Filtreler
Filtreler
Bulunan: 45 Adet 0.002 sn
Koleksiyon [13]
Tam Metin [2]
Yayın Türü [3]
Yazar [20]
Yayın Yılı [9]
Konu Başlıkları [20]
Yayıncı [4]
Yayın Dili [2]
Dergi Adı [20]
Nuclear morphometric analysis in gastrointestinal stromal tumors:A preliminary study

Özdamar, Şükrü Oğuz | Bektaş, Sibel | Özdamar, Sevim Erdem | Gedikoğlu, Gökhan | Gün, Banu Doğan | Bahadır, Burak

Other | 2007 | Turkish Journal of Gastroenterology18 ( 2 ) , pp.71 - 76

Amaç: Gastrointestinal stromal tümörler, mezenkimal neoplazmlar içinde yer alan özel bir tümör grubudur. Bu çalışmada, gastrointestinal stromal tümörlerin histomorfolojik ve immünhistokimyasal özellikleri, nükleer morfometrik analiz sonuçları ile karşılaştırılmıştır. Yöntem: Dokuzu benign ve 13’ü malign davranış gösteren 22 gastrointestinal stromal tümörün hematoksilen- eosin boyalı kesitlerinde, bilgisayar destekli görüntü analiz programı kullanılarak, ortalama nükleer alan, ortalama nükleer yuvarlaklık faktörü, ortalama nükleer elipslik indeksi, ortalama nükleer uzunluk ve ortalama nükleer perimetre ölçülmüştür. Morfometrik analiz . . . sonuçları, tümörlerin davranış, boyut, mitoz sayısı, nekroz varlığı, immünhistokimyasal olarak p53 ve proliferating cell nükleer antijen ekspresyonları ile karşılaştırılmıştır. Bulgular: Tümör nekrozu ile ortalama nükleer yuvarlaklık faktörü, ortalama nükleer elipslik indeksi, ortalama nükleer uzunluk ve ortalama nükleer perimetre arasında arasında anlamlı ilişki saptanmıştır ( Daha fazlası Daha az

Primary intestinal diffuse large B-cell lymphoma forming multiple lymphomatous polyposis

Barut, Figen | Kandemir, Onak Nilüfer | Karakaya, Kemal | Kökten, Neslihan | Özdamar, Şükrü Oğuz

Article | 2011 | Turkish Journal of Gastroenterology22 ( 3 ) , pp.324 - 328

Multifokal ve atlamalı tutulum, primer gastrointestinal lenfomalar için oldukça nadir görülen bir gelişim paternidir. Klinik ve makroskopik özellikleriyle Crohn hastalığını taklit eden kaldırım taşı görünümü ile dikkat çeken bir ince barsağın multifokal diffüz büyük B hücreli lenfoma olgusu, klinik ve patolojik özellikleri ile beraber sunulmuştur. 25 yaşındaki erkek olgunun jejunoileal rezeksiyon materyalinde, arada sağlam görünümde mukoza alanları izlenen, en büyüğü 2,5 cm çapında olan, ülsere, serozayı da infiltre eden polipoid görünümde multipl lezyonlar izlendi. Mikroskopik incelemede, belirgin nükleollü, veziküler nükleuslu, ge . . .niş eozinofilik sitoplazmalı, pleomorfik, atipik karakterde lenfoid hücrelerden oluşmuş tümöral infiltrasyon gözlendi. Bu atipik hücrelerde vimentin, LCA, CD20, CD79a ile B hücre fenotipinde immün reaksiyon izlendi. Olguya, diffüz büyük B hücreli lenfoma tanısı verildi. Crohn hastalığı belirti ve bulguları ile başvuran hastalarda nadir de olsa bu antitenin olabileceği vurgulanmıştır. Multifocal and skip involvement is quite a rare developmental pattern for primary gastrointestinal lymphomas. A 25-year-old male patient with diffuse large B-cell lymphoma of the small intestine, with macroscopic features and clinical aspects imitating Crohn’s disease and attracting attention with cobblestone-like appearance, is presented herein together with the clinical and pathological features. Multiple ulcerated lesions were also observed infiltrating the serosa with polypoid appearance, 2.5 cm in largest diameter, within the resected jejunoileal specimen, which displayed patchy, healthy-appearing mucosal areas. In microscopic examination, a tumoral infiltration was observed comprised of pleomorphic, atypical lymphoid cells with abundant eosinophilic cytoplasm, marked nucleoli and vesicular nuclei. A B-cell phenotype immunoreaction was observed by vimentin, LCA, CD20, and CD79a in those atypical cells. The diagnosis of the case was diffuse large B-cell lymphoma.The possibility of the presence of this disorder, although rare, is emphasized here for patients applying to the hospital with the signs and symptoms of Crohn’s disease Daha fazlası Daha az

