Filtreler
Filtreler
Bulunan: 198 Adet 0.004 sn
Koleksiyon [10]
Tam Metin [2]
Yayın Türü [3]
Yazar [20]
Yayın Yılı [20]
Konu Başlıkları [1]
Yayın Dili [2]
Dergi Adı [20]
The effect of foreign direct investment on poverty: Panel regression analysis for 40 selected underdeveloped and developing countries

Sarısoy, İdris | Koç, Selçuk

Article | 2012 | Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi21 ( 3 ) , pp.225 - 240

Bu çalışmanın amacı, doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının (DYSY) az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde yoksulluk düzeyini nasıl etkilediğini tespit etmektir. Bu amaçla 40 az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkenin %10’luk gelir dağılım dilimleri kullanılarak, DYSY’nin yoksulluk düzeyini nasıl etkilendiği panel regresyon yöntemiyle belirlenmiştir. Panel sonuçlarına göre DYSY ile elde edilen gelirden 1. ve 2. dilimin düşük, 9. ve 10. dilimin ise yüksek pay aldığı ortaya çıkmıştır. Ülkelerin ortalama gelir gruplarından nasıl farklılaştığını tespit etmek için yapılan ikinci panel regresyon sonuçlarına göre DYSY, ülkelerin bir kısmında . . . üst, bir kısmında alt ve orta, diğer kalan kısımda ise orta gelir gruplarının gelirleri artarken, diğerlerininki düşürdüğü sonucu elde edilmiştir. This study aims at determining the effects of Foreign Direct Investment (FDI) on the level of poverty in developed and developing countries. For this purpose, the panel regression method, which covers 40 countries’ income distribution data, is employed. The results show that the poorest segments receive a lower share of the income created by FDI than the richest segments of these countries, indicating that FDI does not have a serious contribution to poverty reduction. FDI affects the income levels of different income groups in every country, however, there is not a uniform effect in the countries examined Daha fazlası Daha az

Sistem kuramının işletme yönetimine etkisi

Karakaya, Abdullah

Other | 2000 | Technology3 ( 2-3 ) , pp.111 - 124

İşletme yönetiminde meydana gelen gelişmeleri, aralarında kesin sınırlar ve geniş ayrılıklar olmayan; klasik, neo-klasik ve modern teoriler olmak üzere üç ana gurupta toplamak mümkündür. Bu çalışmada modern yönetim teorisinin anlaşılmasında ve uygulanmasında önemli bir yere sahip olan sistem kuramı ve işletme yönetimine etkisi incelenecektir. It is possible to analyse the development in business management in three major groups, which do not have certain borders and wide differences, as classical, neoclassical, and modern theories. In this paper, the effect of the system theory which has an important place in the application and und . . .erstanding of modern management theory and its impact on business management will be examined Daha fazlası Daha az

Akut masif pulmoner embolide lokal intravasküler trombolitik uygulama: Olgu sunumu

Akkoyunlu, Muhammet Emin | Altun, Remzi | Kart, Levent | Tor, Meltem | Altunkaya, Süleyman Aykut | Atalay, Figen | Örnek, T.

Article | 2007 | Akciğer Arşivi8 ( 4 ) , pp.137 - 139

Pulmoner emboli belirgin mortalitesi ve morbiditesi olan sık görülen bir hastalıktır. Görülme sıklığı tanısal yöntemlerdeki gelişmeye paralel olarak artmaktadır. Antikoagülasyon pulmoner embolinin standart tedavisini oluşturmakla birlikte akut masif pulmoner embolide trombolitik tedavi, hızlı pıhtı rezolüsyonu sağlaması nedeni ile ciddi bir alternatiftir. Trombolitik tedavi ile ilişkili son zamanlarda yapılan bir çok çalışma olmasına rağmen endikasyonları, uygulama şekli ve şeması hala önemli bir tartışma konusudur. Burada 72 yaşında, spiral pulmoner anjiografi ile akut masif pulmoner emboli tanısı konulan, hipoksemisi ve hipotansiy . . .onu olan, intra-venöz trombolitik tedavi (rt-PA: doku plazminojen aktivatörü) sonucu hemoptizi gelişen, daha sonra lokal intravasküler trombolitik (rt-PA) ile başarılı bir şekilde tedavi edilen bir olgumuzu sunuyoruz. (Akciğer Arşivi 2007; 8: 137-9) Pulmonary embolism is a common disease with high mortality and morbidity rates. Incidence of the disease is increasing associated with the development in the diagnostic methods. Anticoagulation is the standard treatment for pulmonary embolism. However, thrombolytic treatment is a significant alternative in acute massive pulmonary embolism as it provides rapid cloth resolution. Although a number of studies related with thrombolytic treatment and its indications are published recently, patterns and schemes of application are still remains as a debate. Herein, 72 year old patient with pulmonary embolism is presented. He was symptomatic with hypoxemia and hypotension. Diagnosis was made with spiral pulmonary angiography as "acute massive pulmonary embolism". He developed hemoptysis as a result of intravenous thrombolytic treatment (rt- PA: recombinant tissue plasminogen activator) and was successfully treated by local intravascular thrombolytic treatment (rt-PA). (The Archives of Lung 2007; 8: 137-9 Daha fazlası Daha az

