | 2014 | Medical Science Monitor20 , pp.693 - 697

Background: Incest is defined as any sexual activity between close blood relatives including step relatives and family members who are forbidden by law to marry. It is a problem that can be seen in all the social classes in developed and undeveloped societies. The World Health Organization classifies this problem as a silent health emergency. Father-daughter incest is reported to be the most common incest type followed by the other types like brother- sister, sister-sister and mother-son incest. Material/Methods: Subjects for this study were recruited from a sample of incest cases referred to Forensic Medicine Department of Gaziosma . . .npasa University Medical Faculty Hospital between 2008 and 2012. Data involved social and demographic characteristics and clinical features of victims, perpetrators and the families. The ethical committee of the faculty of medicine approved the study. Results: The study sample consisted of 43 incest cases (36 females and 7 males) with an age rage 4-40 years. Two third of the victims were under 18 years old. All perpetrators were males. Father - daughter incest (34.9%) was found to be most common incest type followed by brother - sister incest (14%). 75% of the perpetrators were family members and relatives with consanguinity while 25% of them were not consanguineous but faithful and intimate relatives to victims. Conclusions: Increasing awareness about incest and its damaging effects is so important and clinicians should keep in mind sexual abuse or incest when examining the risky population. Multidisciplinary approach is necessary for determining short term or long term results and preventing the negative consequences of incest. © Med Sci Monit, 2014 Daha fazlası Daha az

Development of a New Push-Pull Direct Tensile Strength Testing Apparatus (PPTA)

Unlu, Tugrul | Yilmaz, Ozgur

Article | 2014 | GEOTECHNICAL TESTING JOURNAL37 ( 1 ) , pp.693 - 697

Since direct tensile testing is time-consuming and expensive, the Brazilian test may overestimate the tensile strength of rocks because of its biaxial stress instead of the uniaxial tension condition, an alternative testing method is required to determine tensile strength of intact rock samples. The aim of this paper is to introduce a new push-pull tensile testing apparatus (PPTA), which can be used for determining direct tensile strength of cylindrical intact rock specimens. The PPTA introduces a new clamping mechanism that can also be utilized for the determination of conventional direct tensile strength of intact rock specimens. . . .During the study, direct tensile tests and indirect Brazilian tests were carried out using rock specimens and artificial rock specimens that were made by using graded river sand, cement, and water mixtures to compare results obtained from the PPTA tests. Results of the experimental study have shown that there is a good correlation between the results obtained from the direct tensile tests and the PPTA. In addition, elastic and elasto-plastic numerical modeling studies were also carried out using the three-dimensional finite difference method (FLAC 3-D) to investigate stress development within rock sample during testing and failure initiation. Results of the modeling studies showed that failure of the core sample is due to maximum principal tensile stresses and crack initiation starts from the outer periphery of the core and propagates inside the center, which is an acceptable failure mode for direct tensile testing. Finally, results of the experimental and numerical studies have shown that pushpull tensile testing apparatus (PPTA) is a practical and reliable tool for determining direct tensile strength of intact rocks. Because it does not require sample preparation, it can easily be used either in laboratory or in situ Daha fazlası Daha az

Akut inferior miyokard enfarktüsü sonrası içerisinde trombüs içeren sol ventrikül inferobazal gerçek anevrizma

Kalaycı, Belma | Kalaycı, Süleyman | Aktop, Ziyaeddin

Other | 2014 | MN Kardiyoloji21 ( 3 ) , pp.161 - 161

İlköğretim çağında vergi algısının incelenmesi: Zonguldak İli örneği

Çelik, Kadir | Eroğlu, Onur

Article | 2014 | Çankırı Karatekin Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi4 ( 2 ) , pp.301 - 326