Maksiller sinüste malign fibröz histiositom ve üç boyutlu görüntülemenin önemi: Olgu sunumu

Evren, Cenk | Uğur, M.Birol | Çınar, Fikret | Çorakçı, Serkan | Bektaş, Sibel | Özdamar, Şükrü Oğuz | Erdem, C. Zuhal

Article | 2010 | Haseki Tıp Bülteni48 ( 4 ) , pp.156 - 159

Malign fibröz histiositom (MFH) agresif, yüksek gradeli bir sarkomdur. Baş ve boyun bölgesinde nadir görülür. Teşhisi immünohistokimyasal yöntemlere dayanmaktadır. 81 yaşında erkek hasta kliniğimize sol maksiller sinüste kitle ve diş ağrısı ile sevk edildi. Burun tıkanıklığı, burun kanaması veya anosmi yoktu. Hastaya orbital içeriği koruyarak sol total maksillektomi uygulandı. Ameliyat sonrası beşinci ayda hastada herhangi bir nüks ya da uzak metastaz izlenmedi. Üç boyutlu bilgisayarlı tomografi çevre dokuların tutulumunu gösterme açısından çok değerlidir. (Haseki Tıp Bülteni 2010; 48: 156-9) Malignant fibrous histiocytoma (MFH) is . . .a high-grade and aggressive sarcoma. It is relatively rare in the head and neck region. Itsdiagnosis is based on immunohistochemical stains. An 81-year-old male patient was referred to our clinic with a mass in the left maxillary sinus and toothache. He did not have any nasal obstruction, epistaxis or anosmia. The patient received a total left maxillectomy with preservation of the orbital contents. Five months after the surgery, the patient was clinically well without any evidence of local recurrence or distant metastasis.Three-dimensional computed tomography is valuable in the detection of involvement of surrounding tissues. (The Medical Bulletin of Haseki 2010; 48: 156-9 Daha fazlası Daha az

Pankreasın seröz kistadenomu (Mikrokistik adenom): Olgu sunumu

Doğan, Gün Banu | Bahadır, Burak | Kökten, Neslihan | Uçan, Bülent Hamdi | Özdamar, Şükrü Oğuz

Article | 2006 | Akademik Gastroenteroloji Dergisi5 ( 2 ) , pp.130 - 133

http://www.trdizin.gov.tr/publication/paper/detail/TmpZMU56ZzQ= https://hdl.handle.net/20.500.12628/226

Safra kesesinde metaplazi, displazi ve karsinom dizgesi

Bahadır, Burak | Gün, Doğan Banu | Çolak, Sacide | Kertiş, Gürkan | Cömert, Mustafa | Özdamar, Şükrü Oğuz

