Filtreler
Filtreler
Bulunan: 41 Adet 0.003 sn
Koleksiyon [11]
Tam Metin [2]
Yayın Türü [3]
Yazar [20]
Yayın Yılı [10]
Konu Başlıkları [20]
Yayıncı [6]
Yayın Dili [2]
Dergi Adı [20]
Nuclear morphometric analysis in gastrointestinal stromal tumors:A preliminary study

Özdamar, Şükrü Oğuz | Bektaş, Sibel | Özdamar, Sevim Erdem | Gedikoğlu, Gökhan | Gün, Banu Doğan | Bahadır, Burak

Other | 2007 | Turkish Journal of Gastroenterology18 ( 2 ) , pp.71 - 76

Amaç: Gastrointestinal stromal tümörler, mezenkimal neoplazmlar içinde yer alan özel bir tümör grubudur. Bu çalışmada, gastrointestinal stromal tümörlerin histomorfolojik ve immünhistokimyasal özellikleri, nükleer morfometrik analiz sonuçları ile karşılaştırılmıştır. Yöntem: Dokuzu benign ve 13’ü malign davranış gösteren 22 gastrointestinal stromal tümörün hematoksilen- eosin boyalı kesitlerinde, bilgisayar destekli görüntü analiz programı kullanılarak, ortalama nükleer alan, ortalama nükleer yuvarlaklık faktörü, ortalama nükleer elipslik indeksi, ortalama nükleer uzunluk ve ortalama nükleer perimetre ölçülmüştür. Morfometrik analiz . . . sonuçları, tümörlerin davranış, boyut, mitoz sayısı, nekroz varlığı, immünhistokimyasal olarak p53 ve proliferating cell nükleer antijen ekspresyonları ile karşılaştırılmıştır. Bulgular: Tümör nekrozu ile ortalama nükleer yuvarlaklık faktörü, ortalama nükleer elipslik indeksi, ortalama nükleer uzunluk ve ortalama nükleer perimetre arasında arasında anlamlı ilişki saptanmıştır ( Daha fazlası Daha az

Fibrin Glue ve Siyanoakrilatın Maksiller Sinüs İçerisindeki Histopatolojik Etkileri

Sarıkaya, Selda | Bişkin, Sultan | Damar, Murat | Uğur, Mehmet Birol | Sakallı, Erdal | Bektaş, Sibel

Article | 2016 | Türk Otorinolarengoloji Arşivi54 ( 2 ) , pp.63 - 68

Amaç: Fibrin glue (FbGl) ve siyanoakrilatın (CyAc) maksiller sinüs mukozası üzerine histopatolojik etkilerini karşılaştırmak. Yöntemler: Çalışmaya 20 adet tavşan alındı ve her biri 10 adet olan iki gruba ayrıldı. Her iki grubun sağ maksiller sinüslerinde oluşturulan cerrahi defektleri birinci grupta (Grup 1) FbGl kullanılarak ikinci grupta (Grup 2) ise CyAc kullanılarak tedavi edildi. Her iki grubun sol maksiller sinüsleri steril salin solüsyonu ile tedavi edilerek kontrol grubu (Grup 3) olarak kullanıldı. Siyanoakrilat uygulanan ve çalışma sırasında ölen bir tavşan çalışma dışında bırakıldı. Postoperatif 21. gün bütün tavşanlar sak . . .rifiye edildi. Her üç grubun maksiller sinus mukozasında histopatolojik olarak inflamasyon ve fibrozis yaygınlığı, yabancı cisim reaksiyonu, silia kaybı, mukoza altındaki kemikte osteogenezis artışı ve seröz gland kaybı oranları değerlendirildi. Bulgular: Her üç grup karşılaştırıldığında Grup 1(FbGl) istatistiksel olarak diğer iki gruptan daha yüksek oranda anlamlı inflamasyona ( Daha fazlası Daha az

Maksiller sinüste malign fibröz histiositom ve üç boyutlu görüntülemenin önemi: Olgu sunumu

Evren, Cenk | Uğur, M.Birol | Çınar, Fikret | Çorakçı, Serkan | Bektaş, Sibel | Özdamar, Şükrü Oğuz | Erdem, C. Zuhal