Akademik personelin sosyo-demografik özelliklerinin tükenmişlik düzeyleri ile ilişkisi

Sağlam, Aycan Çiçek

Other | 2011 | Mustafa Kemal Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi8 ( 15 ) , pp.407 - 4020

Bu çalışmanın amacı, akademik personelin tükenmişlik düzeylerinin bazı sosyo-demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını saptamaktır. Bu amaçla, 2008-2009 öğretim yılında, Harran Üniversitesi’ne bağlı ziraat, mühendislik, ilahiyat, iktisadi ve idari bilimler olmak üzere dört fakülteden toplam 302 akademisyene ölçek uygulanmış ve 174 ölçek değerlendirmeye alınmıştır. Verilerin toplanmasında Maslach Tükenmişlik Envanteri’nin yanı sıra kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre akademik unvan ve mesleğin ekonomik açıdan tatmin etme durumu akademisyenlerin tükenmişliğini etkilememektedir. Öte yandan du . . .ygusal tükenme ve duyarsızlaşma boyutlarında kıdemi on yıl ve altında olan akademisyenler, kıdemi 11–20 ile 21 yıl ve üzeri olanlardan daha fazla tükenmişlik duygusu yaşamaktadırlar. Mesleği tercih nedenine göre, mesleği kendi isteğiyle seçenlerin daha az tükenmişlik yaşadıkları bulunmuştur. Purpose of this study is to understand whether burnout levels of academicians change or not according to some of their socio-demographic characteristics. For this reason, 302 questionnaires were applied to academicians from the faculties of Agriculture, Engineering, Theology, Economic and Administrative Sciences in Harran University in 2008-2009 educational year. 174 of the questionnaires were included in evaluation. In data collection process, personal information form was used in addition to Maslach Burnout Inventory. According to research findings academic title and economic satisfaction from the job don’t affect the burnout level. On the other hand in dimensions emotional exhaustion and depersonalization, academicians whose lengths of service are under ten years feel burnout more than academicians whose lengths of service are between 11 to 20 years and 21 and above. And also it was found that academicians who choose their job by their own wishes feel lower burnout Daha fazlası Daha az

ÇOCUK EDEBİYATI ALANINDAKİ ESERLERİN TEMEL SÖZ VARLIĞINA İLİŞKİN KARŞILAŞTIRMALI BİR İNCELEME

Nurlu, Muammer | Bilgen, Dilek Yıldırım

Article | 2017 | Turkish Studies (Elektronik)12 ( 4 ) , pp.585 - 602

http://www.trdizin.gov.tr/publication/paper/detail/TWpjNE1URTRPQT09 https://hdl.handle.net/20.500.12628/1142

Türkiye'de Uluslararası Sermaye Hareketleri Faiz İlişkisi: (1992-2005 Dönemi VAR Analizi)