Bu çalışmanın amacı, Zonguldak İli’ndeki ilköğretim öğrencilerinin vergi algısını ve vergi algılamasını etkileyen faktörleri belirlemektir. Bu amaca ulaşabilmek için öğrencilerin demografik özelliklerini ve vergi algılamasını değerlendiren anket kullanılmıştır. Anket, Zonguldak’ın merkez ve çevre ilçelerindeki okulların 4.,5.,6.,7, ve 8. sınıflarında okuyan toplam 766 öğrenciye uygulanmıştır. Veriler, frekans analizi ve çapraz tablolarla yorumlanmıştır. Çalışmada öğrencilerin yarısının vergi kavramını tanımlayamadıkları saptanmıştır. Öğrencilerin vergi kavramına ilişkin bilgileri en sık ailelerinden öğrendikleri belirlenmiştir . Çal . . .ışmada ayrıca öğrencilerin yarısı vergi alınmasını doğru olmadığını ve vergi vermeyi istemediğini belirtmiştir . Elde edilen bulgular öğrencilerin vergi algısının yetersiz olduğunu göstermiştir. The aim of this study is to determine the tax perception of primary school students in Zonguldak province and the factors that influence same. It has been used a questionnaire assessing students' demographic characteristics and tax perception. A questionnaire has been conducted with a total of 766 students studying in the 4th , 5 th , 6th , 7 th and 8 th classes of the schools in the central and peripheral districts of Zonguldak. The data obtained were interpreted by frequency analysis and cross tables. In this study, it was revealed that half of the students did not know the concept of tax. It was determined that students the most common learned from family the information on the concept of the tax. Also, half of the students stated that collecting taxes is wrong and they do not want to pay taxes . The obtained findings showed that students' tax perception is inadequate Daha fazlası Daha az

%5.25 Sodyum hipoklorit ile setrimit ve polipropilen glikol içeren sodyum hipokloritin pH düzeylerinin incelenmesi

Güler, Buğra | Özyürek, Taha | Bodrumlu, Emre | Giardino, Luciano

Article | 2014 | Acta Odontologica Turcica31 ( 3 ) , pp.140 - 142

AMAÇ: Bu çalışmanın amacı, %5.25 sodyum hipoklorit(NaOCl) ile setrimit ve polipropilen glikol içeren NaOCl'ninpH değerlerinin 1, 2, 5 ve 7 gün zaman aralıklarında değerlendirilmesidir.GEREÇ VEYÖNTEM: %5.25 NaOCl ve setrimit ile polipropilenglikol içeren NaOCl solüsyonları, 1'er mL hacimlerde 1.5mL'lik Eppendorf tüplere ayrı ayrı koyuldu. Değişik zamanaralıklarında (1, 2, 5 ve 7 gün) pH değerleri pH-metre ile ölçüldü. Ölçümler her bir örnek için 3 kez tekrarlanarak ortalama değerler kaydedildi. Her ölçüm öncesi pH-metrekalibre edildi.BULGULAR: Setrimit ile polipropilen glikol içeren NaOCl karışımının pH değerleri, %5.25 NaOCl'ye göre . . . istatistikselolarak anlamlı şekilde daha yüksek çıktı (p0.05). Setrimit ve polipropilen glikol içeren sodyum hipokloritin 1.ve 7. günlerdeki pH değerleri sırasıyla, 12.67±0.25 ve12.65±0.30 iken; %5.25 NaOCl'nin aynı günlerdeki pH değerleri sırasıyla, 11.98±0.22 ve 11.95±0.24 olarak saptandı.SONUÇ: Sonuç olarak setrimit ve polipropilen glikol içerenNaOCl solüsyonunun pH değeri, %5.25 NaOCl solüsyonuna göre daha yüksek bulundu. OBJECTIVE: The aim of this study was to evaluate the pH of%5.25 sodium hypochlorite (NaOCl) and NaOCl with cetrimide and polypropylene glycol at 1, 2, 5 and 7 days.MATERIALS ANDMETHOD: One mL of %5.25 NaOCl and NaOClwith cetrimide and polypropylene glycol solutions wereadded into 1.5 mL Eppendorf tubes. The pH values wererecorded with a pH-meter at different time intervals (1, 2, 5and 7 days). Measurements were repeated 3 times andaverage values were recorded. The pH-meter was calibrated before each measurement.RESULTS: The pH value of NaOCl with cetrimide and polypropylene glycol solution was significantly higher compared with the NaOCl solution (p0.05). The pH values of NaOCl with cetrimideand polypropylene glycol were 12.67±0.25 and 12.66±0.30at 1. day and 7. days, respectively, and the pH values ofNaOCl were 11.98±0.22 and 11.94±0.24 at 1. day and 7.days, respectively Daha fazlası Daha az