Article | 2010 | Haseki Tıp Bülteni48 ( 4 ) , pp.156 - 159

Malign fibröz histiositom (MFH) agresif, yüksek gradeli bir sarkomdur. Baş ve boyun bölgesinde nadir görülür. Teşhisi immünohistokimyasal yöntemlere dayanmaktadır. 81 yaşında erkek hasta kliniğimize sol maksiller sinüste kitle ve diş ağrısı ile sevk edildi. Burun tıkanıklığı, burun kanaması veya anosmi yoktu. Hastaya orbital içeriği koruyarak sol total maksillektomi uygulandı. Ameliyat sonrası beşinci ayda hastada herhangi bir nüks ya da uzak metastaz izlenmedi. Üç boyutlu bilgisayarlı tomografi çevre dokuların tutulumunu gösterme açısından çok değerlidir. (Haseki Tıp Bülteni 2010; 48: 156-9) Malignant fibrous histiocytoma (MFH) is . . .a high-grade and aggressive sarcoma. It is relatively rare in the head and neck region. Itsdiagnosis is based on immunohistochemical stains. An 81-year-old male patient was referred to our clinic with a mass in the left maxillary sinus and toothache. He did not have any nasal obstruction, epistaxis or anosmia. The patient received a total left maxillectomy with preservation of the orbital contents. Five months after the surgery, the patient was clinically well without any evidence of local recurrence or distant metastasis.Three-dimensional computed tomography is valuable in the detection of involvement of surrounding tissues. (The Medical Bulletin of Haseki 2010; 48: 156-9 Daha fazlası Daha az

Histological subgroups in classic kaposi sarcoma: A preliminary study

Kandemir, Nilüfer Onak | Gün, Banu Doğan | Barut, Figen | Yurdakan, Gamze | Bahadır, Burak | Bektaş, Sibel | Gün, Mustafa | Keser, Sevinç Hallaç | Özdemir, Nagehan | Özdamar, Şükrü Oğuz

Article | 2010 | TURKDERM-TURKISH ARCHIVES OF DERMATOLOGY AND VENEROLOGY44 ( 2 ) , pp.73 - 78

Background and Design: Kaposi sarcomas (KS) are vascular tumors with a low malignant potential which include overlapping infectious, immunologic, and neoplastic processes. Recently, many histological subtypes have been defined. Material and Method: In the present study, 151 cutaneous classic KS lesions in 56 patients were retrospectively evaluated with regard to histological subtypes. Determination of the subtypes was based on the predominant histopathological component in the lesion. We examined changes in epidermis and dermis along with intratumoral inflammatory response characteristics in the lesions. By defining histopathologica . . .l variants of the cases, differences regarding subtypes were investigated. Results: Cases that bear the ordinary characteristics of KS and those that can not be classified otherwise, comprised 82..8% of the study group. Twenty-six cases showed consistency with the subtypes outlined in the literature in terms of their histopathological properties. The most common histological subtype was the lymphangiectatic variant in 7.3% of the cases. Bullous (2.6%), lymphangioma like (2.6%), intravascular (2%), and pyogenic granuloma like (2%) variants were less common. The most uncommon histological subtype was micronodular (0.6%) type. Lymphangiectatic, bullous, intravascular, and pyogenic granuloma like variants were frequently observed in the nodular stage of KSs. Lympangioma like changes were seen to be present in the early KS lesions. Lymphangiectatic type was oftenly associated with bullous component, whereas pyogenic granuloma like type demonstrated superficial ulceration and intense inflammatory response. Lymphangioma like and intravascular types exhibited a characteristic appearance, while other variants were accompanied by components belonging to different subtypes. Conclusion: In KS, histopathological subtypes can develop as a result of different pathological processes. The next stage of the current study, which is one of the largest case series in the literature, will be investigation of the clinical and prognostic characteristics of the variants. (Turkderm 2010; 44: 73-8 Daha fazlası Daha az

Ectopic pancreas associated with choledochal cyst and multiseptate gallbladder

Bahadır, Burak | Özdamar, Şükrü | Gün, Banu D. | Bektaş, Sibel | Numanoğlu, Kemal Varın | Kuzey, Gamze M.