Barışık, Salih | Açıkgöz, Ersin

Article | 2007 | TİSK Akademi2 ( 3 ) , pp.198 - 218

Bu çalışmada, Türkiye’ye yönelik uluslararası sermaye hareketleri ile Türkiye’deki faiz oranları ve İMKB 100 endeksi arasındaki ilişkiler Vektör Otoregresyon (VAR) modeli kullanılarak incelenmiştir. Model; mevduat, interbank ve devlet iç borçlanma senetleri faiz oranları, İMKB100 endeksi, doğrudan yabancı yatırımlar, portföy yatırımları, kısa vadeli sermaye hareketleri ve uzun vadeli sermaye hareketleri değişkenlerinden kurulmuş ve 1992Q1-2005Q4 dönemi için sınanmıştır. Ampirik sonuçlar, Türkiye’de, sermaye hareketlerinin faiz oranları üzerindeki etkisinin faiz oranlarının sermaye hareketleri üzerindeki etkisinden daha güçlü ve anla . . .mlı olduğunu göstermektedir. Elde edilen bulgulara göre, doğrudan yabancı yatırım ve portföy yatırımı şeklindeki sermaye hareketleri, mevduat ve devlet iç borçlanma senetleri faiz oranlarını düşürücü yönde etkilere sahiptirler. Kısa vadeli sermaye hareketleri ise İMKB’yi pozitif yönde etkilerken, mevduat faizleri uzun vadeli sermaye hareketlerini negatif yönde etkilemektedir. In this research, using the Vector Auto Regression (VAR) model, the relations between the international capital inflows to Turkey and the interest rates and the Index 100 of ‹stanbul Stock Exchange in Turkey are examined. The model is formed by the variables of deposits rates, interbank money market rates, domestic treasury bill rates, Index 100 of ‹stanbul Stock Exchange (IMKB), foreign direct investments, portfolio investments, short term capital flows and long term capital flows and tested for the 1991Q1-2005Q4 period. The empirical results indicate that, in Turkey, the effects of capital flows on the interest rates are significant and stronger than the effects of interest rates on capital flows. According to the results, the type of capital inflows like foreign direct investments and portfolio investments has decreasing effects on deposits rates and domestic treasury bill rates. Although, while short term capital flows have positive effects on ‹MKB, deposit rates have negative effects on long term capital flows Daha fazlası Daha az

Yapısal Kırılma Testleri ile Türkiye'de İşsizlik Histerisinin Analizi: 1923-2006 Dönemi

Barışık, Salih | Çevik, Emrah İsmail

Article | 2008 | Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi0 ( 14 ) , pp.109 - 134

Tüm dünya ekonomilerinin olduğu gibi Türkiye ekonomisinin de en temel sorunlarından birisi işsizliktir. Türkiye’de işsizlik oranları 1950 yılından itibaren sürekli artan, 1979, 2001 gibi tarihlerde sıçrama yapan ve sıçrama sonrası azalma eğilimi göstermeyen bir özelliğe sahiptir. 2002 yılından itibaren enflasyon ve büyümede iyileşmeler sağlanmasına rağmen işsizliğin eski seviyelerine geri dönmemesi işsizlikte histeri etkisinin varlığına dikkat çekmektedir. 1923-2006 dönemi yıllık işsizlik verilerini kapsayan bu çalışma farklı bir yaklaşımla yapısal kırılma testleri ile histeri etkisini analiz etmektedir. Analizde kullanılan kırılma . . .testleri 1968 yılında kırılma olduğunu tespit etmiştir. Birim kök testleri ve yarı parametrik güçlü hafıza modelleri histeri etkisinin varlığını ispatlamıştır. Bu nedenle işsizlik ile mücadelede histeri etkisinin de dikkate alınması gerektiği ortaya çıkmaktadır. One of the most basic problems of the Turkish economy, like all the word economies is unemployment. Unemployment in Turkey has been continuously increased since 1950, then sudden jumps in unemployment has been witnessed in some years like 1979 and 2001. But, it has not showed any tendency of decline after these jumps. The fact that unemployment has not gone back to initial levels in despite of improvements in inflation and growth points out the existence of hysteresis effect in unemployment. This study analyzes the hysteresis effect using structural breaks test fort he period of 1923-2006. The tests show that there is a structural break in 1968. Also, unit root test and, semi-parametric long memory models indicate the existence of hysteresis effect. Therefore, we argue that hysteresis effect should be taken into accounted in combating unemployment Daha fazlası Daha az

METAFORIC PERSPECTIVES OF TEACHER CANDIDATES IN SCIENCE AND TECHNOLOGY

Kösem, Şule

Article | 2017 | Uluslararası Avrasya Sosyal Bilimler Dergisi8 ( 28 ) , pp.1160 - 2

