Filtreler
Filtreler
Bulunan: 50 Adet 0.001 sn
Koleksiyon [8]
Tam Metin [1]
Yayın Türü [2]
Yazar [20]
Yayın Yılı [15]
Konu Başlıkları [20]
Yayın Dili [2]
Dergi Adı [9]
Safranbolu İlçesi (Karabük) Briyofit Florası

Sarı, Bilun | Ören, Muhammet

Article | 2016 | Kastamonu Üniversitesi Orman Fakültesi Dergisi16 ( 1 ) , pp.157 - 168

Bu çalışma, Karabük ili Safranbolu ilçesindeki briyofit çeşitliliğini belirlemeyi amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında araştırma alanına 2013-2014 yılları arasında, farklı mevsimlerde arazi çalışmaları yapılmıştır. Bu çalışmalar süresince 53 istasyondan toplanan 517 briyofit örneğinin değerlendirilmesi ile alandan Marchantiophyta'dan (Ciğerotları) 24 ve Bryophyta'dan (Karayosunları) 154 olmak üzere toplamda, 47 familya ve 108 cinse ait, 178 tür ve tür altı taksonun kaydı verilmiştir. Araştırma alanından tespit edilen taksonların familyalara göre dağılımına bakıldığında, en zengin familyalar karayosunları için Pottiaceae (33), Brachyth . . .eciaceae (17), Grimmiaceae (12), Orthotrichaceae (12) ve Bryaceae (10), ciğerotları için Lophocoleaceae (4), Ricciaceae (3), Porellaceae (2) ve Frullaniaceae (2)'dir. En zengin cinsler karayosunları için Orthotrichum (10), Grimmia (6), Tortula (6) ve Brachythecium (5), ciğerotları için ise Riccia (3), Lophocolea (3), Frullania (2) ve Porella (2)'dır. Ancak, çalışma alanından toplanan örnekler arasında Anthocerotophyta'ya (Boynuzotları) ait herhangi bir taksona rastlanmamıştır. Bu bulgular ışığında, 12 tür ve tür altı takson Henderson (1961) Kareleme Sistemi'ne göre A2 karesi için yeni kayıttır. Aynı zamanda Grimmia muehlenbeckii Schimp. detaylı lokalite bilgileri ile birlikte Türkiye'den ikinci kez kayıt edilmiştir. This study aims to determine the bryodiversity of Safranbolu which is district of Karabük province. Within this study, field trips were organized to the research area at different seasons during 2013-2014. Throughout these studies, with an examination of 517 bryophyte specimens collected from 53 localities, together with 24 from Marchantiophyta (Liverworts), 154 from Bryophyta (Mosses) of the area, in total 178 specific and infraspecific taxa, belonging to 47 families and 108 genera, have been identified. When looking the distribution of taxa according to their families, the richest ones are Pottiaceae (33), Brachytheciaceae (17), Grimmiaceae (12), Orthotrichaceae (12) and Bryaceae (10) for mosses, Lophocoleaceae (4), Ricciaceae (3), Porellaceae (2) and Frullaniaceae (2) for liverworts. The richest genera are Orthotrichum (10), Grimmia (6), Tortula (6) and Brachythecium (5) for mosses, Riccia (3), Lophocolea (3), Frullania (2) and Porella (2) for liverworts. However, there was not found any taxon of Anthocerotophyta (Hornworts) in collected samples from the study area. In the light of these findings, 12 specific and infraspecific taxa have been regarded as the new records for square A2 according to the Henderson (1961) Grid System. Also, Grimmia muehlenbeckii Schimp. have been recorded for the second time in Turkey, with detailed collected locality Daha fazlası Daha az

Effect of sodium borohydride on populus tremula L. kraft pulping

İstek, Abdullah | Özkan, İhsan

Article | 2008 | Turkish Journal of Agriculture and Forestry32 ( 2 ) , pp.131 - 136