Article | 2006 | Pediatric and Developmental Pathology9 ( 4 ) , pp.312 - 315

Congenital choledochal cyst is a rarely seen malformation of childhood, particularly when associated with multiseptate gallbladder or ectopic pancreas. The current case represents a 15-day-old boy with jaundice. Ultrasonography suggested a cystic lesion, probably of the common bile duct. The patient underwent a total excision of type I choledochal cyst and gallbladder with Roux-en-Y anastomosis, and a wedge biopsy from the liver. Gross examination revealed multiple septa dividing the gallbladder into multiple compartments. The outer and inner surfaces of the choledochal cyst were unremarkable. Microscopically, the cyst wall was comp . . .osed of dense fibrous tissue with a single layer of cubic to columnar cells constituting the overlying epithelium. Serial sections incidentally revealed ectopic pancreatic tissue lying along the cyst wall characterized by acini, islets, and ductal structures with endocrine cells reactive for chromogranin A. Septa dividing the gallbladder were composed of fibrotic stalks containing smooth muscle fibers. Areas of papillary hyperplasia and intestinal metaplasia of gallbladder epithelium were also noted. The liver biopsy specimen demonstrated the presence of intrahepatic bile ducts, subsequently confirmed by cytokeratin 7. To our knowledge, this case represents the 1st one associated with these 3 entities and only the 2nd choledochal cyst with ectopic pancreatic tissue in its wall. © 2006 Society for Pediatric Pathology Daha fazlası Daha az

Uterine lipoleiomyoma: Review of literature and two case reports

Onak, Nilüfer Kandemir | Barut, Figen | Bektaş, Sibel | Bahadır, Burak | Doğan, Banu Gün | Kökten, Neslihan | Gökçe, Havva

Article | 2011 | GORM:Gynecology Obstetrics & Reproductive Medicine17 ( 1 ) , pp.55 - 58

Lipoleiomyom, matür adipöz doku ve düz kas komponenti içeren, nadir görülen mezenkimal bir neoplazmdır. Tüm uterin lei omyomlar içerisinde görülme sıklığı %0,03-0,2 arasında değişmektedir. Bu çalışmada iki lipoleiomyom olgusu klinik, histopatolojik ve etiyopatogeneze yönelik bilgiler eşliğinde sunulmuş tur. İlk olgu 59 yaşında, postmenopozal kanama yakınması ile başvuran kadın hasta olup, myoma uteri klinik tanısı ile histerektomi operasyonu uygulanmıştır. İkinci olgu, postkoital kanama yakınması ile başvuran 45 yaşında kadın hastadır. Uterin serviks yerleşimli polipoid lezyon eksize edilmiştir. Her iki olguya ait operasyon materyal . . .lerinin histopatolojik incelemesinde değişen oranlarda adipöz doku ve düz kas komponenti içeren, ilk olguda intramural, ikinci olguda submukozal yerleşimli lipoleiomyom saptanmıştır. Leiomyomlarda düz kas hücreleri yanı sıra diğer heterolog elemanların görülmesi nadirdir. Adipöz dokunun %10’dan fazla olması lipoleiomyom tanısını akla getirmelidir. Lipoleiomyoma is uncommon mesenchymal neoplasm which contains mature adipose tissue and smooth muscle components. Its prevalence among all uterine leiomyomas varies between 0,03-0,2% . In the current study, we present two lipoleiomyoma cases alongside clinical and histopathological data as well as information on etiopathogenesis. The first case was a 59-year-old female patient presented with postmenopausal hemorrhage and she was subjected to hysterectomy upon clinical diagnosis of myoma uteri. Second case was a 45-year-old woman who presented with postcoital hemorrhage. Polypoid lesion which had a uterine cervix localization was excised. Histopathological examination of the operation materials belonging to these two cases, revealed intramural (first case) and submucosal (second case) lipoleiomyoma, both of which had a varying degree of adipose tissue and smooth muscle components. In leiomyoma cases, detection of other heterologous components alongside smooth muscle cells, is an uncommon event. Presence of an adipose tissue higher than 10%, should indicate lipoleiomyoma Daha fazlası Daha az

The usefulness of cytokeratin-19 immunohistochemistry in the differential diagnosis of papillary thyroid carcinomas

Barut, Figen | Bektaş, Sibel | Bahadır, Burak | Kandemir, Nilüfer Onak | Sönmez, Arzu | Keser, Sevinç | Karadayı, Nimet

Proceedings | 2007 | VIRCHOWS ARCHIV451 ( 2 ) , pp.267 - 267

WOS: 000249454600460

Tükürük bezi kitlelerinde ince iğne aspirasyon sitolojisi

Bektaş, Sibel | Barut, Figen | Bahadır, Burak | Çınar, Fikret | Özdamar, Şükrü Oğuz