İçinde bulunduğumuz çağda bilim ve teknoloji alanında baş döndürücü gelişmeler yaşanmakta ve bu gelişmeler hayatımızın her alanında etkilerini hissettirmektedir. Bilim ve teknolojinin nimetlerinden faydalanmanın yanı sıra, bu alanlarda yapılan yenilikleri, gelecekte yapılması düşünülen çalışmaları takip etmek de geleceğin öğretmenlerinin sorumlukları arasındadır. Bilimsel ve teknolojik gelişmelerden haberdar olmayan, bu gelişmeleri eğitim öğretim ortamına entegre etmeyen öğretmenler çağın gereksinimlerine ayak uydurmakta zorlanacaklardır. Hızla değişen dünyada, gelecek nesillerin yetiştirilmesinden sorumlu olacak öğretmen adaylarını . . .n bu konuda sahip oldukları duygu ve düşünceler, onların eğitim öğretim faaliyetlerine de yansıyacaktır. Bu araştırmanın amacı öğretmen adaylarının 'bilim' ve 'teknoloji' kavramlarına ilişkin algılarını metaforlar aracılığı ile incelemektir.ilişkin algılarını metaforlar aracılığı ile incelemektir. Araştırmanın örneklem grubunu Bülent Ecevit Üniversitesi Ereğli Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bölümü Sınıf Eğitimi Anabilim Dalı'nda öğrenim gören 120 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri 2015-2016 eğitim öğretim yılı güz döneminde toplanmıştır. 76 kız, 44 erkek öğretmen adayından oluşan katılımcılara herhangi bir yönlendirme yapılmadan boş kağıtlar dağıtılmış ve bu kağıtlara 'Bilim ..... gibidir, çünkü...' ve 'Teknoloji......gibidir, çünkü....' ifadelerini tamamlayan cümleler yazmaları istenmiştir. Katılımcıların duygu ve düşüncelerini metaforlar aracılığı ile ortaya koydukları cümleleri araştırmanın verisini oluşturmuştur. Elde edilen veriler içerik analizi kullanılarak çözümlenmiş, 'bilim' kavramı ile ilgili üretilen metaforlar altı, 'teknoloji' kavramı hakkında üretilen metaforlar yedi kategoride sınıflandırılmıştır. Öğretmen adaylarının 'bilim' kavramı ile ilgili olumlu algıları olduğu görülürken, 'teknoloji' kavramını daha çok benimsemelerine karşın daha olumsuz yönde yargılarının olduğu sonucuna varılmıştır. We are experiencing a dizzying development in the field of science and technology, and these developments are influential in all aspects of our lives. In addition to benefiting from the blessings of science and technology, the innovations made in these areas and the pursuits of future studies are among the responsibilities of future teachers. Teachers who are not aware of scientific and technological developments and do not integrate these developments into the educational environment will have difficulty keeping up with the requirements of the age. In the rapidly changing world, the feelings and thoughts of the prospective teachers who will be responsible for the upbringing of future generations will be reflected in their educational activities. The aim of this research is to examine the perceptions of the prospective teacher candidates on the concepts of 'science' and 'technology' through metaphors. The sample group of the research is constituted of 120 teacher candidates who are studying at Bülent Ecevit University Ereğli Education Faculty Department of Basic Education Department of Classical Education. The data of the study were collected in fall semester of 2015-2016 academic year. 76 girls, 44 male teacher candidates were given blank papers without any orientation and they were asked to write the papers that are like 'Science ... because ...' and 'Technology is like ...... because of ...' expressions. The participants made up the data of investigating the feelings and thoughts of the participants through metaphors. The obtained data were analyzed using content analysis, six metaphors produced on the concept of 'science', and metaphors produced on the concept of 'technology' were classified into seven categories. While the candidate teachers seemed to have positive perceptions about the concept of 'science', they came to the conclusion that they were more in favor of the 'technology' concept, but in the more negative directio Daha fazlası Daha az

KİRLETEN ÖDER İLKESİ ÇERÇEVESİNDE TÜRKİYE’DE ÇEVRE VERGİLERİ VE NEGATİF DIŞSALLIKLAR SORUNU

Sezer, Özcan | Dökmen, Gökhan

Article | 2018 | Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi1 ( 57 ) , pp.163 - 181

http://www.trdizin.gov.tr/publication/paper/detail/TWprNE5qTTBOQT09 https://hdl.handle.net/20.500.12628/550

Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelerde Kriz Yönetimi: Çaycuma Örneği

Murat, Güven | Mısırlı, Kamuran

Article | 2005 | Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi (. Uluslararası Yönetim İktisat ve İşletme Dergisi)1 ( 1 ) , pp.1 - 19