Bu çalışmada, titrek kavak {Populus tremula L.) odunlarından sodyum borhidrür (NaBH4) ilaveli kraft yöntemiyle kâğıt hamuru üretilmiş ve NaBH4'ün hamur verimi ve kâğıdın fiziksel ve optik özellikleri üzerine etkisi incelenmiştir. Optimum pişirme parametrelerin belirlemek için 6 adet ön deneme pişirmesi yapılmıştır. Bu pişirmelerden en yüksek verim ve en düşük Kappa numarası elde edilen 2 pişirme şartları kılavuz olarak seçilmiştir. Bu kılavuz pişirme koşullarına %l-2-3 oranında NaBH4 ilave edilerek 6 adet daha pişirme yapılmıştır. İlave edilen NaBH4 oranına bağlı olarak, hamur verimi ve viskozitesinin arttığı, Kappa numarasının azal . . .dığı tespit edilmiştir. Kontrol pişirmelerine kıyasla, NaBH4 ilaveli 50 + 3 °SR serbestlik derecesinde üretilen kâğıtların sağlamlık özelliklerinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Buna karşın, NaBH4 ilavesiyle elde edilen deneme kâğıtlarının parlaklık değerleri artmıştır. Sodium borohydride (NaBH4) added kraft pulping was performed using European aspen (Populus tremula L.) chips and the effects of the NaBH4 addition on the physical and optical properties of pulps and resultant papers were investigated. In order to determine the optimum cooking parameters, 6 different laboratory experiments were carried out, which indicated that 2 cooking conditions were better than the others. The effects of 1%, 2%, and 3% NaBH4 additions on pulps and paper properties were investigated based on these 2 cooking conditions. It was noted that the increasing level of NaBH4 added improved the screened pulp yield and pulp viscosity levels and reduced the Kappa number. There was no statistical significance regarding the strength properties of kraft-NaBH4 pulps compared to control pulps at 50 ± 3 °SR freeness level. However, the brightness of handsheets was increased by NaBH4 additions Daha fazlası Daha az

Effect of some factors on the strength of furniture corner joints constructed with wood biscuits

Tankut, Ali Naci | Tankut, Nurgül

Article | 2004 | Turkish Journal of Agriculture and Forestry28 ( 5 ) , pp.301 - 309

Bu çalışma, ahşap bisküvi bağlayıcıları ile tasarlanmış mobilya köşe birleştirmelerin direnç ve eğilme momenti üzerine bazı faktörlerin (bisküvi delik merkezleri arasındaki mesafe, bisküvi deliği merkezleri ile levhaların dış kenarları arasındaki mesafe, yükleme metodu, levha tipi ve yapıştırma tekniği gibi) etkilerini değerlendirmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Köşe birleştirmelerin mukavemetlerinin genel olarak yapıştırılmış bisküviden değil yüz ve kenar ile birleştirme elemanlarının bütün olarak yapıştırılmasından kaynaklandığı belirlenmiştir. Yonga levhalardan yapılan tutkallı veya tutkalsız köşe birleştirme dirençlerinin MDF . . .lerden daha yüksek olduğu, kenarları bütün olarak yapıştırılmış birleştirmelerde MDF lerin yonga levhalardan daha dayanıklı olduğu saptanmıştır. Çoklu bisküvili köşe birleştirmelerde, bisküvi merkezleri arasındaki mesafenin artışı (10, 12.5 ve 15 cm) basınç ve çekme direnci değerlerini az miktarda yükseltmiştir. Sonuç olarak kabin tipi mobilya üretiminde dayanıklılığın öncelikli olduğu konstrüksiyonlarda; bisküvi merkezleri arasındaki mesafenin .10 cm yerine 15 cm olarak uygulanmasının bisküvi sayısını ve dolaysıyla işlem sayısını azaltarak kapasiteyi arttırması bakımından daha uygun olacağı belirtilebilir. Sadece bisküvi boşluklarının ve bütün kenarın tutkallandığı köşe birleştirmelerde; bisküvi boşluk merkezleri ile dış kenar arasındaki mesafenin 5 cm olarak uygulanması mukavemeti 6.5 veya 7.5 cm uygulanmalarına oranla artırmıştır. Ancak endüstriyel uygulamalarda kabin tipi mobilya tasarımlarında genellikle tutkalsız (demonte) birleştirme yerine tutkallı birleştirmeler uygulanmaktadır. Bu nedenle bisküvi boşluğu ile dış kenar arasındaki mesafenin 5 cm yerine 6.5 veya 7.5 cm uygulanmasının mukavemet yönünden herhangi bir farklılık yapmayacağı sonucuna varılmıştır. This study was carried out to evaluate the bending moment resistance and stiffness of case-type furniture corner joints constructed with wood biscuits, and to determine the effects on these joints of some factors including the spacing between wood biscuit hole centers, the distance from the center of the biscuit hole to the corresponding outside edge of the board material, the method of loading, the type of composite board, and the gluing technique. The results indicated that corner joint strength comes mainly from the edge gluing of the face and butt member and not from the glued biscuits. Particleboard (PB) glued and unglued edge corner joints were stronger than similar joints constructed with MDF (medium density fiberboard). Glued edge MDF corner joints were suffer than similar joints constructed with PB. Spacing between biscuits of 10, 12.5 and 15 cm on-center in multiple-biscuit corner joints made only small differences in total strength in both tension and compression tests. Therefore, in case-type furniture manufacturing, using 15 cm on-center biscuit spacing instead of 10 cm seems much better in terms of saving time and biscuit joints. Unglued and glued edge joints had greater strength when the distance was 5 cm between the biscuit hole and the corresponding outside edge of the specimen than when it was 6.5 or 7.5 cm with 12.5 cm on-center biscuit spacing. However, in industry most case-type furniture designs have a fixed end instead of a free end joints, and so using a 6.5 or 7.5 cm end distance instead of 5 cm may not make any difference Daha fazlası Daha az