Article | 2008 | Türk Patoloji Dergisi24 ( 3 ) , pp.153 - 158

Amaç: Çalışmamızda, tükürük bezinde kitle oluşturan hastalıkların tanısına ince iğne aspirasyon sitolojisinin (İİAS) katkısı, olgulara ait biyopsi tanıları ile birlikte değerlendirilerek sunulmuştur. Materyal ve Metod: 2004-2007 tarihleri arasında, Anabilim Dalı'mızda değerlendirilmiş olan 43 olguya ait tükürük bezi İİAS materyali ile bu olgulardan 19'una ait eksizyon materyali gözden geçirilmiştir. Bulgular: İİAS'lerinin 32'si (%74.4) benign, 5'i (%11.6) malignite şüphesi, 2'si (%4.7) malign ve 4'ü (%9.3) yetersiz olarak tanı almıştır. Eksizyon materyali bulunan 19 olgunun (%44) sitolojik ve histopatolojik tanıları karşılaştırıldığ . . .ında; sitolojik olarak benign tanısı verilen 13 olgudan 7'si pleomorfik adenom, biri Warthin tümörü, biri malign potansiyelli miyoepitelyal neoplazi, biri mukoepidermoid karsinom, biri parotis-içi lenf nodu, ikisi ise iltihabi süreç olarak tanı almıştır. İİAS'nde malignite şüphesi tanısı alan 4 olgudan biri histopatolojik olarak malign lenfoma, diğer üçü ise skuamöz hücreli karsinom tanılarını almıştır. İİAS'nde yetersiz olarak tanı alan 2 olgunun biri histopatolojik olarak pleomorfik adenom, diğeri ise inflamatuvar süreç olarak tanı almıştır. Çalışmamızda İİAS'nin tanısal doğruluk, duyarlılık ve seçicilik oranları sırasıyla %88, %66.6 ve %100 olarak bulunmuştur. Sonuç: İİAS tükürük bezi kitlelerinde kolay uygulanabilir ve yüksek tanısal değeri olan bir yöntemdir. Aim: In this study, contribution of fine needle aspiration cytology (FNAC) in the diagnosis of salivary gland diseases forming mass was presented by correlation with biopsy diagnoses. Material and Methods: FNAC materials of salivary glands from 43 cases and excision materials from 19 cases evaluated between 2004 and 2007, in our department were reviewed. Results: FNAC diagnosis were as follows; 32 (74.4%) benign, 5 (11.6%) suspicious for malignancy, 2 (4.7%) malign and 4 (9.3%) insufficient for evaluation. When cytological and histopathologic diagnosis of 19 (44%) cases with excision material were compared, histopathologic diagnosis of 13 cases with benign cytology were as follows: 7 cases of pleomorphic adenoma, one of Warthin's tumor, one of myoepithelial neoplasm with malign potential, one of mucoepidermoid carcinoma, one of intraparotid lymph node and two of inflammatory process. One of the four cases cytologically diagnosed as suspicious for malignancy by FNAC was malign lymphoma and other three cases were diagnosedas squamous cell carcinoma. One of the two cases described as insufficient in FNAC was diagnosed as pleomorphic adenoma and the other as inflammatory process. We found that the diagnostic accuracy, sensitivity and specificity were 88%, 66.6% and 100%, respectively. Conclusion: FNAC is an easily applicable method with high diagnostic value for salivary glands masses Daha fazlası Daha az

Management of fetal bronchogenic lung cysts: A case report and short review of literature

Bayar, Ülkü Özmen | Numanoğlu, Kemal Varın | Bektaş, Sibel | Sade, Hakan | Tatlı, Duygu

Article | 2010 | Case Reports in Medicine2010 , pp.153 - 158

Congenital malformations of the lung (CML) are rare with similar embryological and clinical spectra and could result in mortality if left untreated. Bronchogenic cysts are formed during the budding of the tracheal diverticula and ventral foregut in the embryological period. In this paper we want to present a case of bronchogenic cyst with continuous intrauterine cyst aspiration follow-up. After the baby birth was operated and the postoperative period was uneventful. The pathological examination revealed a bronchogenic cyst. Copyright © 2010 Ülkü Özmen Bayar et al.