Article | 2007 | Akademik Gastroenteroloji Dergisi6 ( 1 ) , pp.25 - 29

Safra kesesinde çoğunlukla safra taşı varlığı ve kronik inflamasyonla ilişkili olarak görülen metaplastik değişiklikler karsinomatöz dönüşüm sürecindeki premalign lezyonların temsilcisi olabilirler. Bunun ötesinde olası bir metaplazi, displazi, karsinom zincirinin varlığı safra kesesi karsinomlarının gelişiminde önem taşıyabilir. Gereç ve yöntem: Çalışmamızda Mayıs 2001 ile Kasım 2006 tarihleri arasında Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde kronik kolesistit tanı sı ile izlenen ve kolesistektomi uygulanan 121 erkek ve 230 kadın hastanı n toplam 351 safra kesesi materyaline ait preparatlar metaplazi, displazi, karsinoma . . .in situ ve karsinom açısından tekrar değerlendirilmiştir. Bulgular: Saf antral tip metaplazi 81 olgu ile en sık görülen metaplazi tipi iken, 18 olguda intestinal metaplazi izlenmiştir. Sekiz olguda ise aynı anda antral ve intestinal metaplazi varlığı mevcuttur. Antral metaplazi bulunan 3, intestinal metaplazi izlenen 11, hem antral hem de intestinal metaplazi görülen olguların üçünde değişen derecelerde displazi belirlenmiştir. İntestinal metaplazi ve displazi izlenen 11 olgunun dördünde insidental karsinom saptanmıştır. Sonuç: Çalışmamızda safra keselerinde %30 oranında saptanan metaplazi varlığı metaplazinin oluşumunda rol oynayan en önemli etkenin safra taşı ve inflamasyon varlığına ikincil olarak gerçekleşen kronik doku zedelenmesi olduğunu göstermektedir. İntestinal metaplazilerin antral metaplazilerden gelişebilmesi, displaziye yol açarak karsinoma dönüşebilme olasılığı yanı sıra gerek kanserli dokularda gerekse kanser alanını çevreleyen mukozada metaplazi sıklığındaki yükseklik, bu değişiklik spektrumunun safra kesesi kanseri gelişiminde rol oynayabileceği görüşünü desteklemektedir. Metaplastic changes in the gallbladder commonly associated with cholelithiasis and chronic inflammation may represent premalignant lesions in the course of malignant transformation. Moreover, existence of a probable metaplasia-dysplasia-carcinoma sequence may bear importance in developing gallbladder carcinomas. Materials and methods: In this study, 351 cholecystectomy specimens of 121 male and 230 female patients with chronic cholecystitis seen from May 2001 to November 2006 in Karaelmas University Faculty of Medicine were re-evaluated in terms of metaplasia, dysplasia, carcinoma in situ and carcinoma. Results: While pure antral-type metaplasia was the most common metaplasia (81 cases), intestinal metaplasia was detected in 18 cases. Eight cases displayed coexistence of antral and intestinal metaplasia. Varying degrees of dysplasia were revealed in 3 cases with antral metaplasia, in 11 cases with intestinal metaplasia and in 3 cases with both antral and intestinal metaplasia. Incidental carcinoma was determined in 4 of the 11 cases with intestinal metaplasia and dysplasia. Conclusions: The occurrence of metaplasia, perceived as 30% in the current study, points out that chronic tissue injury secondary to cholelithiasis and chronic inflammation is the major factor contributing to developing metaplasia. In addition to the possibility of intestinal metaplasia developing from antral metaplasia, progressing to carcinoma by causing dysplasia, the high incidence of metaplasia in both carcinomatous components and surrounding mucosa supports the idea that this spectrum of changes may play a role in the development of gallbladder cancer Daha fazlası Daha az

Histological subgroups in classic kaposi sarcoma: A preliminary study

Kandemir, Nilüfer Onak | Gün, Banu Doğan | Barut, Figen | Yurdakan, Gamze | Bahadır, Burak | Bektaş, Sibel | Gün, Mustafa | Keser, Sevinç Hallaç | Özdemir, Nagehan | Özdamar, Şükrü Oğuz

Article | 2010 | TURKDERM-TURKISH ARCHIVES OF DERMATOLOGY AND VENEROLOGY44 ( 2 ) , pp.73 - 78

Background and Design: Kaposi sarcomas (KS) are vascular tumors with a low malignant potential which include overlapping infectious, immunologic, and neoplastic processes. Recently, many histological subtypes have been defined. Material and Method: In the present study, 151 cutaneous classic KS lesions in 56 patients were retrospectively evaluated with regard to histological subtypes. Determination of the subtypes was based on the predominant histopathological component in the lesion. We examined changes in epidermis and dermis along with intratumoral inflammatory response characteristics in the lesions. By defining histopathologica . . .l variants of the cases, differences regarding subtypes were investigated. Results: Cases that bear the ordinary characteristics of KS and those that can not be classified otherwise, comprised 82..8% of the study group. Twenty-six cases showed consistency with the subtypes outlined in the literature in terms of their histopathological properties. The most common histological subtype was the lymphangiectatic variant in 7.3% of the cases. Bullous (2.6%), lymphangioma like (2.6%), intravascular (2%), and pyogenic granuloma like (2%) variants were less common. The most uncommon histological subtype was micronodular (0.6%) type. Lymphangiectatic, bullous, intravascular, and pyogenic granuloma like variants were frequently observed in the nodular stage of KSs. Lympangioma like changes were seen to be present in the early KS lesions. Lymphangiectatic type was oftenly associated with bullous component, whereas pyogenic granuloma like type demonstrated superficial ulceration and intense inflammatory response. Lymphangioma like and intravascular types exhibited a characteristic appearance, while other variants were accompanied by components belonging to different subtypes. Conclusion: In KS, histopathological subtypes can develop as a result of different pathological processes. The next stage of the current study, which is one of the largest case series in the literature, will be investigation of the clinical and prognostic characteristics of the variants. (Turkderm 2010; 44: 73-8 Daha fazlası Daha az

Helicobacter pylori prevalence in gastric adenocarcinoma

Bahadır, Burak | Gün, Banu Doğan | Kertiş, Gürkan | Yurdakan, Gamze | Barut, Figen | Bektaş, Sibel | Özdamar, Şükrü Oğuz