Impact of alkaline dust pollution on soil microbial biomass carbon

Kara, Ömer | Bolat, İlyas

Article | 2007 | Turkish Journal of Agriculture and Forestry31 ( 3 ) , pp.181 - 187

http://www.trdizin.gov.tr/publication/paper/detail/TmpZNU9URXg= https://hdl.handle.net/20.500.12628/711

Bartın ili taşkın sahalarındaki değişimin uzaktan algılama verileriyle incelenmesi

Tunay, Metin | Ateşoğlu, Ayhan

Article | 2004 | Süleyman Demirel Üniversitesi Orman Fakültesi Dergisi Seri: A0 ( 2 ) , pp.60 - 72

Günümüzde uydulardan elde edilen uzaktan algılama verilerinin bilgisayar teknolojisi ve görüntü işleme teknikleriyle değerlendirilme olanağının ortaya çıkması, spektral yansıtmaya bağlı olarak sınırlandırılabilmesi, mevcut arazi kullanımının saptanmasına ve çevre değişimlerinin zamansal olarak belirlenmesine olanak vermiştir. Bu çalışmada 1992 ve 2000 tarihli Landsat 5 TM uydu verileri kullanılmıştır. Bartın Çayını oluşturan iki ana dere olan Kozcağız Çayı ve Ulus Çayı taşkın sahalarındaki değişimlerin analizi yapılmıştır Her iki taşkın sahasının 1992-2000 tarihleri arasındaki toplam değişim miktarı 78,91 ha olarak bulunmuştur. Uydu . . . verileri üzerinden elde edilen bilgilerin CBS ortamında analizleri yapılmış, ortaya çıkan sonuçlar doğrultusunda meydana gelen değişimlerin boyutu ve önemine dikkat edilerek, bu konuda öneriler ele alınmıştır. With the emergence of processing capability using computer and digital image processing techniques and spectral reflectance classification, remotely sensed data can be used for determining land use and monitoring temporal change on environment. In this study, 1992 and 2000 dated Landsat 5 TM data have been utilized. The analysis of the changes has been done in the flood areas of Kozcağız and Ulus streams which constitute Bartin River. Total amount of changes in both two flood areas has been found out as 78.91 ha between 1992 and 2000. The data obtained from satellite findings have been analyzed in GIS and in the light of the results, the amount and importance of the changes have been taken into consideration and the suggestions on this subject have been discussed Daha fazlası Daha az

Mugada kıyı alanı peyzaj düzenlemesi üzerine bir çalışma

Gülez, Sümer | Kaya, Latif Gürkan | Dönmez, Şirin | Çetinkale, Sevgi Görmüş | Koçan, Nurhan