PLATELETTEN ZENGİN PLAZMA VE BÜYÜME FAKTÖRLERİNİN KEMİK İYİLEŞMESİ ÜZERİNE OLAN ETKİLERİ

Çakır, Melih | Durmuşlar, M. Cenk

Article | 2014 | Atatürk Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dergisi24 ( 2 ) , pp.336 - 342

PRP (Platelet Rich Plasma-Plateletten Zengin Plazma) yüksek platelet konsantrasyonu içeren otojen plazma olarak tanımlanmaktadır. Çeşitli kemik greft materyalleriyle beraber kullanılabilmekte ve kemik iyileşmesini hızlandırabilmektedir. PRP 1998'de Marx ve arkadaşlarının hazırladığı ve dönüm noktası olarak kabul edilen makale ile oral ve maksillofasiyal cerrahlar arasında popüleritesini arttırmıştır. Geçtiğimiz yıllarda PRP oral ve maksillofasiyal cerrahide daha geniş kullanım alanı bulmuştur. PRP ve büyüme faktörleri nispeten yeni bir bilimsel alandır ve hazırlama yöntemleri, beraber kullanılabileceği greft, etki süresi gibi birçok . . . bilinmeyeni bulunmaktadır. Bu yüzden PRP ve büyüme faktörleri ile ilgili histolojik ve klinik çalışma yapılması gerekmektedir. Bu derlemenin amacı Plateletten Zengin Plazmanın ve içerdiği büyüme faktörlerinin kemik iyileşmesi üzerine olan etkilerini açıklamaktır. PRP(Platelet Rich Plasma) is defined as a volume of autologous plasma that has a high platelet concentration and various growth factors. İt can be used in combination with variety of bone grafting materials that might accelerate bone healing. PRP enjoyed great increase in popularity in the oral and maxillofacial surgery community after a publication of a landmark article by Marx et al in 1998. İn recent years PRP become extensively used in oral and maxillofacial surgery. PRP and growth factors is a relatively new research area and many factors like the ideal bone graft substitute to combine PRP or possible time of effect for PRP remain unclear. Therefore, more histologic and clinical studies on this field is required. The aim of this review is to describe the effectiveness of platelet rich plasma and growth factors on bone healing Daha fazlası Daha az

DİZ OSTEOARTRİT ŞİDDETİNİN YÜRÜYÜŞÜN KİNEMATİK PARAMETRELERİ ÜZERİNE ETKİLERİ

Taş, Serkan | Baki, Aysun | Erdoğanoğlu, Yıldız | Akbaş, Eda | Kınıklı, Gizem İrem | Erden, Zafer | Bayramlar, Y. Kezban

Article | 2014 | Türk Fizyoterapi ve Rehabilitasyon25 ( 3 ) , pp.100 - 106

Amaç: Bu çalışmanın amacı, diz osteoartritli bireylerin yürüyüşünde, hastalığın progresyonu içerisinde meydana gelen değişikliklerin 3-boyutlu yürüme analizi sistemleri ile araştırılıp sağlıklı bireylerle karşılaştırılmasıydı. Yöntemler: Çalışma gruplarına, Kellgren-Lawrence radyolojik skalasına göre Evre I-II ve III bilateral diz osteoartrit tanısı olan 41-65 yaşları arasında (54.02±6.58) toplam 45 birey (36 kadın, 9 erkek), sağlıklı kontrol grubuna 48-61 yaşları arasında (53.21±4.42) 14 sağlıklı birey (12 kadın, 2 erkek) dahil edildi. Çalışmaya dahil edilen bireylerin yürüyüşleri, 6 infrared ka- mera ve 2 kuvvet platformundan oluş . . .an Vicon Yürüme Analizi Sistemleri ile değerlendirildi. Sonuçlar: Sallanma fazında diz fleksiyon ve total diz fleksiyon hareket açıklığı parametrelerinde, Evre II ve III gruplarının değerlerinin kontrol grubunun değerlerine göre istatistiksel ola- rak anlamlı düzeyde azaldığı bulundu ( Daha fazlası Daha az

Boron and fluorine doped ZnO films obtained from zinc chloride precursor via chemical spray pyrolysis

Kerli S. | Alver U. | Tanrıverdi A. | Avar B.