Proceedings | 2007 | VIRCHOWS ARCHIV451 ( 2 ) , pp.236 - 236

WOS: 000249454600361

Zonguldak Karaelmas Üniversitesi tıp fakültesi patoloji anabilim dalı histokimya ve immünohistokimya laboratuvar deneyimi

Özdamar, Şükrü Oğuz | Barut, Figen | Gün, Banu Doğan | Bahadır, Burak | Numanoğlu, Gamze | Çolak, Sacide | Gökçe, Havva

Article | 2006 | Ondokuz Mayis Universitesi Tip Dergisi23 ( 3 ) , pp.79 - 85

Histochemistry is based on, to become apparent for a chemical compound which is looked for the presence, as a result of consecutive chemical reactions, where as immunohistochemistry is based on, determination of antigenic epitops with specific antibodies, in tissue or cells. The aim of this study is to investigate contributions of histochemical and immunohistochemical methods for accurate diagnosis, which are very important diagnostic tools. Total 485 specimens, where 383 cases diagnosed as tumor and 102 cases as non tumor, stained with histochemical and/or immunohistochemical methods which were referred to Department of Pathology, . . .between January 2003-December 2005. were evaluated, among 1556 tumor cases which 1050 are benign and 506 malign. 317 histochemical staining for 184 cases, 1781 immunohistochemical staining for 485 cases which orientate the accurate diagnosis for these lesions, are reevaluated. By the help of these staining, the diagnosis of 485 cases reported as following: 155 epithelial (32.0%), 49 hematopoietic (10.1%), 20 vascular (4.1%), 13 neuroendocrine (2.7%). 8 melanocytic (1.7%) neoplasm, 47 soft tissue neoplasm (9.6%), 20 central nervous system (4.1%) and 20 peripheral nerve sheath tumors (4.1%), 43 metastatic (8.9%). 7 undifferentiated (1.4%) neoplasm, 1 other tumors (0.2%) and 102 non-tumoral lesions (21.1%). Histochemical staining used mostly with non-tumoral lesions with the rate of 60.7%. Immunohistochemical staining used for all of the cases with the following diagnosis: Hematopoietic, neuroendocrine and undifferentiated tumors, peripheral nerve sheath tumors and non-tumoral lesions. 39.8 percentage of 317 histochemical staining used for non-tumoral lesions, meanwhile 32.3 percentage of 1781 immunohistochemical staining for epithelial neoplasm. The contribution rate of appropriate histochemical and immunohistochemical staining for accurate diagnosis is 38.8% and 65.5% for non-tumoral lesions and 43.9% and 56.0% for epithelial neoplasm respectively, the higher rates encountered with for vascular neoplasm with 80.0 and 82.6 percentage. Histochemical staining were frequently used for non-tumoral lesions and also used mostly for epithelial tumors among the neoplastic lesions, whereas immunohistochemical methods were mostly used in differential diagnosis for the epithelial tumors. Significant positive results which contribute to the accurate diagnosis, determined mostly in the vascular tumors, with the use of both laboratory methods together Daha fazlası Daha az

Traumatic neuromas: A histopa thologic and immunohistochemical study

Özdamar, Şükrü Oğuz | Gün, Banu Doğan | Barut, Figen | Bahadır, Burak

Article | 2007 | TURKIYE KLINIKLERI TIP BILIMLERI DERGISI27 ( 1 ) , pp.16 - 20

Objective: Traumatic neuroma is an exuberant, probably nonneoplastic proliferation of a nerve occurring in response to injury or surgery. We studied six cases of traumatic neuroma with light microscopic, histochemical and immunohistochemical methods to assess the cellular compositions of these lesions. Material and Methods: Sections from the formalin-fixed parafin-embedded tissues were stained with hematoxylin-eosin, Gomori's trichrome, Verhoeff elastica-von Gieson, reticuline, and S-100 protein, Epithelial Membrane Antigen, CD34 and CD68. Results: All cases revealed large numbers of small and haphazardly arranged regenerating nerve . . . fascicles within a densely collagenous and fibroblastic stroma. A focal chronic mononuclear cell inflammatory reaction was observed in three cases. In all cases, Gomori's trichrome revealed collagen. Axonal morphology was detected in nerve fibers histochemically by reticulin. In all cases, fascicles were stained diffusely with S-100 protein, and Epithelial Membrane Antigen showed a positive reaction in a thin band of cells surrounding the fascicles in three of the cases. CD34 positive cells were present in five cases. CD68 expressing cells were present in only in two specimens. Conclusion: In traumatic neuromas, specific staining of fascicles with S-100 protein, perineural cells reactive for Epithelial Membrane Antigen and the presence of CD34 positive cells may contribute to our understanding of their pathogenesis and differentiation of these lesions from mimickers Daha fazlası Daha az