Other | 2007 | Bartın Orman Fakültesi Dergisi9 ( 12 ) , pp.1 - 10

Bu çalışmada, Mugada kıyı alanı örneğinde, kıyı alanları tasarımında dikkat edilmesi gereken etmenler dört öneri proje doğrultusunda değerlendirilmiştir. Öneriler belirlenirken koruma-kullanma dengesi gözetilerek alternatif alan kullanım senaryoları üretilmiştir. Bu kapsamda, önerilen dört senaryo sosyal mekanlar, koruma, konaklama ve otopark alanları üzerinden değerlendirme yapılmıştır. Öneri kullanımların ‘Turizm Gelişme Bölgesi’ gündemde olan çalışma alanının doğal yapısı üzerinde oluşturabileceği olumsuz etkileri saptanmıştır. In this study, the case of Mugada coastal land, factors which should be considered in the design of coa . . .stal lands has been evaluated due to the four proposed projects. While these proposes have been determined, the balance of protect and use has been considered to create alternative land use scenarios. In this aim, evaluation has been done on the four proposed scenarios. In this extent, proposed scenarios have been evaluated on social spaces, conservation, residence, and parking places. Proposed usages have been determined negative impacts on the natural structure of case area that can be ‘Region of Tourism Development’ Daha fazlası Daha az

Bartın yöresindeki ağaçlandırma alanlarında kullanılan yerli ve yabancı türlerin adaptasyon yetenekleri üzerine araştırmalar

Tunçtaner, Korhan | Özel, Halil Barış | Ertekin, Murat

Article | 2007 | Bartın Orman Fakültesi Dergisi9 ( 11 ) , pp.11 - 25

“Bartın Yöresindeki Ağaçlandırma Alanlarında Kullanılan Yerli ve Yabancı Türlerin Adaptasyon Yeteneklerinin Belirlenmesi” isimli bu araştırmada; yörede yapılan ağaçlandırma çalışmalarında kullanılan değişik türlerin ilk büyüme performansları ve tutma başarıları hakkında bir ön değerlendirme yapılması hedeflenmiştir. Ağaçlandırma alanlarında tespit edilen büyüme performansları ve fidan yaşama yüzdesi değerleri ile yöredeki yetişme ortamı koşulları dikkate alındığında, fıstıkçamı ve sahilçamı oldukça başarılı türlerdir. Özellikle fıstıkçamı, hem odun, hem de çamfıstığı üretimi açısından yöre ve ülkemiz ormancılığında önemli bir yere s . . .ahiptir. Ancak, fıstıkçamı plantasyonları, çamfıstığı üretimine yönelik olarak daha geniş dikim aralıkları ile tesis edilmeli ve kullanılan fidanların orijinleri ve kaliteleri bu amaca uygun olmalıdır. Bartın yöresindeki ağaçlandırma çalışmalarında, hızlı gelişen tür olarak sahilçamının geniş alanlarda plantasyonları kurulmuştur. Kurulan bu plantasyonlarda, yer yer mekanizasyon uygulamaları olmakla birlikte, genelde endüstriyel plantasyon kuruluşlarında önemli olan yoğun kültür tekniklerine, orijin seçimine, kaliteli fidan kullanımına ve özellikle edafik ve fizyografik koşullar yönünden uygun ağaçlandırma alanlarının belirlenmesine dikkat edilmemiştir. Ağaçlandırmaların tesisi aşamasında yapılan bu hatalara rağmen sahilçamının yöredeki büyüme performansı tatmin edici düzeydedir. Yöredeki karaçam ve kızılçam ağaçlandırma alanlarında ön değerlendirme sonuçları, bu türlerin çap ve boy büyümesi yönlerinden tatmin edici düzeyde olduklarını ancak yaşama yüzdesi bakımından başarısız olduklarını göstermektedir. Bu durum, daha çok türlere uygun yetişme ortamlarının seçilmemesinden kaynaklanmaktadır. duglasın, Arıt yöresindeki büyüme performansı ve yaşama yüzdesi yönünden yapılan değerlendirmelerin sonucuna göre, yörede bu türle geniş çapta ağaçlandırmaların tesis edilmesine yönelik bir yargıya varılmasının mümkün olmadığı görülmüştür. In this study, called “Investigation on Adaptation Abilities of Native and Exotic Tree Species in the Afforestation Areas in Bartın Region” it was aimed to make pre-evaluation on the primary growing performances and survival rate the various species used in the afforestation works in the Bartın region. When the values of growing performance and survival percentage of seedlings determined in the afforestation areas and conditions in the growing site are considered. Stone pine and maritime pine are quite successful species. Especially stone pine has a significant place for the forestry in the region and Turkey in terms of wood and fruit production. However, stone pine plantations should be designed to allow wider planting distance for the production of fruit and the origins and quality of the seedlings should be appropriate to this aim. In the afforestation works in Bartın region, as a fast growing species, maritime pine plantations were formed in wide areas. In these plantations, although there are some mechanization practices, intensive cultivation techniques that are generally important in industrial plantation formations, selection of origins, using seedlings of high quality and determination of afforestation areas that are appropriate in terms of edaphic and physiographic conditions were not assigned importance. Despite the errors in the formation of afforestation areas, the growing performance of maritime pine in the region is at a satisfactory level. The pre-evaluation results in the black pine and calabrian pine afforestation areas in the region showed that diameter and height growing performance of these species were satisfactory but survival percentages were low. It was mostly due to failing to choose afforestation areas that are appropriate for the species. According to the results of the evaluations about the growing performance and survival percentages of the trees in Douglas fir, it was concluded that forming wide afforestation areas using this species in the region was almost impossible Daha fazlası Daha az