Article | 2014 | Protection of Metals and Physical Chemistry of Surfaces50 ( 6 ) , pp.797 - 802

Both boron (1, 2 and 3 at %) and fluorine (1, 3, 5 and 7 at %) doped zinc oxide thin films (ZnO:B:F) were fabricated using zinc chloride precursor by airbrush spray pyrolysis technique on glass substrates. X-ray diffraction (XRD) measurements show that all ZnO:B:F films have hexagonal wurtzite structure with a preferential growth along the [0 0 2] direction on glass substrates. Scanning electron microscope (SEM) results show that the morphologies of all doped films have a regular hexagonal shape. The optical measurements reveal that ZnO:B:F films have a direct band gap and optical energy gaps are increasing with boron and fluorine c . . .oncentration. The optical transmittance of B and F doped ZnO films is measured very low due to columnar structure of prepared films. Moreover, it has been observed that the doping of ZnO films with boron and fluorine decreases the electrical resistance, and the lowest resistances of films were observed at 1%B–3%F and 2%B–3%F concentrations. © 2014, Pleiades Publishing, Ltd Daha fazlası Daha az

Radyosonda ve GPS Verileri ile Elde Edilen Yoğuşabilir Su Buharı Değerlerinin Karşılaştırılması

Gürbüz, Gökhan | Mekik, Çetin | Deniz, İlke | Rozsa, Szabolcs

Article | 2014 | Harita Teknolojileri Elektronik Dergisi6 ( 3 ) , pp.32 - 39

GPS alıcıları taşınabilir, ekonomik ve hava koşullarından etkilenmeden ölçüm yapabildiğinden, hava tahmini için önem taşıyan yoğuşabilir (yağışa dönüşebilir) su buharı miktarı (PWV) ve toplam zenit gecikmesi (ZTD) belirlemede kullanılan değerli bir yöntemdir. GPS gözlemleriyle, radyosonda verilerinde olduğu gibi nem profili çıkartılamaz. Bununla birlikte, radyosondalar ile günde sadece iki kez ölçüm yapılabilirken, GPS ile sürekli ve otomatik olarak gözlem yapılabilmesi bir üstünlük kabul edilebilir. Bu sebeple GPS sinyalleri ile yoğuşabilir su buharı miktarı belirlenmesinde kullanılan troposferik gecikme modelleme yöntemleri sürekl . . .i olarak geliştirilmektedir. Troposferik modellerde olduğu gibi Global İzdüşüm fonksiyonu (GMF) ve Vienna İzdüşüm Fonksiyonu [1] (VMF1) gibi izdüşüm fonksiyonlarında da atmosferik parametrelere ihtiyaç duyulmaktadır. Günümüzde en yüksek doğruluklu zenit gecikmeleri bu iki izdüşüm fonksiyonu ile hesaplanabilmektedir. GMF ve VMF1 izdüşüm fonksiyonlarının yanı sıra Niell İzdüşüm Fonksiyonu da akademik çalışmalarda sık sık kullanılmaktadır. Geçmiş çalışmalarda radyosonda analiz algoritmasına dayanan ve toplam sekiz radyosonda istasyonundan altısına ait veriler değerlendirilerek Türkiye için yüzey sıcaklığı, ağırlıklı ortalama sıcaklık ve yoğuşabilir su buharı miktarını hesaplayan bir Tm modeli geliştirildi [2]. Bu çalışmada ise Ankara (GANM) ve İstanbul (GISM)'e kurulan sürekli ölçüm yapan GPS alıcılarından elde edilen veriler Niell İzdüşüm Fonksiyonu kullanılarak BERNESE v5.0 [3] yazılımından ve Global Basınç ve Sıcaklık (GPT) ampirik modeli ile [4] tarafından geliştirilen Tm modeli kullanan Gamit/GLOBK [5] yazılımı ile değerlendirilmiştir. Bu değerler, radyosonda analiz algoritmasının ve geliştirilmiş Tm modelinin doğruluğunu, güvenilirliğini gözlemlemek ve geliştirmek için, radyosonda analiz algoritmasından elde edilen değerler ve gerçek radyosonda değerleri ile karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak, bu çalışmada kullanılan tüm değerlendirme yöntemleriyle PWV değerleri radyosonda doğruluğuna göre ±1-2 mm ile hesaplanmıştır. Bu sebeple çoğu Avrupa ülkesinde olduğu gibi Türkiye'de de PWV değerlerinin elde edilmesinde zamansal çözünürlük açısından daha güçlü olan GPS sisteminin kullanılmaya başlanması gerekmektedir. Algoritmanın ve Tm modelinin geliştirilmesi amacıyla değerlendirmeye katılmamış son iki radyosonda istasyonundan alınan veriler kullanılarak algoritma daha da güçlendirilecektir. GPS receivers are an attractive source of total zenith delay (ZTD) and precipitable water vapor (PWV) data for weather prediction since they are portable, economic and provide measurements that are not affected by weather conditions. They cannot provide a humidity profile as radiosondes can, however they have the advantage of producing automated continuous data as opposed to operational radiosondes usually providing two measurements in a day. Therefore, tropospheric delay modeling methods for estimating precipitable water vapor using GPS signals are being developed frequently in the world. As with all tropospheric models, mapping functions also need atmospheric parameters such as Global Mapping Function (GMF) and Vienna Mapping Function (VMF1). Today the tropospheric model with the highest accuracy can be computed with these two models. Apart from GMF and VMF1, Niell Mapping Function is also being often used in academic studies. In previous studies, a regional Tm model based on a radiosonde analysis algorithm [2] has been developed, and computes the surface temperature, the weighted mean temperature and precipitable water vapor using radiosonde data. In this study, PWV values obtained from radiosonde profiles and the ones derived from continuously operating GPS observations processed both with BERNESE v5.0 using Niell Mapping Function and Gamit/GLOBK using empirical model Global Pressure and Temperature (GPT) and Tm model developed by [4] are compared with the values computed from radiosonde analysis algorithm to improve the accuracy and reliability of the algorithm Daha fazlası Daha az