Distribution of ovarian tumors in Zonguldak Karaelmas University Medical Faculty Hospital between 2001-2007 years

Barut, Figen | Kertiş, Gürkan | Barut, Aykut | Bektaş, Sibel | Gün, Banu Doğan | Bahadır, Burak | Yurdakan, Gamze | Özdamar, Şükrü Oğuz

Proceedings | 2007 | VIRCHOWS ARCHIV451 ( 2 ) , pp.494 - 494

WOS: 000249454601171

Malignant melanoma associated with congenital melanocytic nevus and diagnosed with intestinal metastases: two case reports

Kandemir, Nilüfer Onak | Bahadır, Burak | Bektaş, Sibel | Barut, Figen | Yurdakan, Gamze | Gün, Banu Doğan | Engin, Hüseyin

Article | 2011 | Turkish Journal of Gastroenterology22 ( 1 ) , pp.77 - 82

Konjenital melanositik nevüs, odontogenez sırasında ortaya çıkan ve nöral-krest’den gelişen hamartomatöz lezyonlardır. Bu çalışmada konjenital melanositik nevüsden gelişen ve gastrointestinal sistem metastazları ile bulgu veren iki malign melanoma olgusu sunulmaktadır. İlk olgu, plevral ve peritoneal efüzyon ile başvuran 71 yaşında kadın hasta olup, endoskopik incelenmede doudenumda nodüler lezyonlar saptanmış ve biyopsi yapılmıştır. Karın ağrısı yakınması ile başvuran ikinci olgu 36 yaşında erkek hasta olup, ileumda invajinasyonlara neden olan kitlesel lezyonlar nedeniyle segmenter ileal rezeksiyon uygulanmıştır. Lezyonların histop . . .atolojik incelemesinde tüm mukoza katlarını infiltre eden diffüz neoplastik infiltrasyon görülmüştür. Belirgin atipi ve pleomorfizm içeren neoplastik hücrelerde S-100, HMB-45 ve Melan A immünreaksiyon saptanmıştır. Her iki olguya, malign melanoma tanısı verilmiştir. İlk olguda karın derisinde, ikinci olguda ise femoral bölgede konjenital melanositik nevüs saptanmış ve histopatolojik incelemelerde bu lezyonların malign melanoma yönünde transformasyon gösterdiği belirlenmiştir. Gastrointestinal sistemde malign melanoma gelişimi primer veya metastatik kökenli olabilir. Kesin tanı daima ayrıntılı klinik, histopatolojik ve immünhistokimyasal incelemeleri gerektirir. Congenital melanocytic nevi are hamartomatous lesions that develop from the neural crest and arise during odontogenesis. In this report, we present two malignant melanoma cases developed from congenital melanocytic nevi and revealed by gastrointestinal system metastases. The first case was a 71-year-old female who presented with pleural and peritoneal effusion and underwent biopsy due to detection of nodular lesions in the duodenum by endoscopic examination. The second case was a 36-year-old male patient who presented with abdominal pain in whom segmental ileal resection was performed due to mass lesions causing invaginations in the ileum. Histopathological examination of the lesions showed a diffuse neoplastic infiltration comprising the entire mucosal layers. In neoplastic cells having a marked atypia and pleomorphism, immunoreactions with S-100, HMB-45, and Melan A were detected. Both cases were diagnosed as malignant melanoma. Abdominal skin in the first case and the femoral region in the second case exhibited congenital melanocytic nevi, and those lesions were determined to show a transformation towards malignant melanoma in the histopathological studies. Malignant melanoma development in gastrointestinal system may have a primary or metastatic character. Definitive diagnosis always requires detailed clinical, histopathological and immunohistochemical analyses Daha fazlası Daha az

Mast Cells and p53 Expression in Psoriasis Vulgaris

Barut, Figen | Bektaş, Sibel | Gün, Banu Doğan | Bahadır, Burak | Özdamar, Şükrü Oğuz

Article | 2011 | TURKIYE KLINIKLERI TIP BILIMLERI DERGISI31 ( 2 ) , pp.321 - 327

https://dx.doi.org/10.5336/medsci.2009-15903 https://hdl.handle.net/20.500.12628/2914

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında yükümlülüklerimiz ve çerez politikamız hakkında bilgi sahibi olmak için alttaki bağlantıyı kullanabilirsiniz.

creativecommons
Bu site altında yer alan tüm kaynaklar Creative Commons Alıntı-GayriTicari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Platforms