Taş ocaklarının peyzaja etkikeri ve yeniden kullanımlarına yönelik çözüm önerileri: Bartın ili örneği

Topay, Mehmet | Aydın, Şerife Sertkaya | Koçan, Nurhan

Article | 2007 | Süleyman Demirel Üniversitesi Orman Fakültesi Dergisi Seri: A0 ( 2 ) , pp.134 - 144

Madencilik çalısmalarında kullanılan yöntemlerden biri “Yüzey Madenciliği”dir. Tas ocaklarında da çok kullanılan bu yöntem, diğerlerine göre doğaya daha çok zarar vermektedir. Bu durum ise, doğanın görsel kalitesini azaltmaktadır. Bozulan bu alanların onarılması veya farklı amaçlar için kullanılması, kaynakların korunması ve sürdürülebilir kullanımının sağlanması açısından gereklidir. Arastırmada, tas ocaklarının peyzaja yaptığı fiziksel ve görsel etkilerin belirlenmesi ve isletme alanlarının geri kazanımına yönelik önerilerin ortaya konulması amaçlanmıstır. Bu doğrultuda, Bartın ?li’nde önemli bir turizm merkezi olan ?nkum’a ulasım . . .ı sağlayan karayolu üzerinde yer alan dört adet tas ocağı seçilmistir. Sonuç olarak, bu ocaklar için orman, yerlesim ve rekreasyon öncelikli alan kullanımları olarak belirlenmistir. Surface mining is a method used for mining. This method mostly used in quarries is making more damages to nature than others. This situation is decreasing the visual quality of nature. It’s necessary to reclaim or reuse damaged areas for different purposes from the point of protection and sustainable usage of these sources. In this study, it is aimed to determine the physical and visual impacts of quarries to nature and put forward some suggestions for reclamation and reusing of the areas. For this purpose, four different quarries, which are located on the road between Bartin and Inkum, one of the most important tourism center, have been chosen. Forest, settlement and recreation are defined as a primary land uses for these selected quarries Daha fazlası Daha az

Açık hava koşullarının ağaç malzemenin kimyasal yapısında meydana geterdiği değişimler ve alınacak önlemler

Kılıç, Ayben | Hafızoğlu, Harzemşah

Article | 2007 | Süleyman Demirel Üniversitesi Orman Fakültesi Dergisi Seri: A0 ( 2 ) , pp.175 - 183