Algılanan Hizmet Kalitesi Ölçüm Modelleri İle İlgili Yazın Taraması

Erdoğan, Evrim | Aksoy, Ramazan

Article | 2014 | TİSK Akademi9 ( 17 ) , pp.156 - 185

Hizmet sektörünün öneminin artmasıyla birlikte hizmet kalitesi tanımlanması ve hizmet kalitesinin ölçülmesi gerek uygulamacılar, gerek teorisyenler ve gerekse yöneticiler açısından önemli bir konu haline gelmiştir. Müşteri sadakati, müşteri memnuniyeti, hizmet performansı, maliyet avantajı ve hizmet performansının arttırması hizmet işletmeleri açısından bu modellerin önemini de arttırmaktadır. Bu konuda yapılan araştırmalar artarak devam etmektedir. Literatürde yaygın kullanım alanları bulmuş modellerin yanında hizmetin özellikleri, durum, zaman, ihtiyaç vb. faktörlere dayanan farklı modeller bulunmaktadır. Bu çalışmada hizmet kalit . . .esi ile ilgili modeller incelenerek bu modellere dikkat çekilerek uygulamacı ve araştırmacılara hizmet kalitesine farklı modellere dayalı ölçümler için önayak olabilecek yazın taramasını içermektedir. With the increasing importance of the service sector; deŞ ning service quality and measuring the service quality have become an important issue for both practitioners, theorists and managers. Because of its strong impact on customer loyalty, customer satisfaction, service performance, cost-effectiveness; the importance of these models is increasing. Research on this subject continues to increase. In addition to models which has widespread use, the review of various service quality model revealed that the service quality outcome and measurement is dependent on type of service setting, situation, time, need etc factors. This study examined the quality of service models literature for practitioners and researchers in drawing attention to these models based on different models for measuring service quality Daha fazlası Daha az

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında yükümlülüklerimiz ve çerez politikamız hakkında bilgi sahibi olmak için alttaki bağlantıyı kullanabilirsiniz.

creativecommons
Bu site altında yer alan tüm kaynaklar Creative Commons Alıntı-GayriTicari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Platforms