İşletmeler tüm yaşamları boyunca az veya çok sayıda kriz ile karşılaşabilir. Günümüzde, yapılan çalışmalarla bir işletmenin krizle karşılaşıp karşılaşmamasının sorun olmadığı, fakat krizin ne zaman ortaya çıktığı, ne tür kriz olduğu ve işletmenin krizle mücadelede ne kadar hazırlıklı olduğu konusunun önem arz ettiği ortaya konulmuştur. İşte bu noktadan hareketle yapılan bu çalışmada, ilk önce kriz ve kriz yönetimi ile ilgili genel bir teorik çerçeve sunulmakta ve daha sonra Zonguldak ili Çaycuma ilçesindeki küçük ve orta ölçekli işletmelerin (KOBİ) krize ve kriz yönetimine ilişkin bakış açıları ortaya konulmaya çalışılmaktadır. Ente . . .rprises may face less or more crisis within their lifetime. However recent studies confirm that facing with crisis is not important. They, noticeably, call attention to the importance of estimating crisis and its kind in advance and point to the importance for enterprises to find out whether they are ready to cope with possible crisis. From this point, this study firstly discusses theoretical aspect of crisis and crisis management and then analyzes views of small and medium sized enterprises (SME) established in Caycuma on crisis and crisis managemen Daha fazlası Daha az

Meslek Yüksek Okullarına Sınavsız Geçişin Değerlendirilmesi

Tunç, Abdülkadir

Article | 2005 | Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi (. Uluslararası Yönetim İktisat ve İşletme Dergisi)1 ( 2 ) , pp.75 - 81

Bu çalışmada, meslek yüksek okullarının gelişimi, YÖK/Dünya Bankası Endüstriyel Eğitim Projesi, MYO’larına sınavsız geçiş ve sınavsız geçişin değerlendirilmesi üzerinde durulmuştur. Sınavsız geçişle MYO’larının kontenjanlarının dolmadığı Mesleki ve Teknik Ortaöğretimden sınavsız geçiş yapan öğrencilerin yetersiz ve isteksiz olduğu anlaşılmıştır. Mesleki ve Teknik Ortaöğretim yönetmeliklerinin ve sınavsız geçişin yeniden gözden geçirilmesi önerilmiştir. In this work the evaluation of the progress of vocational schools of higher education, the Association of Higher Education (YÖK)/industrial education project of the Bank of the W . . .orld and the students’ transfer with no exams to the vocational schools of higher education are studied on. The quota of these above mentioned schools is observed not to have been filled via this system, and the students transferred from vocational and technical schools in secondary education are observed to be insufficient and reluctant. It is suggested that governing statute of vocational and technical schools in secondary education should be revised Daha fazlası Daha az

Sağlık İşletmeleri İçin Kurumsal İmajın Temel Belirleyicileri: Tüketici Değerlemeleri

Aksoy, Ramazan | Bayramoğlu, Vecdi

Article | 2008 | Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi (. Uluslararası Yönetim İktisat ve İşletme Dergisi)4 ( 7 ) , pp.83 - 94

Bu çalışmanın amacı, sağlık kuruluşlarında kurumsal imajın temel belirleyicilerinin saptanması ve kurumsal imajı geliştirmeleri için pazarlama yöneticilerine önerilerde bulunmaktır. Kurumsal imajın teorik analizinden sonra, Zonguldak (Merkez) İlinde yaşayan sağlık hizmeti tüketicileri örneklenmiştir. Toplam 835 sağlık hizmeti tüketicisinden elde edilen veriler, SPSS istatistik paketi ile analize tabi tutulmuştur. İstatistik yöntem olarak faktör analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, tüketicilerin sağlık işletmesi kurumsal imajını değerlendirmede beş ana boyuttan etkilendikleri saptanmıştır. Beş faktörün toplam açıklama gücü ya . . .klaşık %70’dir. Tüketiciler sağlık işletmesine ilişkin kurumsal imaj tanımı yaparken, personel kıyafeti, kurumsal iletişim, personel davranışı ve tutarlılık, tüketici kolaylık maliyetleri, hizmet çeşitliliği ve bölümler arası erişim faktörlerinden etkilenmektedir. The aim of this study is to determine the basic parameters of the corporate image and to offer suggestions to marketing managers to improve the corporate image. After a detailed theoretical analysis of the corporate image, the results from the interviews made the clients in the health sector in Zonguldak province are presented. The data gathered from 835 clients are analyzed with the SPSS statistics program. Factor analysis is used as a statistical method. This research reveals that the clients are affected by five main dimensions in accessing corporate image of the health company. The explanatory power of these five dimensions is almost 70%. In defining corporate image, the clients are influenced by workers’ clothings; corporate communication factors; workers’ behavior and consistency; consumer facility costs; and variability of services and interdepartmental access in the health institution Daha fazlası Daha az

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında yükümlülüklerimiz ve çerez politikamız hakkında bilgi sahibi olmak için alttaki bağlantıyı kullanabilirsiniz.

creativecommons
Bu site altında yer alan tüm kaynaklar Creative Commons Alıntı-GayriTicari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Platforms