Isık, rutubet, rüzgar ve sıcaklık gibi çesitli etmenler karsısında ağaç malzeme yüzeyinde çesitli bozunmalar meydana gelir. Renk değisimi ile baslayan bozunma fiziksel, kimyasal ve anatomik yapıda da etkisini gösterir. Özellikle UV ısını etkisiyle büyük oranda degrade olan lignin yağmur suları ile yıkanarak odundan uzaklasır. Bu durum mikroskobik yapıda öncelikle orta lamelin bozunmasına neden olur. Ayrıca, kenarlı geçitlerde çatlaklar olusur ve iki hücre arasındaki hücre çeperinde ayrılmalar görülür. Odun yüzeyinde çatlak olusumu ve yüzey pürüzlüğü gerçeklesir. Ağaç malzeme, açık hava etkisine karsı yaygın olarak boya ve verniklerl . . .e korunmaktadır. Verniklere oranla boyalar daha iyi sonuç vermektedir. Ayrıca, suda çözünen tuzları içeren emprenye maddeleri de kullanılmaktadır. Degradations could be occurred on the wood surfaces by the presence of light, moisture, wind and temperature. Weathering begins with color changes and further in physical, chemical and anatomical structure on wood surfaces. Specially, lignin is destroyed by UV light and then leached out from the wood by rain. This effects the microstructure and likewise middle lamella begins to be destroyed .Also, cracks can be seen in the border pits and the cell walls between two cells begin to separate. During weathering rough and cracks can be seen on the surface of wood. Painting, coating or preservatives are useful techniques to protect wood surfaces against weathering. Painting is more effective then coating. Also water-repellents can be used for various purposes Daha fazlası Daha az

Motorlu testere ile yapılan üretim çalışmaları üzerine bir araştırma

Tunay, Metin | Melemez, Kenan

Article | 2005 | İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Dergisi Seri B55 ( 2 ) , pp.31 - 41

Bu çalışmada, tomruk metoduna göre yapılan üretim faaliyetlerinde kullanılan motorlu testerelerin çalışma veriminin bulunması amacıyla, işzaman etüdleri yapılmıştır. Motorlu testere ile çalışmada verime etkili faktörler ile kesilip devrilen ağaçların çevredeki ağaçlara verdiği hasar ve bu hasarın derecesine etkili etmenler de ortaya konmaya çalışılmıştır. Yapılan iş-zaman etüdü ve analizler sonucunda, motorlu testere ile çalışmada ortalama verim bulunmuş, toplam zaman üzerinde en fazla süreyi kesme ve tomruklama iş safhalarının aldığı belirlenmiştir. Toplam zaman değerine etki eden en önemli etmenlerin, kesilen ağacın bölündüğü parç . . .a sayısı ve dikili kabuklu gövde hacmi değerleri olduğu bulunmuştur. In this study, work and time studies were carried out to be found the productivity of power-saws using in harvesting which is made according to assortment method. The effectual factors on productivity at working with power-saw, felling damage to surroundings trees and factors on felling damage level have been brought out. Ât the end of work-time studies and analysis, mean productivity value at working with power-saw has been estimated. Operation phases most effective on total time were determined as felling and bucking. The factors most important on total time have been determined as timber amount of felling tree and volume of stem Daha fazlası Daha az

The effect of joint forms (Shape) and dimensions on the strengths of mortise and tenon joints

Tankut, Ali Naci | Tankut, Nurgül

Article | 2005 | Turkish Journal of Agriculture and Forestry29 ( 6 ) , pp.493 - 498