Her-2/neu status in breast carcinoma: Correlation of gene amplification by FISH with immunohistochemistry

Bahadır, Burak | Gün, Banu Doğan | Bektaş, Sibel | Çolak, Sacide | Kertiş, Gürkan | Özdamar, Şükrü Oğuz

Proceedings | 2007 | VIRCHOWS ARCHIV451 ( 2 ) , pp.211 - 211

WOS: 000249454600284

Her-2/Neu, estrogen and progesterone receptor expression in WHO Grade I meningiomas

Kandemir, Onak Nilüfer | Gül, Ege Aylin | Gün, Doğan Banu | Karadayı, Nimet | Yurdakan, Gamze | Özdamar, Şükrü Oğuz

Article | 2010 | Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Derg.(YA. Balkan Medical Journal27 ( 3 ) , pp.292 - 296

Amaç: Meningiomlar genellikle benign davranış gösteren, sıklıkla progesteron reseptörü (PR), seyrek olarak da östrojen reseptörü (ER) eksprese eden santral sinir sistemi neoplazileridir. Meningiomlarda Her-2/neu ekspresyonunun önemi henüz aydınlatılamamıştır. Bu çalışmada, WHO grade I meningiomlarda Her-2/neu, PR ve ER ekspresyonları ile klinikopatolojik parametreler arasındaki ilişki araştırıldı. Hastalar ve Yöntemler: Çalışmaya toplam 53 meningiom olgusu dahil edildi. Formalinde fikse edilen, parafine gömülmüş doku kesitlerinde Her-2/neu, PR ve ER immünboyaması gerçekleştirildi. Bulgular: Meningiomların 27'sinde (%50.9) PR pozitiv . . .itesi saptanırken, ER ile reaksiyon saptanmadı. On iki olguda (%22.6) Her-2/neu overekspresyonu belirlendi. Her-2/neu ile PR ekspresyonu arasında pozitif korelasyon saptandı (p=0.015). Her-2/neu ekspresyonu meningotelyal tipte daha sık olarak izlendi (p=0.03). Her-2/neu, ER, PR ve diğer klinikopatolojik parametreler arasında ilişki saptanmadı. Sonuç: Çalışmamızın sonuçları grade I meningiomlarda PR ekspresyonunun sıklığına karşın, ER ekspresyonunun nadir bir bulgu olduğunu gösterdi. Ek olarak, Her-2/ neu ekspresyonunun PR pozitif ve meningotelyal tipte daha sık görüldüğü saptandı. Objectives: Meningiomas are generally benign central nervous system neoplasms, which frequently express progesterone receptor (PR) and rarely express the estrogen receptor (ER). The significance of Her-2/neu expression in meningiomas is unclear. We evaluated the correlation with Her-2/neu, PR, ER expressions and clinicopathologic parameters in World Health Organization (WHO) Grade I meningiomas. Patients and Methods: In total, 53 cases of meningiomas were included in this study. Formaline-fixed, paraffin-embedded tissue sections were immunostained for Her-2/neu, PR and ER. Results: Whereas 27 (50.9%) of meningiomas were positive for PR, no reaction was determined for ER. Her-2/neu overexpression was observed in 12 (22.6%) cases. There was positive correlation between Her-2/ neu and PR expressions (p=0.015). Her-2/neu expression was frequently seen in meningothelial type (p=0.03). There were no correlations with Her-2/neu, ER, PR and other clinicopathologic parameters. Conclusion: The results of our study show that despite there being PR expression at a high rate in grade I meningiomas, ER expression is a rare finding. Moreover, Her-2/neu expression has been detected more often in the PR positive and meningothelial type Daha fazlası Daha az

Relationship between Gleason score and nuclear size and shape factors in prostatic adenocarcinoma

Bektaş, Sibel | Bahadır, Burak | Gün, Banu Doğan | Kertiş, Gürkan | Özdamar, Şükrü Oğuz

Proceedings | 2007 | VIRCHOWS ARCHIV451 ( 2 ) , pp.405 - 405

WOS: 000249454600892

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında yükümlülüklerimiz ve çerez politikamız hakkında bilgi sahibi olmak için alttaki bağlantıyı kullanabilirsiniz.

creativecommons
Bu site altında yer alan tüm kaynaklar Creative Commons Alıntı-GayriTicari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Platforms