Yakın zamana kadar birleştirmeler ile ilgili detaylar çoğunlukla deneme yanılma metotlarına dayaiı geleneksel bir kapsamda değerlendiriliyordu. Günümüzde mobilya mühendislik tasarımında önceden belirlenmiş dirençte birleştirmelerin sağlanması gerekli görülmektedir. Bu bakımdan, çalışmada nominal olarak aynı şartlarda ve farklı biçimlerde yuvarlatılmış lamba-zıvana, dikdörtgen lamba-zıvana, dikdörtgen zıvanalı/yuvarlatılmış lambalı birleştirmelerin direnç değerleri araştırılmıştır. Ayrıca, her uç biçimi farklı kayıt genişliklerinde ve iki zıvana genişliğinde karşılaştırılmıştır. Sonuçlar dikdörtgen zıvanalı birleştirmelerin hem yuvar . . .latılmış zıvanalı hem de dikdörtgen zıvanalı/yuvarlatılmış lambalı birleştirmelerden yaklaşık % 15 daha dirençli olduğunu göstermiştir. Ayrıca; birleştirme geometrisi birleştirmelerin direnci üzerinde önemli derecede etkili çıkmıştır. Zıvana genişliği ve uzunluğu arttıkça birleştirmelerin direnci iyileşmiştir. Lambalı zıvanalı birleştirmelerde uç formlarının birleştirme direnci üzerinde fark edilir derecede etkili olduğu görülmüştür. Örneğin, dikdörtgen lambalı zıvanalı birleştirmeler yuvarlatılmış lambalı zıvanalı birleştirmelerden daha dirençli bulunmuştur. Fakat bu durum yuvarlatılmış lambalı zıvanalı birleştirmelerin sandalye konstrüksiyonlarında kullanımını kısıtlamaz, bilakis yuvarlatılmış lambalı zıvanalı birleştirmeler iç gerilmeleri yuvarlatılmış zıvanalara daha yeknesak dağıtarak ayak eiemanlarindaki çatlama riskini düşürürler ve bundan dolayı sandalye iskeletlerinde ön ayak/yan kayıt bağlantılarında kullanılabilirler. Ancak üçüncü tip birleştirme şekli olan dikdörtgen zıvanalı/yuvarlatılmış lambalı birleştirmeler sandalye konstrüksiyonları için tatminkâr bulunmamıştır. Until recently, detailing of joints was largely a matter of tradition, based on trial and error methods. However, in the engineering design of furniture, it is necessary for designers to create joints with a specified strength. This study was undertaken accordingly, to obtain the strength of round tenon/round mortise, rectangular tenon/rectangular mortise and rectangular tenon/round mortise joints assembled under nominally identical conditions with different end configurations. In addition, each end configuration was compared at rail widths, each with 2 widths of tenon. The results showed that rectangular end mortise and tenons are about 15% stronger than both round end mortise and tenons and rectangular end tenons fitting into round end mortise joints. Meanwhile, joint geometry has a significant effect on the strength of those particular joints. As tenon width and length were increased, the strength of the joint was correspondingly improved. The type of mortise and tenon end has an appreciable effect on the breaking strength of the joints as rectangular end mortise and tenons are stronger than round end mortise and tenon joints; however, this does not limit the use of round end mortise and tenon joints in chair construction. It may actually be advantageous to use round end tenon and mortise joints for the front leg/side rail joint in a chair frame as the internal stresses may be more uniformly distributed over the rounded ends of the mortise, thus reducing the risk of splitting the leg member. The third type of construction, with a square end tenon fitting into a round end mortise, was, however, less satisfactory Daha fazlası Daha az

Kızılağaç (Alnus glutinosa Gaertn subsp. barbata (C.A. Mey.) Yalt.) gövde hacim tablosu

Saraçoğlu, Nedim

Article | 1998 | Turkish Journal of Agriculture and Forestry22 ( 3 ) , pp.215 - 225

Bu çalısmanın amacı, Dogu Karadeniz Bölgesi Kızılagaç Mescerelerinin tek agaç gövde hacım miktaralarının tahmin edilmesidir. Bölgesel (çift girişli) Gövde Hacim Tablosu, Perşembe-Hopa/Kemalpaşa arasında yayılıs gösteren saf, aynı yaşlı, müdahale görmemiş, normal kapalı ve doğal gelişen 55 Kızılağaç geçici deneme alanlarında seçilen 510 deneme ağacının verilerine göre düzenlenmiştir. Bölgesel Gövde Hacım Tablosunun düzenlenmesinde Regresyon yöntemlerinden yararlanılmıştır. Bu amaçla 6 hacım modeli seçilmiştir. The objective of this study is to estimate the stem volume per single tree for Alnus glutinosa Gaertn subsp. barbata (C.A. Me . . .y.)Yalt. stands of East The Blacksea Region. Double Entry Volume Table was constructed by means of the material collected at the 510 sample trees, were choosen in 55 temporary trial plots taken in the pure, even aged, untouched, normal stocked and naturally grown stands of the Alnus barbata between Persembe and Hopa-Kemalpasa. Several mehods were in evaluation of material and constructing the table. It was based on Regression Methods in obtaining Double Entry Volume Table. 6 volume models were choosen for this purpose Daha fazlası Daha az

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında yükümlülüklerimiz ve çerez politikamız hakkında bilgi sahibi olmak için alttaki bağlantıyı kullanabilirsiniz.

creativecommons
Bu site altında yer alan tüm kaynaklar Creative Commons Alıntı-GayriTicari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Platforms